KATAR NEDEN GÖZLERE BATAR?

Mesele Katar olsa da hedefe Türkiye’nin konulduğu çok açıktır. Katar Türkiye’nin şah damarı gibidir, kesmek isteniyor!

13 Haziran 2017 Salı 23:50 < MANŞET

 
Konuya Erbakan’ın şu sözü ile başlamak gerekiyor: Her taşın altına bir Yahudi yetişmez ama Yahudi hiçbir taşın altını boş bırakmaz! Yahudi her taşın altına birilerini koyuyorsa Ortadoğu’da her taşın altına birkaç tanesini koyar. Bunu bilmeyenler her defasında baltayı taşa vurur. Son günlerde birden alevlenen Katar sorununun içinde de Yahudi cirit atıyor!
 
Önce bir kere ayının kırk hikâyesi varsa hepsi armut üzerinedir sözündeki gibi, Yahudi de nerede bir maraza çıkarırsa çıkarsın değişmeyen hedefi Türkiye’dir. Katar meselesine böyle bakılmadan ne olup bittiğini anlamak mümkün değildir. Mesele Katar olsa da hedefe Türkiye’nin konulduğu çok açıktır. Katar Türkiye’nin şah damarı gibidir, kesmek isteniyor!
 
Lakin İsrail’in Ortadoğu’da Türkiye’ye yönelik çıkardığı her maraza sonunda kendi başında kabağı patlatıyor. Çünkü Türkiye’yi derinlerden üstün bir siyasi akıl yönetiyor. İsrail’e yapıp ettiğinin sonunda bumerang gibi dönmesi ondandır. Türkiye’yi içerisine almak istediği ateş çemberine İsrail hep kendi düşüyor. İçinden çıkmak için yaktığı ateşin de içine düşüyor.
 
Şu anda Libya, Mısır, Yemen, Irak ve Özerk Kürt Bölgesi  -pek bilinmese bile- İsrail’i tehdit eden müzmin sorunlar oluşturmaktadır. Özellikle Suriye İsrail’in nefes almasını zorlaştıran ve bekasını tehdit eden bir sorunlar yumağı haline gelmiş durumdadır. İsrail’i asıl çıldırtan; Ortadoğu’da çıkarttığı her sorunun, marazanın en sonunda Türkiye’nin önemini arttırması, konumunu güçlendirmesidir.
 
En son çıkardığı Katar krizi de Türkiye’nin iç ve dış politikasında İsrail aleyhine gelişmeleri tetikleyecek niteliktedir. İsrail’in hayati önemdeki asıl sorunu Suriye’deki durumdur. Katar’a kılçık atmasının asıl nedeni dikkatleri Suriye’den uzaklaştırıp orada işler çevirmekti; ancak geri tepti. Suriye’de DAEŞ ile uzlaşıp Rakka’yı PKK-PYD’ye teslim etmeye çalışırken, ilgiyi Katar’a çevirip bir taştan birkaç kuş vurmak istedi ama avlanan kendi oluyor. Bakın nasıl…
 
Malum, Katar’a dönük Suudi Arabistan liderliğindeki tecrit girişimi Başkan Trump’ın yaptığı ziyaretin ardından başlatıldı. Girişim Trump’a mal edilerek, ABD’deki Siyonist karşıtları için yeni bir cephe açma imkânı oluşturulmak istendi. Nitekim Katar konusunda ABD’de Trump ile çelişen zıt açıklamalar yönetimin kendi içinden yapıldı. Trump karşıtları da öyle…
 
Trump Katar’ı teröre destek vermekle suçlayarak Suudi Arabistan’ın arkasında durduğunu gösterirken; Dışişleri Bakanı ambargo hafifletilmeli, hararet düşürülmeli yönünde açıklama yaptı. Siyonistler de olayı ABD’de Trump karşıtı kampanyaya malzeme yapmaktadırlar.
 
ABD’nin Katar’da 10 bin kişinin kaldığı büyük bir askeri üssü bulunduğunu Trump bilmiyor! Diyen karşıtları aleyhindeki kampanyaya yeni unsurlar katarak bilerek-bilmeyerek izlemeyi seçim kampanyasında deklare ettiği politikalara imkân sağlamaktadırlar.
 
Şöyle ki, Trump’ın izlemeye çalıştığı; ABD dünyanın jandarmalığını bırakıp kalkınması, halkının refahı için kaynaklarını harcasın şeklindeki ulusalcı politikaları Irak işgalinde Bush’un Savunma Bakanı Rumsfeld uyguladı diye Siyonistler onu görevinden azlettirmişti.
 
İddiaları şuydu: Savunma Bakanı Rumsfeld kasıtlı olarak yeterli asker, donanım ve lojistik sağlamayarak ABD’nin Irak’ta yenilgiye uğramasını ve bölgeden çekilmesini sağladı. Bunu şimdi Başkan Trump bölgede uygulasın diye gerekli şartları Siyonistler kendi hazırlıyor!
 
ABD; halen belini büken Suriye sorununu halledemezken, PKK/PYD yüzünden Türkiye’nin itirazlarından bunalmışken Katar krizi bagajını daha da ağırlaştırmaktadır. Ortadoğu’da biri çözülmeden diğer bir sorunun zuhur etmesi ABD’nin işini zorlaştırdıkça; ulusalcı politikalar izlenmesinden yana olan Trump ve ekibine gerekçeler doğmaktadır. ABD’nin Ortadoğu’yu terk edip okyanus ötesine çekilmesi halinde İsrail’in Türkiye’yi engellemek için kullanacağı başka bir güç kalmamaktadır. Dolayısıyla çıkardığı Katar krizi İsrail’i çıkmaza sokmaktadır ki bundan asıl yararlanan Türkiye olmaktadır.
 
Nitekim Katar’a açık-net destek veren Türkiye’nin, ister-istemez İran da yanında yer almak zorunda kaldı. Bu nedenle İran’ın Suriye’de de Türkiye’ye karşı eli zayıflayacaktır. Türkiye, İran’ı yanına çekerek bölgedeki konumunu, etkinliğini güçlendirdiği için Suudi Arabistan da karşı çıkma imkânı bulamayıp ister-istemez sonunda yanaşacaktır.
 
Bölgenin en güçlü ve yıldızı parlayan ülkesi Türkiye’ye karşı ABD’nin de aykırı politikalarla sürgit zıtlaşması beklenmemelidir. Sonunda uzlaşma yoluna gidecektir. İşte bu nedenledir ki ABD’deki Trump karşıtları Katar konusunda Türkiye yanlısı bir tutum sergilemektedirler! Çünkü Trump karşıtları son zamanlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ittifak arayışı içerisine girmişlerdir. Amaçları; önceki sayılarda da dile getirmiştik, Trump-Erdoğan-Putin birlikteliği ile oluşan İsrail karşıtı ittifakı kırıp dağıtmaktır.
 
Siyonistler İsrail’in güvenliğini ve bekasını riske atan ABD’nin ulusalcı politikalar izlemesini engellemek için Trump’la destekçilerine karşı ölümüne bir mücadele başlatmışken Türkiye ile geçici uzlaşma arayışındalar. Bu niyetle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptıkları ziyaretler ve sonrasındaki gelişmelere ilişkin önceki sayılarımızda değerlendirmelerde bulunmuştuk.
 
Katar krizi sonrası ABD’deki Trump karşıtı Siyonistlerin tutumu bu değerlendirmelerimizde isabet olduğunu göstermektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gayet doğru Katar politikaları eğer Siyonistlerce destekleniyorsa üzerinde keskin kılıçla durup nedenini anlamak gerekir.
 
ABD’deki Siyonistler burada yine bir taşla iki kuş vurmaya çalışıyorlar. Birincisi Erdoğan’la aynı politikaları izledikleri görüntüsü vermek istiyorlar. Böylece Trump’a karşı ittifak yapma pozisyonlarını güçlendirmiş oluyorlar. En önemlisi ise ikincisi: Trump Katar’la arayı açarsa, nihayet bunu ülkedeki ABD üssünü kapatma gerekçesi yapabilir. Çünkü asıl amacı ABD’yi sonunda okyanus gerisine çekip dünya jandarmalığı misyonundan soyutlamaktır.
 
Siyonistler Katar’ın nihayetinde Türkiye’ye bırakılmasından endişe ettiklerinden Trump’tan izlediği Suudi Arabistan yanlısı tutumunu bırakmasını istiyorlar. Böylece Türkiye ile birlikte hareket ettikleri görüntüsü vererek aslında Türkiye’nin önünü kesmeye çalışıyorlar!
 
ABD yönetimi Beyaz Saray ve Pentagon arasında bölünmüş durumda. Dışişleri Bakanlığı, ayrı bir baş çekiyor izlenimi verse de aslında Beyaz Saray içinden Pentagon’u destekleme çabasından öte bir şey değil. Siyonistlerin egemen olduğu Pentagon, ABD’nin küresel güç olarak kendini İsrail’in güvenliği ve bekasına adamasını istiyor. Kalkınma, refah, toplumsal ihtiyaçların karşılanması umurunda değil. Beyaz Saray’a konuşlanan Ulusalcıların da İsrail umurlarında değil, canı cehenneme diyorlar. Ayrıca ABD’de son yıllarda dünyada olmayan bir antisemitizm cereyanının gelişmekte olduğundan söz edilmektedir ki çok önemli.
 
Siyonistler Trump’ı başkan seçtirmemek için her türlü teamülü çiğneme pahasına, gemileri yakarak olağanüstü bir çaba gösterdiler başaramadılar. Seçilince de göreve başlatmamak için her yola başvurdular yine olmadı. Şimdi başkanlıktan düşürmek için ellerinden gelenin azamisini yapıyorlar yine bir sonuç alamıyorlar. Trump Siyonistlerin Siyonistlerse Trump’ın en büyük düşmanı konumunda, birbirlerine karşı şeytanla bile ittifak kurabilirler.
 
Bu ölümüne iktidar savaşının kurumsal tarafları ya da karargâhları Beyaz Saray-Pentagon olarak şekillenmiş bulunuyor. İki kesim de dış politikayı siyasi kavgalarının unsuru gözüyle görüyor. Ne ABD’nin ortak çıkarından, ne ortak dış politikasından söz etmek mümkündür.
 
ABD siyasetinde nicedir yaşanan bu iktidar kavgası, Trump’ın Başkan seçilmesiyle birlikte ayyuka çıkarak toplumsal kopuşa, bölünmeye doğru hızlanmış bulunuyor. Tarafların diğeri ile aynı devlet çatısı altında birlikte yaşamaya tahammülleri yok, birbirlerini imhaya yeminli duruma gelmiş bulunuyorlar.
 
Bu durumun İsrail’in güvenliğini, bekasını büyük riske attığı yadsınamaz. Eğer ABD Irak’ta yaşadığı yenilgi nedeniyle yaptığı gibi bölgeden tamamen çekilirse veya artık üstünlüğünü yitirirse İsrail’in güvenliğini istese de sağlayamaz. Gidişat da o yöne doğru gidiyor.
 
ABD’nin bölgeden çekilmesi ya da üstünlüğünü yitirmesi halinde Türkiye’nin önlenemeyen yükselişi ivme kazanarak devam edecektir. ABD ve müttefiklerinin Irak işgalindeki yenilgisi Türkiye’nin önünü açtı. Türkiye’yi İran liderliğindeki Şii ittifakı ile engelleme planı da başarı elde edemedi. Arap Baharı da Türkiye’yi bölgenin ümidi haline getirerek yükselişinde ivme kazandırdı. IŞİD’in bölgeyi işgalinin Türkiye’ye verdiği zarardan çok daha fazla yararı oldu. Rusya’nın Suriye’ye müdahalesi ise Fırat Kalkanı harekâtı için şartları hazırladı. PKK terör yapma gücünü yitirerek artık İsrail’e Türkiye’nin önünü kesme umudu verememektedir.
 
Artık ne ABD’nin, ne NATO’nun, ne Avrupa Birliği’nin İsrail’in güvenliği ve bekası için fazla yapacağı bir şey vardır. Siyonistler Trump’ı devirse bile ABD’yi artık kontrol edemezler. Bu durum sürgit devam da ettirilemez. Trump’ın NATO’ya da, Avrupa Birliği’ne de olumsuz bir yaklaşım içinde olduğu sır değil; fırsatını bulduğunda ABD’yi okyanus ötesine çekecektir.
 
ABD bölgedeki üstünlüğünü Türkiye’ye kaybederse -ki, Trump bunun için yapabileceği her şeyi yapacaktır- bölge ülkeleri Ankara’ya biat için kuyruğa gireceklerdir. İsrail’in artık nefes alması bile kolay olmayacaktır. Nitekim Katar Emiri ABD Başkanı Trump’ın Beyaz Saray’a davetini reddetti bile. Barzani bile nicedir Washington’un, Brüksel’in yolunu unuttu, Ankara dışında başkent tanımaz oldu. Bölge yönetimleri en iyi gücün yönünü hissederler.
 
Osmanlı İmparatorluğunun son direniş kalesi olan Katar; şimdi Yeniden Büyük Türkiye’nin ilk kapısı olmaya aday görünüyor. Türkiye’nin ekonomik, siyasi, askeri bütün açılımlarında Katar en sadık dostu konumunu nicedir pervasızca sürdürmektedir. Bu yüzden göze batıp küresel egemenlerin düşmanlıklarına hedef olmaktadır. Lakin Türkiye’ye güvenmekten bir zarar görmeyeceğini şimdiye kadar birçok olay vesilesiyle yaptığı testlerden daima olumlu sonuçlar alarak bilmektedir. Katar’ın Türkiye’ye güvenmekten başka da çaresi yoktur.
 
Türkiye; kahraman büyük ordusuyla, ileri savunma teknolojisiyle, üstün siyasi aklıyla dosta güven, düşmana endişe vermeye devam etmektedir. Türkiye’yi içeriden-dışarıdan kuşatan İsrail artık hain emellerine ulaşmaktan umudunu tamamen kesmiş durumdadır. Bu yüzden uzlaşma ve işbirliği arayışını, yanaşma çabalarını sürdürüyor. Türkiye’ye gücü yetmiyor…
 
Bir sürü terör örgütüyle, bir dizi darbe girişimiyle sonuç alamadı. Karşısına ABD, NATO ve Avrupa Birliği’ni çıkartarak dize getiremedi. Siyonist sermayenin Dolar operasyonlarıyla ve işbirlikçi medyanın algı operasyonlarıyla da bir şey elde edemedi. Artık ümitsiz, çaresiz ve mecalsiz kalan İsrail şimdi Yahudi’nin temel karakteristik özelliği olan yanaşma siyasetinin takipçisi olmaya yeniden başladı. Zaten devlet olmanın Yahudi karakteri ile bağdaşmadığı bizzat bazı hahamlarca ifade ediliyor ve İsrail’i kuran Siyonistlere karşı çıkılıyor.
 
Türkiye; Katar krizini çözdükten sonra bölge ülkelerinin yönetimleri katar katar olup kapıya dayanacaklar. Böylece Yeniden Büyük Türkiye, yüzyıllık kopuştan sonra kaldığı yerden ve çok daha güçlü olarak yeniden dünya liderliğine doğru koşuyor. Bu başarı Millî Görüş’ün…
 
Sayı: 969
1077 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • o.ışıl - 14 Haziran 2017 Çarşamba 11:02
    hay allah razı olsun.hocama binlerce rahmet olsun.
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:57
Güneş 07:27
Öğle 12:25
İkindi 14:49
Akşam 17:11
Yatsı 18:34
DÖVİZ KURLARI
USD 3.8638     EURO 4.5501     IMKB 109330     ALTIN 156,133