İsmail Müftüoğlu

02 Aralık 2010 Perşembe 15:13 DİĞER KÖŞE YAZILARI

KİMSEDEN SES YOK MU?

Wikileaks’ın açıkladığı belgeler dünya çapında siyasi dalgalanmalara neden olduğu gibi, Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın 26 Kasım 2010 tarihinde Eyüp Sultan meydanında, daha sonra 30 Kasım 2010 tarihinde saat 01.00’de Star TV’nda neşredilen Arena programında yaptığı açıklamalar da Türkiye’nin siyasetini temelinden dalgalandırmıştır.

Zira Wikileaks Türkiye’nin de içinde bulunduğu devletlerin siyasi röntgenini çekerken, Saadet Partisi Genel Başkanı muhterem Necmettin Erbakan da Türk siyasetinin iskeletini ortaya koymuştur.

Sayın Erbakan, siyaset arenasına dahil olduğu günden beri, Türk siyasetinin eksilerini, artılarını dillendirip gelmiştir. Ama yaptığı bütün açıklamalar siyasi taassup sebebiyle layıkıyla anlaşılamamış, hatta idraksizlik sebebiyle de alay konusu yapılmıştır.

Günübirlik politika yapan siyasiler ve nevzuhur düşünürler elbette ki sayın Erbakan’ın öngörüş ufkuna bir türlü ulaşamadıklarından kısır döngü içinde kalmışlar ve cumhuriyet dönemini bir nevi boşa geçirmişler ve heba etmişlerdir.

İşte bu dar algılamanın ufkunu genişletmek için sayın Erbakan yeniden siyasete dönmek mecburiyetinde kalmıştır. Çünkü sayın Erbakan gerek dış devletlerin, gerekse gizli mihrakların ve Türkiye’deki işbirlikçilerin Türkiye aleyhindeki plan ve programlarını en iyi bilen liderlerin başında gelmektedir.

Sayın Erbakan yaptığı tüm açıklamalarında, Türkiye’yi kucaklayan görüşten bahsederek, diğer siyasi partilerle Saadet Partisinin farkını ortaya koymaktadır. Türkiye’de kurulan 62 parti bulunduğu halde, tasnifte bunu ikiye ayırdığını görüyoruz. Birinin Milli Görüşün temsil edildiği Saadet Partisi olduğunu, diğerlerinin tamamının fikri yapıları itibariyle bir tek parti anlamını taşıdıklarını söyleye gelmektedir.

Bu tasnif bize göre de gerçekçi bir tasniftir. Zira diğer gruba dahil olan partilerin tamamının gerek ekonomik yaklaşımlarının, gerek dış politik hedeflerinin ve gerekse iç politik projelerinin ayniyet gösterdiği, farklı görüntü veren partinin ise sadece Saadet Partisi olduğu görülmekte ve bilinmektedir.

Çünkü Saadet Partisi maneviyatçı, dış politikada bağımsız ve şahsiyetli, sanayileşmede öncelikli, sömürüden uzak, tam aksi paylaşımcı, reddi miras etmeden çağdaş medeniyetin üstünde bir medeniyetin temininde gayretli ve milletin tüm değerlerine bağlı olarak mücadelesini verirken, diğerlerinin tamamının bu özelliklerin dışında politikalar ürettikleri, taşeron ve işbirlikçi bir anlayış içinde oldukları icraatlarından ve politik gidişatlarından anlaşılmaktadır.

Ancak milletimiz TV programları ile gazetelerdeki makale ve açıklamalar ile manüpile edildiği için, bu farkı her nedense bir türlü algılayamıyor. Anlayamadığı için de oy’unu bilerek kullanamıyor. Sonuçta yanlışa yönelme olduğu için de hep zarar görüyor. 80 yıldan beri de bir türlü iki yakası bir araya gelemiyor.

Milletimiz Wikileaks’ın açıklamalarına karşı gösterdiği alaka kadar alakayı iç politikada göstermesi halinde, sap ve samanı ayırabilecek duruma gelecektir. Çünkü doğru ziyade değildir.

Wikileaks’ın deprem gibi yaptığı açıklamalara benzer iç siyasetimizde de nice depremler olmuş, ama milletten tık sesi çıkmamıştır. Bir nevi kaderine razı olmuş ve kendisini mazlum hale getirmiştir. Acınacak durumlara düşmüştür.

Şimdi biz tekrar soruyoruz. Her yönden enkaz haline gelen ülkemizi bu halden kurtarabilecek kadrolara ne zaman yanaşacağız? Ülkenin bu hali pür melalinden kurtulması için, ne zaman biz de varız diyeceğiz? Gidişatın izmihlale doğru olduğunu görüp, soruyoruz: kimseden ses yok mu? 
2135 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:43
Güneş 06:05
Öğle 12:22
İkindi 15:45
Akşam 18:26
Yatsı 19:43
DÖVİZ KURLARI
USD 3.4910     EURO 4.1702     IMKB 104123     ALTIN 145,976