KEMALİZM GÖMLEĞİ AKP’YE UYAR MI?

Mesud Akgül’ün yazısı…

20 Kasım 2017 Pazartesi 10:17 < GÜNDEM
Mesud Akgül’ün yazısı…
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP’nin genetik kodlarıyla o kadar çok oynamaya başladı ki koca iktidar partisini kendi mensupları bile tanımakta zorlanmaya başladı.
 
Bu yüzden AKP söylem, mantalite ve kimlik anlamında ciddi şekilde mutasyon tehlikesiyle karşı karşıya.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sık sık partinin DNA yapısının dizilişini değiştirme gayretleri sebebiyle başta hükümet olmak üzere AKP genel merkez kadroları, Meclis Grubu ve il teşkilatları fikir kirlenmesi ve erozyonu girdabına sürüklenmiş durumda.
 
Durumun vahametini anlamak için yandaş medyayı takip etmek yeterli sanırım!
 
Ülke tarihinin hiçbir döneminde ulusal medyadaki niteliksizlik, omurgasızlık, palyaçoluk ve dalkavukluk hiç bu kadar geçerli akçe olmamıştı.
 
Medya dönekler, yamuklar, dansözler, iskeletsizler ve bukalemunlar cennetine dönüşmüş durumda!
 
Bu ülke muhafazakâr siyaset medyasında çok yamuk gördü ama Atatürk’ü babası kadar sevdiğini söyleyecek kadarına ilk defa rastlıyor!
 
Belli ki bu kerameti kendinden menkul şahıstan babası da çok çekmiş!
 
10 Kasım’da "9'u 5 geçe 'hazır ol’a geçmedim, durumum nedir?" diyen bir başka güler yüzlü yandaş ise program yaptığı televizyon kanalında geçenlerde büyük bir iştahla bağıra bağıra İzmir Marşını söyleyerek hokkabazlığın, şarlatanlığın ve şaklabanlığın kitabını yeniden yazdı!
 
Sen rahat uyu Atam! Güler yüzlü yandaşa bile İzmir Marşını okuttun ya…
 
Kim ne derse desin bu ülkenin ve toplumun en büyük sorunu ideolojisini samimiyetle savunanlar değildir.
 
Bu millet ve ülke merdiven altı ve fason üretim Müslümanlardan gördüğü zararı hiçbir şeyden görmedi!
 
Yandaş medyanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu kadar kolay entegrasyon sağlama yeteneğine şapka çıkarmamak imkansız.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın saat başı değişen söylem ve eylemleriyle ilgili yandaş medyadaki bu cıva olma hali bukalemunlarda bile yoktur.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı savunmak AKP’liler için en büyüğünden en küçüğüne ağır bir yük, katlanılamaz bir çile olmaya başlamışsa dahi yandaş medyada telekinezi etkisindeki kadrolar için asla bir sıkıntı söz konusu olmuyor!
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın keskin “U” dönüşleri, zikzakları, dün başka bugün bambaşka tavırları nedeniyle tezahür eden zihinsel değişim ve dönüşüm AKP tabanının başını döndürürken; yandaş idiot yazarların renklerle arası o kadar iyi ki LGBTİ temsili gökkuşağındaki renkler bile sönük kalıyor.
 
Demirel, dün dündür bugün bugündür” incisini siyasi literatüre kazandırmıştı. Erdoğan ise bir dünü bir bugünü sahiplenip Makyavelizm’e tüy dikti.
 
AKP’liler her Allah’ın günü yeni bir şok dalgasıyla uyanıp güne başlıyorlar.
 
Önce bizzat genel başkanları tarafından günlerce metal yorgunu, defolu, çıkarcı ilan edilip hedef yapıldılar, itibarsızlaştırıldılar ve aşağılandılar.
 
Bu şok dalgasını atlatamadan bu sefer milli iradenin tercihiyle seçilmiş belediye başkanlarını gerekçesiz ve sebepsiz istifalarının alınmasıyla yüzleştiler.
 
Asıl artı deprem sona saklanmıştı!
 
Bu sefer Atatürkçülük ve Cumhuriyet söylemleriyle adeta abandone oldular.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmalarında CHP liderinden daha fazla Atatürk’ten bahsettiği bir dönemden geçiyoruz.
 
Herhangi bir siyasi kazanımı, getirisi olmadığı için CHP’lilerin bile eskisi kadar vurgu yapmadığı ve unutulmaya yüz tutmuş Atatürkçülük, Cumhurbaşkanı Erdoğan sayesinde son yılların en büyük patlamasını yaptı desek abartı yapmış olmayız.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sebep olduğu Atatürkçülük tartışmaları yılların Kemalistlerinin de şahlanıp amuda kalkmasına yol açtığı için bu yılki 29 Ekim ve 10 Kasım törenleri bambaşka bir havaya büründü.
 
Oysa AKP 15 yıllık tek başına iktidarını Atatürkçülüğe borçlu değildi.
 
Aksine vesayet odaklarıyla çarpışa çarpışa iktidara geldi!
 
Darbecilerle, cuntacılarla, askeri vesayetle savaşa savaşa bugünleri gördü!
 
Bürokratik oligarşiye karşı milli irade adına vuruştuğu için her seçimden başarıyla çıktı.
 
AKP’ye iktidar olduğu süreçte en büyük düşmanlık ve aleyhtarlık Kemalist kesimlerden gelmedi mi?
 
Her kritik kavşakta en büyük direnişi Kemalist blok göstermedi mi?
 
Atatürkçülük yapmış olmanın siyasi bir kazanımı ve toplumsal bir karşılığı olsaydı eğer rejimin partisi CHP 50 yıldır muhalefette olmazdı değil mi?
 
CHP’liler bile katı, tavizsiz Atatürkçülük zihniyetinin kendilerine hiçbir fayda sağlamadığı gerçeğiyle yüzleşip aksine %25’e demir attıklarını fark ettikleri için geçmişini inkâr anlamına gelecek ve milletin değerleriyle barışmaya yönelik önemli adımlar, hamleler yapma çabasındayken birden bire Erdoğan’ın Atatürkçülük sevdasına düşmesi hakkında kimsenin doğru dürüst bir şey söylediği yok.
 
Yapılan genel değerlendirmeler Erdoğan’ın 2019 seçimlerine yönelik Atatürkçü kesimlerden de oy alma stratejisi güttüğü yönünde.
 
Oysa bu tür bir yaklaşım son derece sığ, kof, basit ve olup biteni izaha yetmeyecek kadar banal kalıyor.
 
İşin aslı şudur!
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail ve küresel baronlarla yeni bir ateşkes anlaşmasına imza atmış durumda.
 
Global monarşi yaptığı bu yeni ittifaktaki samimiyetini ölçmek için Erdoğan’ı teste tabi tutuyor.
 
Bu tür güven problemlerinde en keskin yöntem karşı tarafın ne kadar taviz verebileceğini sınava tabi tutmaktır.
 
Küresel güç,  Erdoğan’a Atatürk’e ve Cumhuriyete en az CHP kadar sahip çıkmasını dayatıyor.
 
Aksi halde yeni yapılan ateşkes anlaşmasını tek taraflı fesih edeceğini çünkü Erdoğan’a güveninin olmadığını işin erbabı biliyor!
 
Cumhurbaşkanının da 2019 seçimlerinden başarıyla çıkması için küresel sermaye medyasının propaganda gücüne elzem ihtiyacı var.
 
Küresel hükümdarlar ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın toplumsal desteği ve karizması üzerinden devlet içinde milli derin devletle çatışma ve kaos çıkarma hesabında. Siyonizm’in kesinlikle Erdoğan’ı 2019’da Cumhurbaşkanı görmek istediği falan yok!
 
Egemen güçlerin tek arzuları milli derin devletle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devlet içinde çatıştırıp her iki tarafı da zayıflattıktan sonra İsrail’in çekim alanına girmiş ve Batının örtülü sömürgesi Eski Türkiye vesayet rejimini yeniden tahkim etmek!
 
Küresel hükümdarlar ile Erdoğan arasındaki bu yeni ittifakın gayri meşru çocuğu Atatürkçülük söylemi işte bu nedenden dolayı gündeme bomba gibi düştü.
 
Peki, 50 yıldır CHP’yi dahi iktidara taşıyamamış Atatürkçülük sevdası acaba Erdoğan’ın yarasına mehlem olacak mı?
 
Elbette hayır.
 
Aksine dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak tehlikesiyle karşı karşıya AKP!
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bitmek bilmeyen siyasi hırsı, makam sevdası ve ikbal düşkünlüğü 15 yıl tek başına iktidardaki AKP’yi CHP kimliğine bürüyüp uçurumdan aşağıya ha yuvarladı ha yuvarlayacak.
 
AKP’nin eski/yeni üst düzey sorumlularına ve il/ilçe teşkilatlarında dava şuuruyla hareket eden unsurlarına düşen ilk vazife bu sonu uçurum olan gidişe dur demek olmalıdır.
 
Aksi halde AKP, milli irade için vesayet odaklarıyla, askeri oligarşiyle, statüko ile kahramanca mücadele eden parti hüviyetinden uzaklaşıp Erdoğan sayesinde CHP gibi Eski Türkiye’nin bir partisi haline dönüşecek.
 
En büyük tehlike ise 2018 Olağan Kongresinde Erdoğan’ın parti üst yönetimini tümden Kemalist Pelikancılara bırakma stratejisini güdüyor olması!
 
Bu gidişatın sonu Mesut Yılmaz’ın yönetimindeki gibi ANAP’laşmaktır!
 
ANAP gibi yok olmaktır!
 
Milletin değerlerine sahip çıkmaktan milletin değerleriyle kavgalı olan bir partiye evirilmektir!
 
Bu sokak çıkmaz sokaktır!
 
Bu yolun sonu uçurumdur!
 
Atatürk söylemi AKP’nin Yeni Türkiye hedefinden sapması, eksen kayması ve yörünge değişikliği demektir.
 
Atatürk, Eski Türkiyelilerle bir olmak, beraber olmak demektir.
 
Hile rejimi ve köle düzenine iltisak etmek demektir.
 
Eski Türkiye AKP'ye kapatılma davası açılmasıdır...
 
Cumhuriyet mitingleridir...
 
Ergenekondur...
 
Balyozdur...
 
Sarıkızdır...
 
Yakamozdur...
 
Eldivendir...
 
Ay ışığıdır...
 
27 Nisan E Muhtırasıdır...
 
Gezi Parkı isyanıdır...
 
Eski Türkiye 12 Marttır; 12 Eylüldür; 28 Şubattır; 15 Temmuzdur!
 
Yandaş medyadaki saray beslemesi yazarların çizdikleri yapay tozpembe tablo kimseyi aldatmasın.
 
Ülkenin, milletin menfaatini savunmak yerine padişahın dalkavukluğunu yapmayı geçim, şan, şöhret, servet sahibi olmak için araçsallaştıran omurgasız yandaş yazarların kifayetsizlikleri kimsenin aklını örtmesin.
 
Varlıklarını, imkânlarını, prestijlerini, toplumsal meşruiyetlerini rejim ve Atatürk aleyhtarlığına borçlu olduğu halde Erdoğan’ın Atatürkçülük açılımına karşı üç maymunları oynayan münafık karakterli sözde radikal dinci geçinen gazetecilerin, aydınların, medya organlarının içine düştükleri kahpe sessizlik her şey yolundaymış havasına kimseyi sokmasın!
 
Gidişat çok tehlikeli bir hal almaya başladı.
 
Acilen tedbir almak şart!
 
Sorunun çözümü ise basit!
 
Ya AKP, Cumhurbaşkanı Erdoğan yükünden kurtulup bilindik özüne, kimliğine, ruhuna, mazisine geri dönecek!
 
Ya da Erdoğan hem kendisini hem de peşinden sürüklediği AKP’yi uçurumdan aşağıya yuvarlayıp paramparça edecek!
 
Erbakan şöyle derdi: “Ortalama bir insan vücudu 70 Kg ise bunun bütün sinirleri cımbızla çekilecek olsa ancak 70 Gr gelir. O durumda insan vücudu külçe haline gelir. Duyamaz, göremez, hissedemez, hareket edemez.”
 
AKP’yi ayakta tutan sinir sistemi olup biteni daha fazla izlemeden harekete geçmeli!
 
Eğer AKP vücudunda sağlam sinir sistemi kalmadıysa bu parti bir iskelet ve et yığınına, omurgasızlar ordusuna dönüşmüş demektir ki yapılacak hiçbir şey kalmamıştır!
 
Kanser hücreleri tüm vücudu sarmış ve hastalık 4. Evresine ulaşmışsa yapılacak olan tıbbi müdahalede bulunmak değil çaresizce ölümü beklemektir!
 
"İyi ama tüm olup bitenlerle ilgili milli derin devlet ne düşünüyor? Nasıl bir strateji güdüyor? Milli devletin planı ne? Karşı tedbir ne?” diye düşünenler varsa onlara diyebileceğim tek bir şey var.
 
15 Temmuz küresel gücün şok dalgasıydı!
 
Kontrol altına alındı ve ters yüz edildi!
 
Daha büyük bir şok dalgasına hazırlıklı olmakta fayda var!
 
O.G.
534 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:58
Güneş 07:27
Öğle 12:26
İkindi 14:49
Akşam 17:11
Yatsı 18:34
DÖVİZ KURLARI
USD 3.8638     EURO 4.5501     IMKB 109330     ALTIN 155,894