Kerem Efe

kerem.efe@outlook.com.tr 16 Mayıs 2017 Salı 21:21 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ERDOĞAN GERÇEKTE NİÇİN ABD’YE GİTTİ?



Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’dan tam 10 gün önce (5 Mayıs 2017) MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ABD’ye gittiler.

Bunlar gittikten tam 3 gün sonra (8 Mayıs 2017) Beyaz Saray'da ABD heyetiyle görüşerek “Suriye, Irak, terörle mücadele, güvenlik” gibi meseleleri ele almışlar.

Öncesinde ve sonrasında ne yaptıkları, kimlerle görüştükleri bilinmiyor.

Kanaatim o ki Rıza Sarraf (Reza Zarrab) davası ile ilgili birtakım gizli temaslar gerçekleştirdiler.

ABD’nin İran’a uyguladığı ambargoyu delme, bankacılık sahteciliği ve kara para aklama suçlamaları ile bir yılı aşkın süredir tutuklu yargılanan İran asıllı Türk işadamı Rıza Sarraf, 12 Mayıs 2017 tarihinde bir kez daha hâkim karşısına çıktı ama duruşmada yine karar çıkmadı.

Türkiye’nin adının sık geçtiği duruşmada, Sarraf’ın avukatlığını üstlenen Giuliani ve Mukasey adlı Yahudilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ankara’da gerçekleştirdikleri gizli görüşme de gündeme gelmiş.

Resmi kayıtlara girmeyen söz konusu gizli görüşmede ne konuşulduğu şimdilik muamma!

Sarraf davası, her ne kadar münferit olarak başlatıldıysa da, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın tutuklanması ile birlikte “Türkiye Cumhuriyeti’nin ve üst yöneticilerinin dolaylı olarak sanık sandalyesine oturtulması” anlamına gelecek biçimde farklı bir boyut kazandı.

Anlayacağınız, işin ucu Erdoğan’ın şahsına ve aile fertlerine kadar uzandı.

Davanın anlaşmayla çözülmesi ihtimali yüksek olduğundan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en olmadık tavizler vererek anlaşma yoluna gitmesi işten bile değil.

Erdoğan’ın önce Sarraf’ın avukatlarıyla Ankara’da gayri resmi bir görüşme yapması, ardından İsrail ve Yahudi lobileriyle kontağı olan adamlarını ABD’ye göndermesi, daha sonra son noktayı koymak üzere bizzat kendisinin ABD’ye gitmesi, örtülü anlaşma yapıldığının açık delilidir.

Erdoğan’ı Sarraf davasıyla köşeye sıkıştıran ABD Devlet Başkanı Donald Trump değil, ABD’deki İsrail yandaşı Siyonist Yahudilerdir.

Trump’ın arkasında “ulusalcı” denilen büyük bir güç var, tamam.

Ancak Trump’ın emirlerini takmayan, işlerini zora sokan, onu vesayet altında tutmak için şartları sonuna kadar zorlayan, hatta darbe yapmakla tehdit eden ve kendilerini kurulu düzenin sahipleri olarak gören Siyonist Neo-Con ekip, İsrail’in bekası için her yola başvuruyor.

Bu İsrailci ekip Erdoğan’ı Sarraf davası ile yumuşak karnından yakalayıp köşeye sıkıştırmış durumda.

Bu ekibin Türkiye’deki işbirlikçileri olan Mehmet-Cemil Barlas gibi “Pelikancılar” da Erdoğan’ın akıl hocalığına soyunmuş durumda.

Yahudi dönmesi bu tufeyli pelikancı güruh, Davutoğlu ve Gül düşmanlığı üzerinden Erdoğan’ı aklama ve paklama çabasında, fakat boşunadır çabaları.

Rıza Sarraf, kamu bankası olan Halkbank’ı kullanarak çok büyük miktarda kara para aklamış. 

Eğer Erdoğan para aklamadan haberim yok ya da iznim olmadan yapıldı derse, o zaman bu ülkeyi başkası mı yönetiyor sorusu gündeme gelecektir.

Demek ki hükümetin, dolayısıyla dönemin Başbakanı Erdoğan’ın bundan haberdar olması, buna izin vermiş olması söz konusu.

Olası jürili duruşmalarda ortaya saçılacak bilgi ve detaylar “Erdoğan imajı” açısından çok vahim olacağından, Sarraf davasının jürili duruşmalar aşamasına geçmeden anlaşma yolu ile sonuçlanması Erdoğan için hayati önem taşıyor.

Şu halde Erdoğan, İsrail’e göbek bağıyla bağlı müesses nizamın kurucu iradesi ABD Yahudi lobilerine ve İsrail’e her türlü tavizi verebilir.

Öyle anlaşılıyor ki ABD Yahudilerinin kontrol ettiği Pentagon, Türkiye’nin Suriye’de PYD/YPG ile birlikte hareket etmesi için Erdoğan’ı ikna etmeyi deneyecek.

Erdoğan’dan TSK’nın olası operasyonlarını engellemesini isteyecek.

TSK’nın Sincar ve Karaçok operasyonları hem ABD/İsrail hem de Erdoğan için sürpriz oldu, ama Erdoğan bozuntuya vermeden operasyonları sahiplendi, vaziyeti kurtardı.

Daha önce Erdoğan, DAEŞ’i Rakka’dan sürmek için ‘PYD/YPG’nin saf dışı kalması şartıyla’ ABD ile birlikte hareket etmek istediğini defalarca dillendirmişti.

Ne var ki son gelişmelere bakılırsa, ABD’nin talimatıyla DAEŞ Rakka’yı peyderpey boşaltarak yerini YPG milislerine bırakıyor.

Ayrıca Türkiye, Fırat Kalkanı Harekâtı’na katılan yaklaşık 2000 Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) mensubu ile Afrin kantonuna bir operasyon yapmaya hazırlanıyor.

Afrin'den sonraki adres ise ABD'nin Fırat Kalkanı Harekâtı’nın başlamasından bu yana yığınak yaptığı Münbiç kenti olacak.

İlk operasyonun yapılacağı Afrin, PKK'nın Rojava olarak adlandırdığı bölgenin batısında yer alıyor ki, burası ABD'nin yıllardır üzerinde çalıştığı Kürt Koridoru planı açısından stratejik bir nokta.

PKK/PYD kantonlarına yönelik olası operasyonlar için Rusya henüz ikna edilmiş değil, ama iki ülkenin askeri ve sivil bürokrasisi arasındaki görüşmelerden netice alınması an meselesi.

Yani, Erdoğan Midyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olabilir.

Sayı: 965
448 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:02
Güneş 05:34
Öğle 12:34
İkindi 16:17
Akşam 19:21
Yatsı 20:46
DÖVİZ KURLARI
USD 3.5161     EURO 4.1312     IMKB 107202     ALTIN 145,202