Mehmet Çiçek

m.cicek@el-aziz.com 14 Mart 2012 Çarşamba 00:00 DİĞER KÖŞE YAZILARI

HANİ YILDIRIMLAR YARATAN BİR IRKIN AHFADI İDİNİZ?


Selanik’ten gelen ve gizli Yahudiler olarak isimlendirilen sabetaistlerin kurduğu İttihat ve terakki partisi, bin bir entrika ile Osmanlıyı fiilen yıkmayı başardıktan sonra yoğun olarak askeri sistem içine entegre olmayı başardılar. Bu sırada yazdıkları Harbiye Marşı, Türk dehası Mete Han’ın kurduğu “onluk sisteme” dayalı Türk ordusu sistemine hiç mi hiç uymuyor. Örneğin Harbiye Marşı “yıldırımlar yaratan bir ırkın ahvadıyız (torunlarıyız) der. Oysa Türkler, yaratmanın yalnızca Allaha mahsus bir özellik olduğunu bilir.

“Yıldırım yaratmak” kavramını biraz açtığımızda önümüze değişik varyasyonlar çıkıyor. Bunlardan birini irdelemeye çalışalım.

Yunan mitolojisinde Zeus “yıldırımları yaratan tanrı” olarak bilinir. Zeus gerçekte zevs diye yazılır, çünkü, Yunancada u harfi yoktur, bilmeyenlere böyle yutturulmuştur. Yine Mitoloji konusunda doğal cahilliğe sahip olma becerisini gösteren halkımıza Dormenlerin kontrolündeki tiyatrolarda Zeus, Herkül’ün babası olarak da yutturulmuştur. Aynı zamanda Yunan tanrıları içinde en çapkını olarak bilinir. Zeus hakkındaki veriler eşcinsel ve ensest ilişkilere sıcak bakan bir tanrı olduğu bilgisini bize aktarıyor. Yunan mitolojisinde okumaya vakit ayıracak kadar boş beleş biri için gerçekten komik öyküler vardır. Ayrıca doğa olaylarını, yıldırımın yanında fırtınayı falan kontrol ettiği safsataları gırla gider, sonuçta, onlarca Yunan tanrısı içinde aslında ikinci derece tanrı gibi görünür.

Sabataistlerin kendilerini “Yıldırımlar yaratan bir ırkın torunu” olarak tanıtması, küçük bir iddia değildir. “Şirk”  dolu bu masala inanan bir sabataistin, bin bir türlü şımarıklık ile kendisini, hayatta her alanda hak sahibiymiş gibi bir psikoloji içinde göreceği kesindir. Nitekim CHP içine çöreklenen ve askeriyeyi arkasına alan sabataistlerin medya ve televizyonlardaki küstahça tavırları ve “Müslümanlara her türlü hakareti yapma hakkına sahibiz” söylemleri yılarca karşılaştığımız tavırlar olarak tarihe geçmiş bulunuyor.

Gelelim bizi ilgilendiren kısmına. Çünkü subliminal olarak çocuklarımıza çizgi film olarak o kadar çok Yunan tanrısı kahraman olarak tanıtıldı ki Harput deyimi ile çocuklarımız adeta “ayin beyin” oldular.

Örneğin Türkiye’de bir zamanlar çocuklarımıza yutturulan “Tor” adlı çizgi film ve çizgi roman aslında yıldırım ve fırtına yaratan Zeus’u temsil eder. “Gölgelerin gücü adına” diye bağırarak harekete geçen bir diğer mitolojik çizgi film kahramanı “He-man” dır. Aslında çizgi filmin orijinalinde “karanlıkların gücü adına” diye bağırır, ama Türkiye’deki versiyonlarında bu kelime yumuşatılarak “gölgelerin gücü adına” şeklinde değiştirilmiştir. “Karanlıkların gücü adına” ne demektir? Karanlık her zaman Siyonizm ve sabataizmin şeytani uzantılarının güç aldığı ve kendilerini sakladıkları bir kavramdır. Bu kavram daha derin incelendiğinde, ABD dış işleri bakanı Richard Pearl’ün “karanlıklar prensi” lakabı ile anılmasına kadar gider ki bu ayrı bir yazı konusu olacak kadar uzundur.

Bu tür çizgi filmler ile Müslüman çocuklara küçük yaşlarda pagan yunan tanrıları kahraman olarak gösterilerek sevdirilmeye çalışıldı. Yıllarca bu şekilde müslüman mahallesinde salyangoz satıldı.

Buradan hareketle “Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahvadı” demek, soyunun Zeus’a, yani, çok tanrılı paganist yunan mitolojisine dayandırmak çokta zorlama bir tahmin olmasa gerek. Aziz Erbakan çeşitli konuşmalarında “Siyonizmin temeli antik Yunana, onların da temeli Mısır firavunlarına dayanır” derdi.

Bu bağlamda, Yani “yıldırımlar yaratan bir ırk” tan kasıt “biz firavun soyuna dayanıyoruz” anlamı çıkmaktadır ki, düz mantık ile gidilerek de bu sonuca ulaşılabilir.

Sabataizm ve masonik düzen iç içedir ve masonik piramidin önemli basamaklarından birini oluşturur. Siyonizm tarafından basılıp ABD hükümetine yüksek faiz ile borç verilen “dolar” üzerindeki piramitte bulunan her şeyi gören göz aslında lusifer ya da şeytanın gözüdür ve sözde firavun dönemi piramit kitabelerine göre tüm dünyayı görür.

Masonların ortak özelliği masonik törenlerde “hizmetçi” kıyafeti giymeleridir. İmkân elverdiği normal yaşamlarında da gizlice bu kıyafeti giyerler. Tüm masonik törenlerde bu durum göze çarpar. Zaten “mason” hizmetçi ya da “gönüllü köle” demektir. Aralarında oluşturdukları usta-çırak ilişkisi ise başlangıçta firavunlara köle olarak başladıkları mesleğin “duvarcı ustalığı” olmasındandır. Duvar yapma sırlarını kullanarak piramitleri yapmışlardır.

Bu bağlamda eşit zaman dilimlerine bakıldığında, masonik düzenin temsilcileri olan Yahudilerin kadim meslekleri gereği sürekli duvar yaptıkları görülürken, Müslümanların ortak özelliğinin ise köprü, yol yapmaları olarak göze çarpar.

Bu durumda Masonlar niçin ve kimin hizmetçisidirler? Masonlar esasen firavunun gönüllü hizmetçisi olarak yaşamlarına başlamışlardır. Firavun ve Nemrut bunları kovsa dahi gitmemişler ve gönüllü köleliklerine devam etmişlerdir. Hatta Hz. Musa’nın mucizeler içinde kölelikten kurtardığı Yahudilerin büyük bir kısmı, firavun ölmesine rağmen, Hz Musa’ya ihanet etmiş ve “görünmeyen ilah istemiyoruz” diyerek ayaklanmış, tapınmak için hemen oracıkta bir inek heykeli yaptıktan sonra ve firavunun görünen putlarına tapınmaya devam edegelmişlerdir.

Firavun ise batıl düzenlerin kuvvete dayalı şeytani sistemini kurguladığı için esasen şeytani emellere hizmet eder. Bu durumda çoğunluğunu Yahudilerin oluşturduğu masonik silsile sonuç olarak şeytani bozgunculuğa, kaos ve karmaşaya hizmet eder.

Türkiye’deki uzantıları uzun yılar kendilerini Müslüman olarak gizlemeyi başaran sabataist (kripto=gizli) Yahudilerdir.

Mehmet Ali Birand’ın “darbecilik genimizde var” başlıklı makalesinden sonra başlayan tartışmalara yine en büyük tepki darbeci sabataistlerden gelmesi dikkatimizden kaçmadı. Aslında, Birand’ın söylediği “ittihat ve terakki geleneğinden gelen sabataistlerin, değişik aralıklarla, Türkiye’de bir çok darbe gerçekleştirdikleri” ifşaası idi. Bu darbelerin başlangıcı Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilip sürgüne gönderilmesi ve Osmanlının fiilen bitirilmesidir.

Bu bakımdan sabataist olduğunu gizlemeyen Birand, aslında “darbecilik genlerimizde var” diyerek, Ergenekoncuların darbeci geleneği devam ettirmek isteyen sabataistler olduklarını söylüyordu.

Ancak burada hesaplayamadığı bir şey vardı. O da bu kez “darbe yapamadıkları” gerçeği idi.

Siyonizmin temsilcileri ise İsrail, İngiltere ve Amerika merkezli odaklar darbenin nasıl başarısız olduğunu bir türlü anlayamadılar. Süregelen sabataist geleneğe göre darbenin başarılı olması, 28 Şubatın 1000 yıl sürmesi ve Müslümanların son bir darbe ile yok edilerek sözde büyük İsrail’e kapının aralanması gerekiyordu.

Ama olmadı.

Tüm imkânlara rağmen darbe yapamayan sabataist Yahudileri, ABD merkezli Rockefeller ailesi, ellerindeki tüm imkânlara rağmen darbe konusunda başarısız olmalarını “ihanet” ile açıklamaktan başka çareleri kalmadı. Firavun soyundan gelen Rockefeller ailesi, Hz. Musa’nın Nil nehrinin doğusunu hakka entegre etmesinden sonra, Nil’in batısına yani Amerika’ya kaçıp yerleşmişlerdi. Firavun soyunun Amerika’ya yerleşmesi Amerika’nın keşfinden öncedir. Köle olarak siyahi ırkı seçerek yüzyıl kadar bedava işçi yani köle olarak kullanarak Amerika kıtasının istedikleri bölgelerini geliştirip ilerlettiler. İstemedikleri bölgeleri ise geri bırakılarak burada yaşayan halkları sefalete terkettiler.

Türkiye’de ise tüm imkânlara rağmen darbe yapamayanları tüm segmentleri ile AKP’nin önüne attılar. Çok şükür ki aziz Erbakan’ın siyasi dehası, azmi ve çabası ile darbe süreci akamete uğratılarak Müslümanların önü açıldı.

Dünyayı kontrol eden ve muazzam bir güç olan siyonizmi yenmek, ancak ondan daha büyük bir güce sahip olmakla olur. Peki bu güç nereden geliyor? Erbakan bu konuda değişik seminerlerde şunları anlatmıştı: “Sayısal üstünlük, üstünlük değildir, teknolojik olarak üstün olmak zorundasınız, örneğin düşmanın 100 tankı var diyelim, siz 110 tane yaparsanız üstün gibi görünebilirsiniz, ancak düşman 120 tane yaparsa üstünlüğü ele geçirmiş olur. Bu yüzden örneğin Akdeniz’e gelen Amerikan uçakları Türkiye’ye füze saldırısı düzenlerse, siz bu füzeleri elektromanyetik olarak yakalayıp, füzeleri size atan uçak gemilerinin üzerinde patlatmasanız üstün sayılmazsınız”

Zaten, dünyanın en korkunç ateşli silah gücüne sahip siyonizmin, Yahudileri kullanarak oluşturduğu paganist sistemi, ondan daha güçlü teknolojik bir sisteme sahip olmadan yıkamazsınız.

Erbakan hocamızı takip edebildiğimiz kadarı ile bildiğimiz bilgi bununla sınırlı, ancak Erbakan’ın bunların dışında da teknolojik üstünlükler geliştirebilmiş olacağı ihtimal dahilindedir.

Şimdi başa dönecek olursak; Aziz Erbakan hocamızın ömrünü vererek elde ettiği bu büyük hak dava mücadelesi sonucu Siyonizm ve uzantıları olan sabataistler yenilmiştir. Bu bağlamda siyonizmin Türkiye’deki uzantıları sabataistlere, hani “yıldırımlar yaratacak kadar güçlü bir ırkın torunu” idiniz diye sormak şerefini bize bahşettiği için Erbakan hocamıza her zaman minnettar kalacağız. Bunun yanında “Yıldırımlar yaratan bir ırkın torunu” olma kof inancının, sabataistleri “kağıttan kaplanlığa” götürdüğünü yine kendi söylemleri ile duymak da büyük bir nimet olarak yanımızda kalacaktır.

Bu arada bir dipnot düşelim; Yine dünyanın en gizli masonik töreninin video kaydının geçen yıllarda internete düşürülmesi bahsettiğimiz bu teknolojik böcekler sayesindedir ki, bu görüntülerden sonra tüm dünyada masonik teşkilat lağvedildi ve her türlü masonik bilgi ve mason listeleri yine masonlar tarafından ortaya döküldü. Çünkü siyonizme göre dünyanın en gizli teşkilatı olduğu ileri sürülen masonik mabed görüntülerinin ortaya çıkması masonluğun yok edilmesini gerektirdiği yorumları yapılmıştı. Aslında masonluk kabbalist gelenek nedeni ile yok edilmemiş uykuya alınmıştır. Kabbala geleneği açığa çıkan segmentleri yok etmek yerine ilerde faaliyete geçirmek üzere “uykuya” alır.

Diğer bir dipnot; İsrail tarafından büyük emek, zaman ve milyarlarca dolar harcanarak İsviçre’de kurulan ve kısa adı CERN olan merkezde başta atom altı parçacık araştırmaları yapılıyor. Kılıflardan biri bu. Ancak esas araştırma, Erbakan’ın uzayda benzerleri oluşan ve içine giren maddesel kitleyi eritip yok eden “kara delik” lerin iç yüzünün ortaya çıkarılarak, kara delikleri çalışmaz hale getirdikten sonra Türkiye’ye atom bombası atılması amaçlanmaktadır. Yine CERN merkezinde, Türkiye’ye atılan İsrail füzelerinin, elektromanyetik olarak nasıl İsrail’e geri gönderildiğinin fiziksel altyapısı inceleniyor. Bilginize.

Sayı: 699

 
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:03
Güneş 06:24
Öğle 12:15
İkindi 15:23
Akşam 17:55
Yatsı 19:11
DÖVİZ KURLARI
USD 5.7865     EURO 6.7031     IMKB 98631     ALTIN 227,097