Mesud Akgül

mesud.akgul@gmail.com 10 Ekim 2017 Salı 21:05 DİĞER KÖŞE YAZILARI

MELİH GÖKÇEK’İN FENDİ CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’I YENDİ!


 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan son sürat raylarda ilerleyen bir tren gibi önüne çıkanı ezip geçiyor!
 
Siyasi liderin rakip partiler ile muhalifleri ezip geçmesinde elbette bir sakınca ya da gariplik söz konu olamaz.
 
Siyasi mücadelenin özünde zaten bu var.
 
Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın freni boşalmış kamyon gibi önüne çıkanı ezip geçme çabalarının hedefinde bizatihi kendi teşkilatı yani AKP var!
 
Cumhuriyetin ilanı ve sözde demokrasiye geçişimizden itibaren ilk defa bir lider haftalardır kendi teşkilatını üstelik gizli saklı kapalı kapılar ardında değil kameralar önünde itibarsızlaştırma, aşağılama ve yıpratma gayreti içerisinde.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan benden sonra tufan zihniyetinin bir yansıması olarak tüm teşkilatını ve mensuplarını ayırım yapmadan metal yorgunu ilan ediyor.
 
Defolu, kendi menfaatini davanın- ki ortada dava diye nitelenebilecek hiçbir şey yok- menfaatinin üzerinde görmek, yolsuzluk yapmakla suçluyor.
 
Bir liderin kendi teşkilatına yönelik yapabileceği ne kadar ağır eleştiri ve hakaret varsa Cumhurbaşkanı Erdoğan hepsini toptancı anlayışla kameralar önünde tekrarlayıp duruyor.
 
15 yıldır AKP iktidarında tüm teşkilatlar, mensupları, üst düzey idarecilerin tamamı metal yorgunu, defolu ve yolsuzluklara bulaşmış ama ne hikmetse metal yorgunu, defolu veya kişisel çıkarını davanın üstünde tutmayan tek bir kişi var; Cumhurbaşkanı Erdoğan!
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şahsı, aile fertleri, akrabaları, hısımları, yeğenleri hariç koca bir AKP teşkilatı defolu!
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tüm teşkilatı ve kadrolarını hedef alan son derece ağır ve hakaretamiz suçlamalarına karşı burnundan kıl aldırmayan kelli felli nice isimlerin düştükleri sessizlik, acizlik bataklığına baktığımda içimden şunu haykırmak geliyor:
 
”Şahsiyetinin, onurunun, hasiyetinin çiğnenmesi karşısında bile sesini çıkaramayacak kadar çürümüşlerden, kokuşmuşlardan kurulu bu AKP kadrolarına REİS az bile söylüyor!”
 
Durmak yok REİS hakaretlere, aşağılamalara, ithamlara devam…
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’da bu kese AKP teşkilatı ve üst düzey mensuplarında da bu kadar kalın ense olduğu sürece REİS istediği hakareti istediği şekilde dillendirmeye devam edecek.
 
Tek bir Allah’ın kulu çıkıp da, “Sayın Cumhurbaşkanı ben yolsuzluklara bulaşmadım, defolu değilim, metal yorgunu olmadım, şahsi ikbali mi davanın-ne davasıysa- üstünde tutmuyorum” diyemedi!
 
Herkes diyor ki; PADİŞAHIM ÇOK YAŞA…
 
Hepiniz defolusunuz…
 
PADİŞAHIM ÇOK YAŞA...
 
Yolsuzluk yapıyorsunuz…
 
PADİŞAHIM ÇOK YAŞA…
 
Metaliniz çürümüş…
 
PADİŞAHIM ÇOK YAŞA…
 
Davanıza ihanet ediyorsunuz…
 
PADİŞAHIM ÇOK YAŞA…
 
Sokaktaki vatandaşın gözünde hepsi birer siyasi kahraman, rol model olan AKP teşkilat mensupları ile üst düzey isimlerinin hali pir melali işte bu!
 
Ne şahsiyetlerinin, ne onurlarının, ne de haysiyetlerinin hiçbir önemi yok!
 
Önemli olan oturdukları ballı koltuklar...
 
İşgal ettikleri makam ve mevkiler…
 
Bindikleri kırmızı plakalı trilyonluk lüks makam arabaları…
 
Değil mi ki bu maddi güç, imkân ve saltanatı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a borçlular öyleyse REİS ne derse ne desin, istediği hakareti istediği kadar istediği zeminde nasıl yaparsa yapsın helal olsun!
 
 
PADİŞAHIM ÇOK YAŞA…
 
İyi ama bu dünya imtihan dünyası!
 
Eninde sonunda ölüm var.
 
Ölümsüz olan PADİŞAH var mı?
 
“Her nefis mutlaka ölümü tadıcı” değil mi?
 
Diyelim ki hak vaki oldu ve PADİŞAH günün birinde ölümle tanıştı.
 
Bugün PADİŞAHIM ÇOK YAŞA diyerek slogan atıp holiganlık yapanlar yarın ne duruma düşecekler?
 
Bu türden yaratıklar için hiçbir şey sorun değil.
 
KRAL ÖLDÜ YAŞASIN YENİ KRAL krosuna katılıp en ön safta yeni PADİŞAHIN elini eteğini öpmek için vaziyet alacaklar hepsi bu!
 
Ölümle son bulacak, eninde sonunda terk edip gideceğimiz bu fani dünyada onuru, şahsiyeti, haysiyeti, izzeti, şerefi için yaşayan insan sayısı o kadar az ki…
 
%99’unun Müslüman olduğu iddia edilen ülkemizde yalnızca ve yalnızca Allah’ı ilah bilip ona kulluk/ kölelik yapma idealine sahip; sadece hakkın rızasına/ dostluğuna talip kişilikli, sağlam karakterli fert sayısı bir elin parmakları kadar ya vardır ya yoktur!
 
Toplumun genelinin ilahı para, iktidar, menfaat, çıkar, makam/mevki, güç/kuvvet olmuş.
 
Kralın çıplak olduğunu gördükleri halde herkesin üç maymunları oynayıp, “Elbiseniz ne kadarda güzel olmuş” diyerek alkış tuttukları bir delalet, ihanet ve gaflet toplumunda gün gelir beklenmedik anda ortaya aniden bir çocuk çıkıverir ve “ KRAL ÇIPLAK” hakikatini hidayeti kararmışların beynine haykırarak gerçeğin güneş gibi doğmasına neden olur!
 
15 yıldır tek başına iktidardaki bir parti teşkilatında nihayetinde yüreği sağlam birisi ortaya çıkarak, “KRAL ÇIPLAK” hakikatini üst perdeden olmasa bile haykırmayı başardı.
 
Bu kişi Ankara BBB Melih Gökçek’ten başkası değildi.
Günlerdir medyada manşetleri süsleyen iktidardaki istifa edecekler listesi furyasına ilk kurban edilen eski İstanbul BBB Kadir Topbaş sonrası tüm okların yönü Ankara BBB Melih Gökçek’e çevrildi.
 
Ülkedeki yandaş ve ana akım medya organlarının Beştepe Külliyesinin emrine amade olduğu bir dönemde toplum Melih Gökçek’le yatıp Melih Gökçek’le uyanmaya başladı.
 
Ha bugün istifa edecek ha yarın şeklinde yoğun propagandalar kamuoyuna dikta edildi ve beklenti oluşturuldu.
 
Saray soytarılığını bir geçim, makam ve itibar kaynağı olarak benimsemiş DIŞI ŞAHANE İÇİ KERHANEYE dönüşmüş gazeteci tufeyli takımı günlerdir yoğun bir mesai harcayarak REİSİN tasarruflarında ne kadar haklı, doğru ve isabetli olduğuna dair hikâyeler, masallar, efsaneler uydurmakla meşguller.
 
Bu uydurdukları soyut, sanal, yapay,  suni masalların bir numaralı hedefindeki kişi ise Ankara BBB Melih Gökçek oldu!
 
Melih Gökçek aşağı Melih Gökçek yukarı…
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuyla ilgili yaptığı açıklamalarda, “Şimdilik böyle bir şey yok ama ileride olmayacak manasına kesinlikle gelmez” diyerek Melih Gökçek’in istifasının istendiğine dair haberleri doğruluyor bununla kalmayıp, “Göreve getirirken iyi de istifasını isterken mi kötü?” yaklaşımıyla istifa etmekten başka çaresinin olmadığını da kamuoyuna ilan ediyordu.
 
Derken sonunda bir haber gündeme bomba gibi düştü.
 
Melih Gökçek, Beştepe Külliyesine çıkmıştı.
 
Tüm televizyon kanalları canlı yayına geçtiler.
 
Canlı yayın tartışma programları bu görüşmeye odaklanmıştı.
 
Haber kanallarında konuyla ilgili fikir beyan etmek için davet edilmiş sahibinin sesi isimler- istisnalar hariç- tek bir koro halinde bu akşam Melih Gökçek istifa edecek türküsünü çalıp söylemeye başladılar.
 
Görüşme kısa sürer diye ahkâm kesen saray beslemesi paralı askerler süre uzayınca morarmaya, huzursuzlaşmaya ve endişelenmeye başladılar.
 
Erdoğan-Gökçek görüşmesi tam 2,5 saat sürdü!
 
Saray dalkavukluğu yapan tufeyli gazeteci takımına görüşmenin neticesiyle ilgili korsan bir tweet atıldı.
 
İçeriğinde Melih Gökçek’in istifasını sunduğu yazılıydı.
 
Bu ne idüğü belirsiz gazeteci korosunun en meşhurlarından olan Selvi boylu gazeteci atılan tweet’in oltasındaki yeme ilk takılıveren oldu.
 
Selvi boylu gazeteci saraya olan yakınlığıyla kendinden emin, çokbilmiş edasıyla, mahalle karıları gibi gerdan kıra kıra ekranlarda Melih Gökçek istifa etti dedi.
 
Gerçek ortaya çıktı çıkmasına ama al yazmalı Selvi boylu gazeteciye olan olmuştu artık!
 
Selvi boylu gazetecinin içine düşürüldüğü komik durum bir anda sosyal medya mecralarında TT oldu!
 
Nasıl olsa reklamın iyisi kötüsü olmaz!
 
Tüm Türkiye Melih Gökçek’in istifa ettiği haberini bekleyedursun birde ne görelim!
 
Melih Gökçek attığı tweet’te görüşme esnasında Beştepe Külliyesinin karşısında yapılması düşünülen müze projesini konuştuk demez mi?
 
Yani Melih Gökçek demek istiyordu ki, “Yakın çevresine bu sefer beni müzeye kaldıracağını söyleyen Sayın Cumhurbaşkanını ben müzeye kaldırım. Müzeye koymak öyle olmaz böyle olur!”
 
Aklını, kalemini, vicdanını başkalarına kiraya vermemiş her kişi şu gerçeğin farkındadır diye düşünüyorum!
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Melih Gökçek’in şu konjonktürde 2,5 saat müze projesini konuşmuş olmaları imkânsız.
 
Kadir İnanır bile bu safsataya inanmaz!
 
İşte bu basit ve yalın gerçeği bile inkâr eden saray dalkavukları takımı Melih Gökçek’in yaptığı bu ironiyi, istihzayı, alayı gerçekmiş gibi topluma sundular.
 
Neden?
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Melih Gökçek’e yenildiğini, mağlup olduğunu, güç yetiremediğini teşkilatın ve toplumun gözünden gizlemek için!
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Melih Gökçek’in arkasındaki derin güç karşısında tuz buz olup dağıldığı gerçeğinin üstünü örtmek için besleme basın mensupları yine başladılar köşelerinden çakma, yapay, suni masallar, hikâyeler yazıp durmaya.
 
İyi ama bir başka hakikat vardır ki o da zırvanın tevil götürmeyeceğidir!
 
Yıllardır zırvayı ya da zırvaları tevil etmek için büyük efor sarf etseler bile bu ne idüğü belirsiz tufeyli gazeteci takımının niteliği, taşıdıkları idealleri, özümsedikleri değerleri bunu ilanihaye sürdürmeye yetecek kadar değildir.
 
Dedik ki Melih Gökçek, “KRAL ÇIPLAK “ dedi!
 
Dedi demesine ama işin iç yüzünde, perde gerisinde ne var?
 
Öncelikle Melih Gökçek’in şahsi siyasi becerisi ve kişisel politik oyun kurgulama yeteneği tek başına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı alt etmeye yetmez.
 
Melih Gökçek üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a oyun kurgulayan asıl güç ve akıl milli derin devlettir.
 
Milli derin devletin desteği, koruması ve yönlendirmesi Melih Gökçek’i dokunulmaz yapmaktadır.
 
Freni patlamış kamyon gibi önüne geleni ezip geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı durduracak bir sağlam takoz gerekiyordu ve bulundu!
 
Beştepe Külliyesinde Melih Gökçek’le görüşmesinden sonra ayakları yere basan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP’nin Afyon kampında görmeye, duymaya alıştığımız o sert, kırıcı, aykırı tutum ve davranışlarından tornistan etmiş bir halde esip gürlemek yerine son derece durulmuş, sakinleşmiş bir üslupta hitap ettiğine şahit olduk!
 
Belli ki milli derin devlet, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile sözcü/danışman İbrahim Kalın’ın marifetiyle İsrail’le yeniden dayanışma içerisine giren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tasfiye etmek için AKP içinde başlayacak bir iç iktidar meydan muharebesine kendini hazırlamış ve buna göre pozisyonunu almış bulunmaktadır.
 
İsrail’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yeniden anlaşmasının gerçek sebebi 2019 seçimlerinde REİS’İ destekleyip iktidara getirmek değildir.
 
İsrail ve küresel güç Siyonizm’in asıl niyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden devletin sinir merkezlerinde, koridorlarında, damarlarında milli derin devletle bir meydan muhaberesi başlatıp ülkeyi yönetilemez, idare edilemez hale getirmektir.
 
Bunun için ilk hamleyi yapan İsrail ve egemen güç odakları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da yoğun destek ve gayretleriyle TSK’nin Kuzey Irak’a askeri operasyon yapma projesini uygulamak için hamle üstüne hamle yaptılar ama başaramadılar.
 
Ne İsrail’in, ne global monarşinin ne de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yerli işbirlikçilerinin bu ihanete gücü yetmedi.
 
TSK beklenilenin aksine Kuzey Irak’a değil Kuzey Suriye’ye operasyon yaptı!
 
İsrail, milli derin devletle devlet içinde yapılacak bir bilek güreşi kumpası için düğmeye basmışken; milli derin devletin ise bu bilek güreşi müsabakasının yapılacağı adres olarak AKP’yi seçtiği anlaşılmaktadır.
 
Yani milli derin devlet; İsrail, küresel müstekbirler, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yerli paydaşlarıyla yapılacak bilek güreşi mücadelesini AKP içinde yaşanacak muhtemel bir iç iktidar kavgasına taşımak ve sonlandırmak için harekete geçmiş görünüyor.
 
Bu savaşın ilk kıvılcımını Ankara BBB Melih Gökçek çaktı!
 
Melih Gökçek’in arşivinde bulunan ve tüm topluma KRALIN ÇIPLAK olduğunu fark ettirecek tamamen duygusal ilişkilerin detaylandırıldığı orijinal dosyalar ortalığa bir saçılmaya görsün…
 
Asıl heybenin büyüğü ise geride!
 
Kara kaplı defterde!
 
Beştepe Külliyesinin tüm baskı ve dayatmalarına rağmen istifa etmesi sağlanamamış bir Melih Gökçek fenomeni ortada dururken bundan sonra hangi belediye başkanının istifaya nasıl ikna edileceği sorusunun muhatabı elbette Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır!
 
Erbakan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben şöyle derdi:
 
“Hani at yarışı spikerleri vardır. Atlar koşar. Spiker anlatır. Şu at önde, bu at öne geçiyor diye. Ey Erdoğan! Sen bu atın sahibi ya da jokeyi değilsin. Sen at yarışı spikerisin. Senin oynanan oyundan haberin yok!”
 
Erbakan bir konu ya da şahıs hakkında herhangi bir beyanda bulunmuşsa son söz söylenmiş demektir!
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devlet idaresinde üstlendiği misyonun yalnızca bir at yarışı spikerliğinden ibaret olduğu gerçeğini kitlelere öğretme ve ispat etme zamanı geldi!
 
Bu hakikati kavramak için allame olmaya gerek yok. Kuzey Irak’ta yapılan referandum ve sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaklaşımlarına, fikirlerine, değerlendirmelerine bir bakın!
 
Birde TSK’nin İdlib ve Afrin operasyonlarına göz atın!
 
Her şey ortada görünür vaziyette zaten.
 
Önümüzdeki günler oldukça renkli, heyecanlı ve coşkulu geçeceğe benziyor.
 
Herkese iyi seyirler ve eğlenceler!
 
Sayı: 985
 
526 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • yaşar inan - 13 Ekim 2017 Cuma 18:41
    melih gökçek cemil çiçek abdül kadir aksu.....isimleri milli mücadele kadrosunda yetişmiş derin devletin en ağır taşlarıdır. bilenler bilmeyenlere söölesin. Erdoğan ise derin devletin at yarışı spikerliğinden başka görevi de misyonu da yoktur.
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:57
Güneş 07:27
Öğle 12:25
İkindi 14:49
Akşam 17:11
Yatsı 18:34
DÖVİZ KURLARI
USD 3.8638     EURO 4.5501     IMKB 109330     ALTIN 156,133