KARŞI KARŞIYA GELİR

Belli ki Türkiye IŞİD ve PYD’yi -daha doğrusu PKK’yı- bertaraf ettikten sonra ÖSO ile Esat birlikte masaya oturup kalıcı bir çözüm için müzakere yapacaklar. Lakin bunu İsrail’e kabul ettiremezler. O zaman Türkiye ile İsrail artık kaçınılamaz şekilde karşı karşıya gelecektir.

30 Ağustos 2016 Salı 22:38 < MEDYADAN
Suriye’de sonunda Türkiye ile İsrail
 
KARŞI KARŞIYA GELİR
 
Türkiye’nin Suriye sınırından kara birliklerini içeri sokmasını ABD ve Avrupa Birliği ‘nihayet oldu’ havasında, fakat tedirginlikle karşıladı. Nicedir Türkiye’yi bir komşu ülkeyle savaştırıp diz çöktürülünceye dek ateşi körükleme planını uygulatamadıklarından birçok projeleri çöp kutusuna gitti. Geçmişte çok kez tekrarladık ama yine de o projeleri kısaca bir hatırlatalım.
 
Türkiye’ye 2 sınır komşusu İran-Irak arasında çıkartılan savaşı bulaştırmaya çalıştılar ama başaramadılar. Aksine, Türkiye her 2 ülke ile eşit mesafede durarak balıksırtı yürüttüğü bir politika ile savaş yıllarında ihracatını arttırarak ikişer milyar $’a çıkarttı. Savaşın Türkiye’ye yaradığını gözlemleyince 8. yılda 1988’de bitirttiler.
 
Ardından 1989 yılında Bulgaristan yönetimini kışkırtarak Türk nüfusu Türkiye’ye sürmesini sağladılar. Türkiye’ye 300 bin Türk göç etti. Bu yüzden iki ülke savaşacak noktaya getirildi lakin yine başaramadılar. Rejim ve yönetim değişince Türkiye Bulgaristan ile ilişkilerini çok ileri düzeylere çıkardı. Demokratik hakları tanınan Türkler partilerini kurdular, iktidar ortağı bile oldular. Savaşın eşiğinden dönen iki ülkenin arası giderek düzelmeye ve ilişkileri daha çok gelişmeye başladı. Böylece bu proje de uygulanamadan çöp kutusuna atıldı.
 
Sonra, Saddam Hüseyin’i oyuna getirip Kuveyt’i işgal ettirdiler. Bu defa Kuveyt’i kurtaralım diye çoğu Arap 28 ülkeden oluşan bir koalisyon oluşturdular. Maksatları Türkiye’nin Irak’la bir şekilde savaşa tutuşturulmasıydı. Kuveyt’in işgali 2 Ağustos 1990, yani 1 yıl sonra!
 
Saddam’ı Kuveyt tuzağına düşürdükleri gibi Başbakan Özal’ı Musul ve Kerkük sizin diye teşvik ettiler. Lakin devleti yöneten üstün akıl buna da izin vermedi. Türkiye yalnız Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattının vanalarını kapatmakla yetindi. Koalisyonda yer aldığı halde Kuveyt’e hiç asker göndermeyerek Birinci Körfez Savaşının tamamen dışında kaldı.
 
Ondan sonra 1991’de Ermenistan’ı kışkırtarak Karabağ’a saldırttılar. Başbakan Özal Türki cumhuriyetlere büyük önem verdiği için Türkiye’yi Azerbaycan’ın yanında savaşa sokmayı hesaplıyorlardı. Özal bir ara ‘Sınırda bir tatbikat yapsak birkaç top mermisini Ermenistan’a düşürsek ne olur?’ diyerek tam da beklediklerini yapmak istedi. Ama devleti yöneten üstün akıl buna müsaade etmedi. Böylece bu projeleri de işe yaramadı.
 
Ama İsrail güdümlü ABD-NATO-AB ısrarlıydı. Mutlaka Türkiye’yi bir Arap ülkesiyle savaşa sokup hiçbir konuda uzlaşamayan Arap Birliği’ni ortak bir düşman karşısında birleştirmeye kararlıydı. Bu amaçla Çekiç Güç’ü getirip bölgede konuşlandırdılar. Yıllar: 1991 ilâ 1996!
 
Çekiç Güç uçuş yasağı koyduğu halde, Irak’ın kuzeyinde yaşayan Kürtleri Saddam geliyor yalanıyla korkutarak Türkiye sınırına doğru kaçmaya zorladılar. Hesaplarına göre, Türkiye Kürtleri sınırdan içeri sokmayacak, bu yüzden onlarla savaşacaktı. PKK-Peşmerge birlikte Türkiye’ye saldırıya geçecek, Çekiç Güç de gereken desteği sağlayacaktı. Türkiye’nin Irak topraklarına girdiğini gerekçe yaparak savaş açsaydı Saddam da destek alırdı.
 
Yine bekledikleri gibi olmadı. Türkiye Kuzey Irak Kürtlerini bırakın savaşmayı, engellemeyi aksine içeriye buyur etti. Müslüman kardeşlerimiz, bölgedeki halkımızın akrabaları diyerek 2,5 milyon Kuzey Iraklı Kürt mülteciyi yıllarca misafir etti, ekmeğini onlarla paylaştı.
 
Erbakan 1996 yılında 54. Hükümeti kurunca ilk iş Çekiş Güç’ü bölgeden söküp geri yolladı ve 1897’de Siyonist Kongresinde alınan kararlar gereği ikinci 50 yılda Arzımevud üzerinde Büyük İsrail’in kurulmasını BOP ambalajı içinde gerçekleştirmek mümkün olmadı.
 
Ancak ABD ve NATO’yu dünyanın jandarması olarak kullanan Dünya Siyonizm’inin Büyük Ortadoğu Projesi ambalajı içinde Büyük İsrail’i kurma planından vazgeçmesini beklemenin imkânı yoktu. ABD’deki ikiz kulelere yapılan saldırılar fırsata dönüştürülerek 22 Müslüman ülkenin haritalarının değiştirilip Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesinin hayata geçirilmesi amacıyla Afganistan ve Irak işgalleri başlatıldı. Lakin yine asıl hedef Türkiye idi…
 
Tek süper güç ABD liderliğinde Yeni Dünya Düzenini ilan eden Siyonizm, Başkan Bush’un ağzından Haçlı savaşı ilan ederken şöyle diyordu: Ya bizimlesiniz, ya düşmanımız!
 
ABD Türkiye’den Irak’ı kuzeyden birlikte işgal etmeyi talep ediyordu. Bu maksatla yapılmış büyük harcamalara rağmen Türkiye 1 Mart Tezkeresini Meclis’ten çeviriyor ve ben sizinle birlikte değilim diyordu. O attığı son dakika golünden sonra Türkiye hep kazanırken ABD ve diğer müttefikleri sürekli kaybettiler.
 
Eğer ABD ve müttefikleri ile birlikte Irak’a girseydi, onlar çekilecek Türkiye savaşın içinden çıkamayıp Arap ülkeleri ittifakı karşısında çökertilip yok edilecekti. Ya da Pentagon Güney Bölgesine yerleşerek Türkiye’yi kendisi işgal edip bölecekti. Türkiye’yi yöneten üstün aklın karşısında Dünya Siyonizm’i 1 Mart Tezkeresi ile öyle bir yenilgi aldı ki telafisi imkânsızdı.
 
Ancak bütün her şeye rağmen Siyonizm Türkiye’yi bir ülke ile savaşa sokma planından hiç vazgeçmedi. Başlatılan Arap Baharının sıçradığı Suriye ile Türkiye’yi savaştırmak için tüm imkânlarını kullandı, her çeşit yolu denedi, lakin bir türlü başaramadı.
 
Karşısında İsrail gibi bir büyük düşman varken Türkiye’nin bir başkasıyla savaşmasının ve yumuşak lokma olmasının bir mantığı olamazdı. Eğer savaşacaksa ancak İsrail’le savaşır; en büyük baş belası ve beka sorunundan kurtulurdu. İşte bunun için zaman kazanıyordu.
 
Siyonizm’in dünya jandarması ABD Irak’ı işgal ederken illüzyon ustası medya amaç petrol diye BOP konusunu gözlerden ırak tutmaya çalışıyordu. Peki, Suriye’de petrol mü var? Ne işleri var şimdi ABD ve müttefiklerinin Suriye’de?
 
Evet, Suriye’de petrol yok; lakin İsrail’in işgal ettiği Golan Bölgesinde zengin su kaynakları var! Bu nedenle İsrail Suriye’de işbirlikçisi olmayan, başını ağrıtacak bir yönetim istemiyor. Özellikle İslam düşmanı olmayan ve Türkiye ile iyi ilişkileri olan bir yönetimi asla istemiyor.
 
İşte bir üçüncü dünya savaşına dahi yol açabileceği iddia edilen Suriye sorununun bir türlü çözülemeyişinin özündeki neden İsrail’i tatmin edecek bir formülün bulunamamasıdır.
 
Bugüne kadar ABD, NATO, AB, İran ve Hizbullah Suriye’de İsrail’e vekâleten Beşşar Esat yönetimini birlikte destekleyip ayakta tutmaya çalıştılar. İsrail’in etkisindeki bir Beşşar Esat Türkiye’den destek bulamadığı için Suriye sorunu çözümsüz kaldı. Açıkçası Suriye sorunu sınır komşusu olan İsrail ve Türkiye uzlaşmadıkça çözülemez. Diğerleri İsrail’le Türkiye’ye vekâleten çaba sarf ediyorlar.
 
Daha ilk gün Rusya’nın Suriye’ye müdahalesinin Türkiye hesabına olduğunu yazdık. Daha sonra Rusya’nın uçağının düşürülmesi bile bu realiteyi değiştirmedi. Şu anda eğer Türkiye kara birlikleriyle Suriye sınırından içeri girdiyse Rusya Beşşar Esat’ı razı ettiği içindir.
 
Rusya Beşşar Esat’ı ikna ettiğinden Türkiye Özgür Suriye Ordusu ile birlikte IŞİD’i, PYD’yi hedef alan operasyonları sınır ötesinde, Suriye içerisinde başlatabilmiştir. Esat’ı ikna etme asıl Arap ülkelerinin Türkiye’ye karşı reaksiyon göstermemeleri bakımından önemlidir.
 
Belli ki Türkiye IŞİD ve PYD’yi -daha doğrusu PKK’yı- bertaraf ettikten sonra ÖSO ile Esat birlikte masaya oturup kalıcı bir çözüm için müzakere yapacaklar. Lakin bunu İsrail’e kabul ettiremezler. O zaman Türkiye ile İsrail artık kaçınılamaz şekilde karşı karşıya gelecektir.
 
Türkiye İsrail ile açıktan karşı karşıya geldiğinde ne İran, ne Hizbullah ve ne de hiçbir Arap ülkesi Türkiye aleyhinde, İsrail lehinde bir tavır içerisine giremez. Türkiye’nin bundan daha iyi bir konjonktür yakalaması mümkün değildir.
 
FET֒nün gerçekleştirdiği 15 Temmuz saldırısının arkasında CİA ve MOSSAD, yanı İsrail olduğunu Türkiye elbette ki biliyor. Bu saldırının hedefinin Türkiye’yi imha etmek olduğunu ise artık bilmeyen yok. Türkiye bunun çok iyi farkında olduğu için şimdiye kadar hiçbir ülke ile çatışmaya girmedi. İlanihaye İsrail’le savaşmaktan kaçınamayacağını biliyordu.
 
Peki, İsrail Türkiye ile çatışmayı göze alabilir mi? Bize kalırsa, şayet bir çılgınlık yapmazsa makul, mantıklı hareket ederek hiçbir şekilde Türkiye ile savaşı göze alamaz. Çünkü İsrail, Türkiye ile savaşta 24 saat bile sürmez haritadan silinir. Türkiye kara, hava, deniz gücüyle ufacık İsrail toprağının kısa sürede altını üstüne getirir. Ondan sonra da yenilgiye uğratılsa ne yararı olabilir İsrail’e! Dünya Siyonizm’i İsrail’i feda edip Türkiye ile savaşa izin vermez.
 
O halde İsrail, Türkiye ile uzlaşarak en iyi bildiği yöntemle içeriden çökertmek için zamana oynamak durumundadır. Gerçi İsrail Türkiye’ye karşı 40 yıldır bunu zaten yapıyor ve hiçbir zaman başarılı olamadı. Lakin başka çaresi de yok; en iyi bildiği Türkiye’nin içini oymak.
 
Türkiye’nin İsrail ile savaşını Erbakan başlattı. Tek başına yola çıkarken İsrail ve Siyonizm ile başlattığı mücadelede Erbakan 40 yıl boyunca bir defa bile yenilgiye uğratılamadığı için Millî Görüş Türkiye’ye hâkim konuma geldi. O sayede bölge lideri küresel güç olan Türkiye bütün bir dünya karşısına çıktığı halde yükselişini sürdürmektedir.
 
Türkiye’nin, hemen her ülkede işbirliği, menfaat birliği, kader birliği yapan partnerlerini pek çok defa dile getirmeye çalıştık. Dünya Siyonizm’inin eski küresel hegemonik gücünün ise artık olmadığı her olayda görülüyor. Türkiye yanlısı güç odakları ve siyasi elitler her ülkeyi Siyonizm için sorunlu hale getiriyor; bu yüzden hiçbir planını, projesini hayata geçiremiyor.
 
Büyük afra tafra ile ilan edilen tek süper güç ABD liderliğindeki Yeni Dünya Düzeni diye bir şey kalmadı. Ardından BOP dünya gündeminden çıktı. Irak ve Afganistan işgallerinde ağır yenilgiler alan ABD ve müttefikleri Ortadoğu’dan çekildikten sonra terör örgütleriyle ittifaka girme zilletine bile duçar oldular. Türkiye Suriye’ye girince, işbirliği ettikleri terör örgütlerine sırtlarını çevirip yüzüstü bırakmak zorunda kaldılar. ABD ve müttefikleri artık Siyonizm için çok fazla kullanışlı değil. Siyonizm’in, Çin’i süper güç yaparak kullanma stratejisinin sonuç vermediği de ortada.
 
Türkiye’nin Suriye’de terör batağına saplanması için ellerinden geleni yapacaklar, lakin bir işe yaramayacak, avuçlarını yalayacaklar. Çünkü Türkiye’nin Suriye’ye, Irak’a girişi onların girişine benzemez. Onlar işgalci, istilacı; Türkiye ise kurtarıcı, kollayıcı. Onlar vahşice, hile ve entrika ile düşmanlık tohumları saçarken; Türkiye merhametle, muhabbetle yaklaşarak, şefkatle yaraları sararak barış ve huzuru ikame etmeye çalışıyor. Her şeyden önce onların ecnebi, Türkiye’nin mahalleli olduğunun bölge toplumları farkındadır.
 
Ayrıca Türkiye onların istediği bir zamanda, istediği şekilde Suriye’ye girmedi; kendi uygun gördüğü bir konjonktürde, planladığı şekilde müdahale etti. Onlar baltalarla, kasap satırları ile doğrarken Türkiye yaralara neşter vurmak, sarmak, tedavi etmek için Suriye’de.
 
Türkiye, onların beslediği teröristlerin üzerine tanklarla, toplarla yürürken; Kızılay ise halka her türlü yardımı ulaştırma çabasında. Türkiye onların umduğu gibi bataklığa saplanmaya, vahşeti büyütmeye değil; aksine barışı, huzuru, kardeşliği yeniden tesis etmeye gidiyor.
 
Sayı: 929
1672 defa okundu.
EtiketlerTürkiye İsrail
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • Efsane - 31 Ağustos 2016 Çarşamba 09:28
    İnşallah İran ile karşı karşıya gelmeyiz!
  • orhan ışıl - 30 Ağustos 2016 Salı 23:16
    allah razı olsun yine çok doyurucu bir bilgilendirme olmuş. yazılarınızı erbakan hoca anektodlarıyla süslerseniz dahada harika olur diye düşünüyorum.allaha emn.olun.
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:00
Güneş 04:53
Öğle 12:33
İkindi 16:26
Akşam 20:00
Yatsı 21:42
DÖVİZ KURLARI
USD 3.5028     EURO 3.9236     IMKB 99639     ALTIN 141,794