Sururi Seçmen

s.secmen@el-aziz.com 01 Şubat 2012 Çarşamba 00:00 DİĞER KÖŞE YAZILARI

HASAN İDİKURT'A ELAZIĞLILAR TEŞEKKÜR BORÇLUDUR

Tanımayanlar, bu Hasan İdikurt da kim; diye sorabilirler… Ben de zaten tanıyalı çok olmadı. Bir süredir kendisi hakkında bir yazı yazmayı not etmiştim ama gündemin yoğun olması ve haftada bir yazma imkânımız nedeniyle sürekli erteledim, kısmet bugüne imiş…

Hasan İdikurt Diyarbakırlı bir iş adamı ve Elazığ’ımıza Damla Hastanesini kazandıran kişi. Aynı zamanda Damla Hastanesinin Yönetim Kurulu Başkanı. Zamanının çoğunu bu nedenle Elazığ’da geçiriyor…

Elazığlıların Hasan İdikurt’a teşekkür borcunun nedenine gelince bir benzeri sadece Diyarbakır’da değil, Anakara’nın doğusundaki hiçbir ilde bile bulunmadığı belirtilen, tek kelime ile muhteşem Damla Hastanesini kendi memleketine değil de Elazığ’da yapmış olması…

Hasan İdikurt’u ilk kez takriben bir yıl önce Damla Hastanesini tanıtmak üzere basın mensuplarına yaptığı davete icabet ettiğimde tanıdım. Latife yapmayı seven, cana yakın, neşeli bir kişilik olması yanında inanılmaz güçlü hafızasına ve keskin zekâsına da hayran kaldım.

Damla Hastanesini gezdirip tanıtırken, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde Malatya, Elazığ, Diyarbakır hakkında yaptığı tespitlere göndermede bulunarak şunları söyledi…

Malatya için hain, kalleş demiş. Malatyalılar birçok ortaklık kurup bir araya gelerek bu olumsuz vasıflarını ıslah ettiler… Diyarbakır için vahşi demiş. Biz Diyarbakırlıların da Dicle Üniversitesi sayesinde vahşilikleri törpülendi, epeyce ehlileştik… Elazığ için hasut demiş. Ama siz Elazığlılar var ya; hiç mi hiç hasutluktan zerre kadar taviz verip düzelme temayülü göstermiş değilsiniz; hasutluğunuz belki artmış ama azalmamış…

Doğru söze şapka çıkartmaktan başka ne yapılır; biz de öyle yaptık söyleyecek bir söz bulamadık…

Ancak daha sonra üst kattaki yemekhanede basın mensuplarına verdiği kahvaltıda bir de baktım ki ne göreyim; balın yanına tuzlu yağ konulmamış mı?

Tabii, taşı gediğine koymak için yakaladığım fırsatı kaçırmadan sesimi yükselterek her kesin içinde şu tespitimi dile getirdim: Dicle Üniversitesi’nin zannettiğiniz kadar da o kadim vahşiliğinizin ehlileşmesine bir katkısı olmamış anlaşılan; baksanıza balın içine tuzlu yağ koymuşsunuz!

Bunun üzerine “Yalnız seninki mi öyle; yoksa herkesin tabağındaki bala da tuzlu yağ mı konulmuş?” diye karşılık vermesi üzerine bakılıp görüldü ki bütün tabaklardaki bala tuzlu yağ konulmuş.

Bu kez bir savunma mekanizması geliştirerek “Ama aşçımız Elazığlı” dedi. O halde değiştirsin, tuzsuz yağ koysun dedim… Meğerse mutfakta tuzsuz yağ hiç yokmuş!

Bir işadamı olan Hasan İdikurt’un mesleği müteahhitlik. Bu yüzden Damla Hastanesi inşaatını özenerek, fevkalade mükemmellikte yapmış; ama yalnızca bu kadar değil…

Damla Hastanesinin ender ve farklı bir sağlık kuruluşu olmasında çok daha önemli başka faktörler var. Önce bir kere projesi ultra modern bir hastane olarak özellikle tasarlanmış, ileri bir teknik ve mükemmel bir işçilikle de inşa edilmiş…

Hasan İdikurt, 40 milyon € harcayıp, parayı hiç esirgemeden son teknoloji eseri ünlü markaların medikal ürünleriyle donatmış. Amacına uygun mükemmel, modern bir proje, son teknik ve teknolojilerle inşa edilip son model marka medikal ürünlerle donatılınca, Elazığ’ımıza yakışır bir şaheser ortaya çıkmış…

Hasan İdikurt, biz basın mensuplarına hastanenin bütün bölümlerini gezdiremediği için üzgündü. 4 saat boyunca gezdiğimiz halde birçok bölümünü görme fırsatımız olmadı. Çünkü dışarıdan göründüğü gibi değil, Damla Hastanesini gez gez, bitmiyor, ucu bucağı yok…

Muhterem Hasan İdikurt’un zekâsına ve güçlü hafızasına hayran kalışımın nedeni ise şu: İlk seferinde Bizlere hastanenin bölümlerini gezdirdiğinde sağlık açısından teknik donanımını ve diğerlerinden farklı fonksiyonlarını anlatırken bir sürü tıbbi terimi çok rahat kullanıyordu…

Ayrıca medikal ürünlerin üstün özelliklerini, bölümlerin nasıl başka hastanelerden farklı şekilde steril duruma getirildiğini, havalandırma tekniklerini, hasta, doktor ve refakatçi ilişkilerinin nasıl hijyen ortamlarda gerçekleştirildiğini ve daha nice spesifik özelliklerini adeta konularını ezberleyen turist rehberleri gibi kusursuzca anlatıyordu!

Mesleği mühendis, işi müteahhitlik olmasına karşın tıbbi terminolojiyi bu kadar iyi kullanması, hastanenin tüm bölümlerinin fonksiyonların eksiksiz anlatması, medikal ürünlerin nitelik ve fonksiyonlarını kusursuzca açıklaması, doğrusu ağzımı açıkta bıraktı.

Daha sonra hastanenin açılışı yapılırken doktorlar sorumlu oldukları bölümleri kendileri anlatırken tüm yönleriyle yeterince tanıtamadıkları için Hasan İdikurt müdahale edip hatırlatmada bulunmaktan kendini alamıyordu…

Nihayet bir doktor sorumlu olduğu bölümü anlatırken, Hasan İdikurt’un tatmin olmadığını yüzündeki memnuniyetsizlikten fark edince dayanamadım:

Hasan Bey dedim doktorluk yapmak, tedavi etmek başka bir yetenek, anlatmak ve tanıtmak başka bir yetenek, isterseniz kendiniz anlatın diye takıldım…

Gerçekten böyle muhteşem bir sağlık kuruluşunu neden Diyarbakır’a değil Elazığ’a yaptığını anlayabilmiş değilim. Hatta dayanamayıp nedenini sordum ama aklıma yatan bir cevap alamadım.

Diyarbakır’da yıllarca görev yapmış bir doktor arkadaşımıza sordum, “Diyarbakır’da bu nitelikte bir hastane var mı?” diye; “Çok hastane var ama bu nitelikte yok” dedi.

İşte bu nedenle Elazığlıların böyle fevkalade mükemmel bir sağlık kuruluşunu ilimize kazandırdığı için Muhterem Hasan İdikurt’a şöyle kallavi bir teşekkür borcu var.

Bendeniz bu teşekkür borcunu yerine getirmek adına uzunca süredir not almama rağmen bu fırsatı henüz bulabildim…

Hani, adil bir hukuk herkese lazım derler ya; keza, mükemmel bir sağlık hizmeti de herkese lazım…

Muhterem hemşehrilerime sözüm, hasutluğa hiç gerek yok, biz yapamamışız, komşu ilden bir işadamı yapmış, ne fark eder?

Ellerine sağlık, ömrüne bereket, çok teşekkürler Muhterem Hasan İdikurt

Sayı: 693

2905 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:24
Güneş 05:47
Öğle 11:42
İkindi 14:51
Akşam 17:26
Yatsı 18:42
DÖVİZ KURLARI
USD 2.4615     EURO 2.7800     IMKB 85.662     ALTIN 95,590    
Başkanlık sistemine geçilmesini destekliyor musunuz?