Mesud Akgül

mesud.akgul@gmail.com 16 Ağustos 2017 Çarşamba 01:03 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ROHTSCHİLD HANEDANLIĞI İSRAİL’İ GÖZDEN ÇIKARDI MI?


 
Tarih geleceğe ışık tutan projeksiyon gibidir.
 
Tarihin milletlerin geleceğine yön veren bir pusula, harita ve navigasyon görevi gördüğü muhakkak.
 
Tarihten alınacak birçok ibretlik ders içinde öne çıkanlardan birisi de hak ve batıl medeniyetlerin nasıl yıkıldıklarına dair soruya verilecek cevaptır?
 
Hakkı üstün tutan ve hakka hizmet eden medeniyetlerin yıkılmasını tek kelimeyle özetlemek gerekiyorsa bunun adı İHANETTİR…
 
Şeytana hizmet eden zalim uygarlıkların dağılmasını ve yok olmasını ifade edecek kelime ise şudur: FİTNE VE TEFRİKA…
 
Hak medeniyetlerin belini büken ve batılla mücadelesinde başarısız olmasına katkı sağlayan ana etken, özne ihanet iken; batıl imparatorlukların hak karşısında çaresizliğe sürükleyen temel unsur fitne ve nifaktır!
 
Kabalist mürşidi kâmil hahamların önderliğinde son 3 asırdır önce Batıya sonrasında İslam dünyası ve tüm insanlığa üstünlük kurarak tarihin en acımasız, en vahşi hükümranlığını kuran Siyonizm kendi içinde artık fitne, nifak ve tefrika mikrobunun kuşatması altında.
 
Siyonizm’i bitirecek, yok edecek, tarih sahnesinden silecek olanda zaten içerideki bu fitne ve tefrika savaşıdır. Batıl uygarlıklara nifak ve fitnenin, iç iktidar savaşının verdiği zararı düşman ordusu veremez.
 
Siyonizm’i içeriden bölen, parçalayan ve birbirlerine karşı kılıçların kınından çıkarılmasına neden olan fitnenin adı İSRAİL’DİR!
 
İsrail’in varlığı artık Yüksek Kabalist Şura üyeleri arasında ciddi bir tartışma konusu olmaya başladı. Bu anlaşmazlık tartışma konusu olmaktan çıkarak Siyonist hanedan aileler arasında bir ideolojik savaşa dönüşmüş durumda.
 
Bu savaşın adı gelenekçi/yenilikçi kavgasıdır!
 
Küresel güç Siyonizm, Erbakan’ın liderliğindeki Refah Partisini gelenekçiler ve yenilikçiler diyerek bölüp parçalamıştı ya benzer bir fitneyle şimdi kendisi muhatap kılınmış durumda!
 
Bir kısım Siyonist hanedan, İsrail’in artık kendilerine yük olmaya başladığını, Filistin halkına yıllardır uyguladığı devlet terörü dolayısıyla İslam âlemi ile dünya insanlığında Yahudi düşmanlığını körükleyerek kurdukları Gizli Dünya Devletinin gücünü, etkinliğini zayıflattığını ve maddi saltanatlarına karşı ciddi bir direnişi tetiklediği iddiasında.
 
Bu iddiayı dillendiren Siyonist karargâh binasındaki üst düzey hahamlar ile hanedanlar Yahudi hükümranlığının devamiyeti için kurulan BM, NATO, AB, IMF, AHİM gibi küresel teşkilatların İsrail’in kötü imajı yüzünden uluslararası toplumda itibarsızlaştıklarını ve işlevsizleştiklerini savunuyorlar.
 
Biz bunlara liberal ya da yenilikçi Siyonistler diyebiliriz.
 
İsrail’in Siyonist Gizli Dünya Devletine artık bir yük olduğu tezini savunan hanedanların başında Yahudi devletinin finansörü olan Rohtschild’ler var!
 
Diğer bir kısım Siyonist politbüro üyesi hanedan ise İsrail’in varlığı ile Arz-ı Mevud coğrafyasında Büyük İsrail Devletinin kurulması hedefinin kendilerinin kızıl elması olduğunu ve bu idealden vazgeçmelerinin söz konusu olamayacağı fikrini savunarak liberal hanedanlara harp ilan etmiş durumdalar.
 
Biz bu tür hanedanları ise muhafazakâr ya da gelenekçi Siyonist aileler olarak tanımlayabiliriz.
 
İsrail ve Büyük İsrail Devleti planının gerçekleştirilmesi için ısrarcı olan hanedanların liderliğini ise Rockefeller yapıyor!
 
Rohtschild hanedanlığının temsil ettiği liberal Siyonistlerin İsrail yükünden kurtulmak için kullandıkları en büyük koz dünya sermayesini ve medyasını elinde tutan ve yönlendiren imkânlara sahip olmaları.
 
Kısacası yenilikçi Siyonistlerin en güçlü oldukları alan para ve propaganda gücü!
Merkez Bankalarını kontrolleri altında tutmaları dolar, borsa ve faiz üçgenindeki etkinlikleri liberaller için artı bir güç kaynağı.
 
Rockefeller hanedanlığı tarafından himaye edinen muhafazakâr Siyonistlerin İsrail’i korumak ve Büyük İsrail İmparatorluğu hayaline ulaşmak için tek güvenceleri ise dünya silah sanayisine hükmediyor olmalarıdır.
 
Gelenekçi Siyonistlerin, yenilikçi Siyonistler karşısında tek güvenceleri Pentagon ve NATO’daki ağırlıkları!
 
Şeytana tapan ve onun emirlerini kâğıda döken en gizli üst yönetim 3 RT ile bu emirleri alt birimlere ulaştırmakla vazifeli 33 kişilik Sanhedrin Hahamlar Konseyinin uğruna iki Dünya Savaşı çıkartıp milyonlarca insanın kanı, canı pahasına kurdukları İsrail devleti şimdilerde Siyonizm içinde bir tefrika, bölünme ve ayrışma sebebine dönüşmüş durumda.
 
Sonuçta güç ve kuvvet sahibi Siyonizm değil yalnızca ve yalnızca Cenab-ı haktır.
 
Yenilikçi Siyonistlerin savundukları tez, 1897 Basel kentinde yapılan 1. Dünya Siyonist Kongresinde alınan kararların günümüz siyasi, askeri, ekonomik ve toplumsal konjonktür dikkate alınarak yeniden revizyona tabi tutulması gerekliliğidir.
 
İlk 50 yılda kurulması planlanan İsrail devletinin 1947’de kuruluşunun tamamlanmasıyla projenin ilk ayağının gerçekleştirildiği ancak Büyük İsrail Krallığının ilan edilmesinin hesaplandığı ikinci 50 yıla tekabül eden 1997’nin üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen bu hedeften gittikçe uzaklaşmaya başlandığını savunuyor liberal Siyonistler.
 
Kurdukları Gizli Dünya Devletiyle zaten tüm insanlığa üstünlük kurduklarını; sermaye ve medya dünyasını hâkimiyeti altına aldıklarını, dünya siyasetine yön verdiklerini söyleyen yenilikçi Siyonistler, Yahudi dünya devletinin fiilen gerçekleştiğini söylüyorlar.
 
İsrail’in uyguladığı zulüm politikalarının uluslararası toplumda antisemitist akımların güçlenmesine, tüm dünyada Yahudilere karşı tehlikeli bir kin ve öfke patlamasına yol açtığını bundan dolayı İsrail’in kurdukları Gizli Dünya Devletinin bekasını tehdit ettiğini düşünen yenilikçi Rohtschild’ler, gelenekçi Netanyahu hükümetini devirmek için düğmeye bastılar.
 
Muhafazakâr Siyonist hanedanların desteğiyle uzun zamandır İsrail’de iktidar olan Başbakan Netanyahu’nun başı uzun zamandır yolsuzluk iddiaları ile dertte.
 
Netanyahu hükümeti yolsuzluk iddiaları dolayısıyla hakkında açılan polis ve yargı soruşturmasının arkasındaki aklın liberal/yenilikçi Siyonist Rohtschild hanedanlığı olduğunu düşünüyor olmalı ki geçen hafta İsrail Dışişleri Bakanlığı aldığı bir kararla George Soros tarafından desteklenen tüm vakıfları kapatma kararı aldığını açıkladı.
 
George Soros’un dünya sermayesine yön veren Rohtschild’lerin bir tetikçisi, taşeronu olduğu düşünüldüğünde Netanyahu iktidarının asıl kavgalı olduğu adresin İsrail’den kurtulmak arzusundaki liberal Siyonist güçler olduğu aşikâr.
 
Başbakan Netanyahu, geçen hafta partisinin düzenlendiği bir etkinlikte ülkedeki sol/sosyalist medya grupları ile birlikte hareket eden polis/yargı mensuplarının hükümetini bir yargı darbesiyle devirmek istediklerinden bahsetti.
 
Bu yargı darbesi dünyada ilk defa 17/25 Aralık yolsuzluk soruşturmasıyla Türkiye’de AK Parti iktidarına karşı uygulanmıştı!
 
Belli ki Rohtschild’ler Türkiye’de kurdukları ve sermaye/medya/siyaset ayağı bulunan FETÖ tipi Paralel Devlet Yapılanmasına benzer bir derin devlet mekanizmasının aynısını İsrail’de de kurmayı başarmış!
 
Yenilikçi Siyonist hanedanların gerçek hedefi elbette sadece Netanyahu iktidarını devirmek değil.
 
İsrail’i siyasi, askeri, sosyal, ekonomik ve kültürel bir istikrarsızlığa mahkûm edip Yahudi Baharını tetikleyerek bir toplumsal iç savaşın düğmesine basmak böylece İsrail’in yok oluşunu hızlandırmak!
 
Son günlerde İsrail’de Ana Muhalefet İşçi Partisinin organize ettiği ve on binlerin katıldığı toplumsal yürüyüşlerde Filistinlileri hedef alan işgalci Siyonist politikaların protesto edilmesinin arkasında da Rohtschild’ler var.
 
MOSSAD eski başkanı Tamir Pardo’nun İsrail'deki fanatik sağcılar ile solcular arasındaki kutuplaşmanın devam ettiğini, bunun bir iç savaşa yol açabileceğini açıklamasından sonra İsrail GKB Yrd. Tümgeneral Yair Golan’ın, “İsrail'in bugünkü bazı uygulamaları, Hitler'in Nazi Almanya'sında yaşanan mide bulandırıcı şeylere benziyor” şeklindeki demecinin arkasında da liberal Siyonistlerle muhafazakâr Siyonistler arasında baş gösteren küresel iç savaş var!
 
İsrail’de askere gitmeyi reddeden Ultra-Ortodoks (Haredi) Yahudileri ile polis/asker güvenlik kuvvetleri arasında uzun zamandır devam eden gerginlik ve çatışma ortamının da ana nedeni gelenekçi/yenilikçi Siyonist hanedanlar arasındaki anlaşmazlıktır.
 
Küresel liberal Siyonistlerin sermaye ve medya gücüne karşı geleneksel hâkim düzeni savunan muhafazakâr Siyonistlerin kullanabilecekleri en etkili savunma güçlerinin silah sanayi olduğunu belirtmiştik.
 
Silah demek doğal olarak savaş demek.
 
İsrail’i gözden çıkaran Rohtschild’lere karşı harekete geçen Rockefeller cephesi ise ABD-Kuzey Kore arasındaki gerginliği planlayıp bir 3. Dünya Savaşı çıkartmak için düğmeye bastı.
 
ABD ile Kuzey Kore arasında başlayacak savaşı tıpkı 1. Ve 2. Dünya Savaşında olduğu gibi farklı toplum ve devletlere yayarak bir 3. Dünya Savaşına dönüştürme planları yapan radikal dinci Siyonist cephe bu konuda bayağı yol almışa benziyor ama onlar açısından ortada çok büyük iki sorun var!
 
Birincisi silah lobisini elinde tutan güç gelenekçi Siyonistlerin savaş aracı olarak kullanacakları bir düzenli orduları yani devlet güçleri hâlihazırda ortada yok.
 
ABD ve müttefik Haçlı ordularının Irak/Afganistan işgalinde; NATO’nun ise Libya işgalinde başarısızlığa uğramış olması muhafazakâr Siyonistleri yeni bir dünya savaşını tetikleme konusunda kara kara düşündürüyor.
 
Dünya silah sanayini elinde bulunduruyor olsa bile radikal Siyonist hanedanların savaşma gücü, kabiliyeti oldukça dar ve sınırlı.
 
İkinci büyük sorunları ise çıkarılacak bir 3. Dünya Savaşında İsrail’in savaşa dâhil olup yıkılma riskinin oldukça yüksek bir olasılık olması!
 
Gelenekçi Siyonist cephe çıkarılacak 3. Dünya Savaşının yol açacağı dehşet yıkımdan, tahribattan İsrail’i koruyup kollayabileceklerine inanıyor olsalar ABD ile Kuzey Kore savaşının düğmesine hemen basacaklar.
 
Ancak ABD-Kuzey Kore gerilimi bir 3. Dünya Savaşına dönüşürse Türkiye’nin böyle bir başıboşluktan istifade ederek İsrail’i hedef alacağından emin olan muhafazakâr Siyonist cephe için küresel bir çatışmanın düğmesine basmak çok riskli!
 
Rockefeller cephesinin yeni bir Dünya Savaşı çıkarma isteklerinin altında yatan bir nedende küresel sermaye ve medya gücünü yani para ve propaganda gücünü elinde tutan liberal Rohtschild kliğini ancak bir küresel savaşın ardından tasfiye edebileceğine olan inancıdır.
 
Tarih yeniden tekerrür ediyor.
 
Şeytana hizmet eden batıl uygarlıkların yıkımına, dağılmasına, parçalanmasına neden olan iç fitne, tefrika ve nifak mikrobu şimdi küresel güç Siyonist odaklara da sirayet etmiş durumda.
 
Dolayısıyla Siyonist Gizli Dünya Devleti gelenekçi/yenilikçi kavgasında kendi kendini yiyip bitireceği bir sürece girmiş bulunuyor.
 
Daha düne kadar tek bir merkezden idare edilen ve tek bir üstün akıl tarafından birbirleriyle dayanışma, işbirliği içerisinde dünyaya hükmeden Siyonist hanedanların arasına bu fitne ve tefrika mikrobunu kim bulaştırdı sorusunun cevabı da oldukça önemli?
 
Siyonist hanedanlar arasındaki bu fitne ve tefrika arkasında üstü bir küresel akıl olmadan öylesine, gelişigüzel, tesadüfen meydana gelmiş değildir.
 
Erbakan ve küresel bir derin devletler topluluğu şeklinde tasarlayıp inşa ettiği milli derin devlet ya da Yeni Türkiye derin devleti, Siyonist vahdeti, tevhidi, birlikteliği bozarak nifak ve fitne mikrobunu vücuda enjekte etmeyi başardı elhamdülillah!
 
Erbakan’ın Siyonizm’le yürüttüğü 40 yıllık Millî Görüş mücadelesi süreci içerisinde önce SSCB karton gibi dağıldı.  Ardından tek süper güç ABD liderliğindeki Yeni Dünya Düzeni de çöktü. Irak ve Afganistan işgallerinde astronomik askeri harcamalar nedeniyle küresel ekonomik krizin içindeki ABD ve AB’nin de dağılma sürecinde olduğu gerçeği Batıda bile kabul görmüş durumda.
 
Arap Baharının yaşandığı ülkelerde devrilen 50 yıllık İsrail işbirlikçisi yönetimlerin hiçbirinin yerine Siyonizm’e yandaş olan bir yönetim ikame edilmiş değil.
 
Ulusalcı politikalar izlemek isteyen Trump yönetiminin NATO’dan, Birleşmiş Milletler Teşkilatından, Avrupa Birliği’nden desteğini çekme eğilimi Doğu Bloku gibi Batı Bloğunun da nihayetini getirme sürecini başlatmış bulunuyor.
 
Küresel liberal/yenilikçi Yahudi odaklar ile muhafazakâr/gelenekçi Yahudi klik arasındaki iç iktidar savaşının seyrini belirleyen asıl güç Türkiye’yi yöneten milli derin devlettir!
 
Milli devletin bu küresel savaşta bir tarafa yaslanıp destek vermektense iki taraftanmış gibi görünüp Yahudi hanedanlar arasındaki savaşa benzin dökmek ve yangına körükle giderek tarafları birbirine kırdırıp yok etme stratejisini uygulayabileceği kanaatindeyim!
 
Kısacası dünyanın geleceği Millî Görüş’ün D-8 Deklarasyonuyla ilan ettiği 6 ilke temelinde şekillenecektir.
 
Bu ilkeler şunlar: 1-Yeryüzünde savaş değil barış. 2- Gerginlik değil diyalog. 3- Sömürü değil işbirliği. 4-Çifte standart değil adalet. 5-Kibir ve tekebbür değil eşitlik. 6- Bir arada hakka riayet ederek yaşamak.
 
“Gerçek şu ki, onlar hileli düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır.” (İbrahim Süresi: 46. Ayet)
 
“Azim olan Allah ne güzel ne doğru söyledi.”
 
Sayı: 977
494 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:34
Güneş 07:00
Öğle 12:15
İkindi 14:53
Akşam 17:17
Yatsı 18:37
DÖVİZ KURLARI
USD 3.8713     EURO 4.5671     IMKB 106239     ALTIN 161,321