Kerem Efe

kerem.efe@outlook.com.tr 17 Ekim 2017 Salı 20:59 DİĞER KÖŞE YAZILARI

İDLİB ANAHTARI AFRİN KAPISINI AÇAR


 
2015 yılı Mart’ında muhaliflerce ele geçirilen Suriye’nin İdlib şehri, o günden sonra el değiştirmedi.
 
İdlib hâl⠓muhalifler” denilen Esat karşıtlarının kontrolünde!
 
Muhalifler, rejim karşıtı ve DAEŞ/YPG dışı birçok unsurdan oluştuğu için Suriye krizinin çözümü bakımından Türkiye lehine bir alternatif oluşturma potansiyeline sahip gibi gözüküyor.
 
En güçlü unsur olarak İdlib’de varlık gösteren ve ilk etapta El Kaide’ye bağlı olarak hareket eden El-Nusra, Türkiye için bir handikap olarak gösteriliyordu.
 
El-Nusra’nın 2013 yılı Nisan’ında El Kaide’ye bağlılığını ilan etmesiyle birlikte “El-Nusra terör örgütüdür” algısı hızla yayıldı.
 
Hal böyle olunca sadece ABD, Rusya ve diğer devletler değil Türkiye de El-Nusra’yı terör örgütü olarak ilan etti.
 
Oysaki El-Nusra’nın dâhil olduğu Suriye Muhalifleri, hem savaş tecrübesi ve kapasitesi hem de Esad rejimine karşı etkili olma potansiyeli bakımından önem arz ediyordu.
 
Ancak El-Nusra’nın El-Kaide’ye bağlılığını ilan etme hatasına düşmesi ya da düşürülmesi, Suriye muhaliflerinin toptancı bir anlayışla terör parantezine alınmasının önünü açtı ve Esad’ın uluslararası meşruiyet arayışını kolaylaştırdı.
 
Gel zaman git zaman nihayet 2016 yılının Temmuz’unda ‘muhalifler’ bir çıkış yaparak El Kaide ile tüm bağlarını kestiğini duyurdu, ardından diğer muhalif unsurlarla birleşerek ‘Fethuş Şam’ çatısı altında yer aldı.
Amma ve lakin bu çıkış da ‘muhaliflere’ yönelik terör algısını yıkmaya yetmedi.
 
2017 yılının başında daha fazla unsurun gruplar halinde katılması neticesinde genişleyen Muhalifler Hareketi, bu kez ‘Tahriruş Şam’ adını aldı ve İdlib kentini kontrol altında tutmayı sürdürdü.
 
Geçtiğimiz Temmuz ayında ‘muhalifler’ arasında çatışmalar yaşandı.
 
Bu durum yeni katılımların kısmen kırılganlıklara yol açtığını gösterse de, İsrail/ABD gibi kimi devletlerin rahatsızlığına ve müdahalesine de işaret ediyordu.
 
Nitekim perde gerisinde durmayı tercih ederek masum bir görüntü çizmeye çalışan İsrail, yıl boyunca ABD/Pentagon eliyle İdlib ve Afrin çevresine askeri yığınak yaptı.
 
İsrail’in ‘arzı mevut’ amacı için kullandığı ABD, sözüm ona muhaliflere karşı Suriye PKK’sı diyebileceğimiz PYD/YPG terör ikilisini destekliyordu, ama kuşku yok ki asıl hedef Türkiye’ydi.
 
ABD ve İsrail yüzlerce kamyon silahı buralara PYD/YPG için taşırken, elbette Türkiye’nin eli armut toplamıyordu.
 
Öyle anlaşılıyor ki “Türkiye derin devleti” Suriye’de etkin olan muhalif gruplarla hep kontak halindeydi.
 
Öyle ki farklı muhalif unsurların aynı çatı altında birleşip güçlenmesinde yol gösterici oldu, yetmedi, lokomotif görev üstlendi.
 
Uzun süredir Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) nam-ı diğer Mehmetçik, Suriye’nin Afrin kentine bir operasyon düzenlemeye hazırlanıyor, ne çare ki şartlar buna el vermiyordu.
 
Afrin deyip geçmemek lazım.
 
Afrin bölgesi Türkiye sınırında yer almasına karşılık PYD/YPG terör unsurlarının kontrolündedir.
 
Bu durum, İsrail’in Suriye’de terör koridoru oluşturma ve Türkiye’yi bölme planında Afrin’e çok önem verdiğini gösterir.
 
Geçtiğimiz hafta Mehmetçik Suriye’nin Afrin kenti yerine İdlib şehrine bir harekât başlattı.
 
Şu anda İdlib’te gözlem noktaları kuran Mehmetçik, PKK/PYD işgalindeki Afrin’i de güneyden ha kuşattı ha kuşatacak.
 
Görünen o ki İdlib genelinde 14 ayrı bölgede denetim amaçlı karargâh kurulup kentin güvenliği sağlandıktan sonra namlular Afrin’e çevrilecek.
 
Afrin’e askeri harekât Türkiye’nin güvenliği ve bekası için stratejik önem taşıyor.
 
İdlib anahtarıyla Afrin kapısı açılır, bölge Suriye PKK’sından temizlenerek kontrol altına alınırsa, kanımca ABD-İsrail eksenli terör oyunu tamamen bozulacak.
 
‘Fırat Kalkanı’ harekâtıyla kontrol altına alınan ve Azez-Bab-Cerablus üçgeninden oluşan bölgeyi İdlib’le birleştirecek bir Afrin, Mehmetçiğe yine PYD/YPG işgalinde olan Münbiç’in kapılarını da açacak.
 
Süreç başarıyla tamamlanırsa, hem PKK-PYD-YPG terör üçlüsünü ‘kara kuvvetleri’ olarak kabul eden Pentagon ABD’si kesin bir yenilgi yaşayacak hem de bölgedeki İsrail kontrollü terör ittifakı büyük bozguna uğrayacak.
 
Afrin harekâtını büyük ihtimalle Rusya da desteleyecek; çünkü Rusya PKK’yı ABD gibi desteklemiyor, bilakis rejim güçleri üzerinden engelliyor.
 
Kısacası; İdlib’in ardından Afrin’e bir askeri harekât düzenlenirse, kanaatimce PYD/YPG için sonun başlangıcı olacak.
 
Bu son ister istemez İsrail’i olumsuz etkileyecek, öyle ki PYD lideri Müslim’e sırtını dönmeye zorlayacak.
 
Böylece ‘Yeniden Büyük Türkiye’ kurulması yolunda yeni bir merhaleye geçme fırsatı doğacak.
 
Sayı: 986
227 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:36
Güneş 07:02
Öğle 12:16
İkindi 14:52
Akşam 17:15
Yatsı 18:36
DÖVİZ KURLARI
USD 3.9216     EURO 4.6071     IMKB 103912     ALTIN 162,059