Mesud Akgül

mesud.akgul@gmail.com 08 Ağustos 2017 Salı 23:32 DİĞER KÖŞE YAZILARI

TÜRKİYE İSRAİL’İ; İSRAİL TÜRKİYE’Yİ GÜNEYDEN KUŞATIYOR!

Mezopotamya coğrafyasına hâkim olmak için mücadele veren iki küresel güç ve stratejinin savaşı her geçen gün şiddetini artırıyor.
 
Türkiye ve İsrail!
 
Türkiye’nin Erbakan tarafından belirlenmiş vizyon projesinin hedefi Yeniden Büyük Türkiye önderliğinde İslam Birliğini ve Adil Düzene dayalı Yeni Bir Dünya kurmak.
 
İsrail’in Kabalist mürşitler tarafından tanımlanmış vizyon projesinin nihai amacı ise Arz-ı Mevud topraklarında Büyük İsrail Krallığını kurmak.
 
Ortadoğu’da yaşanan işgallerin, iç savaşların, terörizmin, Arap Baharı, Gezi Parkı, 15 Temmuz darbesi, Katar krizi benzeri gelişmelerin omurgasını oluşturan ana etken Türkiye ve İsrail’in vizyon projelerinin birbirine rakip ve çatışma halinde olmasıdır.
 
Küresel boyutlarda sürdürülen Türkiye/İsrail savaşında taraf olan diğer ülkelerin üstlendikleri misyon sadece vekalet savaşı yürütmekten ibarettir.
 
Bu vekalet savaşı da son derece sofistike yöntemlerle yürütüldüğü için öngörülemez, karmakarışık ve girift bir hal almış vaziyettedir.
 
Çünkü Türkiye ya da İsrail adına vekâlet savaşı yürüten devletler ile terörist örgütlerin politbüroları tek bir merkezden komut alan yeknesak ve bütünsel nitelik taşımıyorlar.
 
ABD başta olmak üzere Rusya, Avrupa, Afrika, Ortadoğu, Uzakdoğu, Asya, Kafkaslar ve İslam ülkelerinin karar verici mercilerinde İsrail’le dayanışma içinde olan kadrolar olduğu gibi Türkiye ile de kader birliği yapmış yapılanmalar mevcuttur.
 
Birbirleriyle ölümüne savaş halindeki bu iki rakip küresel gücün kadroları kendi aralarında mücadele ederken derin mahfillerce belirlenmiş stratejilerde sürpriz sapmalara neden olmakta ve bu durum kurumlar arasında ciddi iç çatışmalara, farklı politikalar izlenmesine yol açmaktadır.
 
Günümüzde Siyonist Gizli Dünya Devleti ile ABD Başkanı Trump ve arkasındaki Ulusalcı derin örgütlenme arasında yaşanan iktidar kavgasının nedeni budur.
 
Küresel güç Siyonizm’in siyasi otorite ile çatışma içinde olduğu ülke yalnızca ABD değil elbette.
 
İngiltere’de May hükümeti hatta Kraliçe ve çevresiyle; Almanya’da Merkel; Fransa’da Macron; Rusya’da Putin iktidarıyla da şiddetli bir anlaşmazlık söz konusu.
 
Ortadoğu ve İslam dünyasını söylemeye zaten gerek yok.
 
Erbakan, 1000 yıllık Selçuklu/Osmanlı İslam medeniyetinin Siyonist odaklar tarafından nasıl yıkıldığını anlatırken şöyle diyordu:
 
“Osmanlı bir ceylan! Bu ceylanın kalbi sultan II. Abdülhamit han! Ceylanı önce kalbinden vurdular. Sonra Osmanlı’yı 1. Dünya Savaşına sokup 30 cephede birden savaştırarak mağlup ettiler. Ardından ceylanı bir masaya yatırıp 40 parçaya böldüler. Siyonizm hangi yol ve yöntemlerle Selçuklu/Osmanlı İslam medeniyetini yıktıysa bizde aynı yol ve yöntemlerle bu zulüm düzenini yok edeceğiz!”
 
Erbakan dediğinin hepsini 40 yıl gibi kısa bir sürede gerçekleştirdi.
 
Selçuklu/Osmanlı İslam medeniyeti bir ceylansa Siyonizm ise bir timsahtır!
 
Erbakan önce bu timsahın alt ve üst çenesini hedef aldı.
 
Alt çenesi olan Komünizm yani dünyanın ikinci süper gücü SSCB’yi Afganistan işgalinde Pakistan üzerinden- Başbakan Navaz Şerif’in görevden ayrılmasına neden olan yargı darbesini bu çerçeveden okumak lazım- mücahit gruplara sağladığı silah, mühimmat, kurmay akıl ve lojistik destekle yenilgiye uğrattı.
 
Bu yenilgi sonrası alt çene SSCB dağıldı.
 
Timsahın avını parçalaması için iki çenesinin de sağlam çalışması şart.
 
Timsahın bir çenesi çalışmaz ya da sakatlanırsa avını parçalaması zor olacağından gerektiği gibi beslenemeyecek ve kaçınılmaz şekilde ölecektir.
 
Siyonizm bu gerçeğin farkındaydı.
 
Ama yapabileceği bir şey yoktu.
 
Timsahın üst çenesi olan ABD kala kala tek başına kalmıştı.
 
Tek çeneyle insanlığı avlamak, parçalamak, yemek, yutmak zahmetli bir işti.
 
Alt çene SSCB çatlayınca kendi bünyesinde bir cerrahi operasyon yaparak Komünizmin yerine Avrupa Birliğini monte etmeye kalktı.
 
Ama Avrupa Birliği iki kutuplu dünya düzeninde SSCB’nin alt çene olarak gösterdiği başarıyı bir türlü gösteremedi. SSCB’nin boşluğunu AB ile dolduramadı Siyonizm.
 
Timsahın alt çenesine yapılan cerrahi operasyonla yeni bir çene eklendi ama bu değişimi vücut bir türlü kabullenmedi.
 
Ciddi sağlık problemleri baş göstermeye başladı!
 
Bunun üzerine Siyonizm, “Detant” ilan ederek ABD liderliğinde tek kutuplu dünya düzenine geçtiğini ilan etti.
 
Tek çeneyle insanlığı avlamak ve parçalayıp yutmak oldukça riskliydi ama başka seçenek yoktu!
 
Küresel güç bu riske rağmen üst çene ABD ile Irak ve Afganistan’ı işgale yeltendi.
 
Türkiye’nin 1 Mart Tezkeresini reddederek işgal girişimine meydan okuyan bir şahsiyetli duruş sergilemesiyle birlikte Siyonizm için her şey tepetaklak olmaya başladı.
 
Erbakan’ın önderliğinde küresel gücün alt çenesi SSCB’yi parçalamayı başaran Afganlı Mücahit gruplar içine sızmayı başaran istihbarat örgütlerince raydan çıkınca yerlerine farklı adlarla yeni Uluslararası İslami Direniş Orduları tahkim edildi.
 
Küresel İslami Direniş Ordusu Afganistan’dan sonra Çeçenistan’da, Bosna’da Keşmir’de, Filipinlerde özgürlük mücadelesi yürüttü ve kazandı!
 
Siyonizm’in BOP adı altında 22 İslam ülkesini işgal edip Büyük İsrail Krallığını kurma girişiminin ilk adımı olarak üst çene ABD ve alt çene Haçlı müttefikleri ortaklığında Irak ve Afganistan işgal edilince Global İslami Direniş Ordusu El-Kaide ismi altında bölgeye intikal ettirildi!
 
Devrik lider Saddam’ın gerilla konumu alan Muhafız Ordusuyla entegrasyonu sağlanan El-Kaide direniş güçleri Irak ve Afganistan’da ABD liderliğindeki müttefik Haçlı ordularına karşı yürüttüğü bağımsızlık mücadelesini de kazanmayı başardı.
 
Irak ve Afganistan işgallerinde dayak yiyip perişan olan Pentagon ve Haçlı sürüleri işgale son verip bölgeyi terk etmek zorunda kaldılar.
 
İşin en ilginç tarafıysa SSCB’ye karşı özgürlük mücadelesi veren Afganlı mücahitler göklere çıkarılırken; ABD ve Haçlı ordularına Irak’ı, Afganistan’ı dar eden İslami Gerilla Ordusu ise adeta şeytanlaştırıldı, aşağılandı!
 
İslami Cihad Direnişi Afganistan’da SSCB’yi yendi coşkuyla kutladık; Irak’ta ABD’yi yendi kabullenmedik!
 
Niye?
 
İşgal sürecinde astronomik askeri harcamalar sebebiyle başlayan büyük ekonomik krizin pençesinde inim inim inleyen ABD ve Batı 10 yıldır bu sorunla ilgili ortaya herhangi bir çözüm yolu da geliştirebilmiş değil.
 
Faize dayalı küresel kapitalist ekonomik sistem artık iflasın eşiğinde!
 
Alt çene SSCB dağıldıktan sonra üst çene ABD’de Irak ve Afganistan işgallerinde mağlup olduğu için iş göremez hale geldi.
 
Siyonizm üst çene ABD’nin eskisi gibi verimli kullanılırlığını kaybettiğini anlayınca bu sefer yeni bir cerrahi müdahalede bulunup Çin’i sermaye ve teknolojik olarak destekleyerek süper güç yapma stratejisini devreye soktu.
 
Ama nasıl ki eski alt çene SSCB’nin yerine monte edilen Avrupa bir türlü arzu edileni veremediyse eski üst çene ABD’nin misyonunu üstlenmesi planlanan Çin de asla ABD’nin yerini dolduramadı!
 
Erbakan 40 yılda Siyonist timsahın üst ve alt çenesini koparmayı başararak beslenmesine, güçlenmesine, yaşamını sürdürmesine engel oldu.
 
Timsahın alt ve üst çenesini koparan Erbakan’ın yeni hedefi bu sefer kalbiydi!
 
Timsahın kalbi doğal olarak İsrail’di!
 
Davos toplantısında dünyayı kasıp kavuran, “One Mınute” çıkışından sonra Mavi Marmara yardım gemisi organizasyonuyla Siyonizm’in kalbi olan İsrail, Erbakan’ın atış menzilindeydi!
 
Mavi Marmara yardım gemisi organizasyonundan dönemin Başbakanı Erdoğan’ın ve AK Parti hükümetinin rızası ya da dahili yoktu!
 
Bu organizasyon tümüyle bir Erbakan yani devlet projesiydi.
 
Mavi Marmara yardım gemisinde bulunan IHH Başkanı Bülent Yıldırım, seyir halindeyken telekonferans sistemiyle İstanbul’da Erbakan’ın da bulunduğu bir etkinliğe bağlanarak bu gerçeği katılımcıların huzurunda ikrar etmiş ve Erbakan’a destekleri dolayısıyla minnet ve şükranlarını iletmişti!
 
Erbakan’ın tek başına AK Parti iktidarına, dönemin Başbakanı Erdoğan’a rağmen timsahın kalbi olan İsrail’i hedef alan ve Türkiye ile İsrail’i savaşa sürükleyebilecek potansiyele sahip bir tehlikeli projeye imza atacak derin devlet gücüne hükmetmiş olması Siyonist odaklar için sürpriz değildi.
 
Erbakan inşa ettiği ve küresel bir güç haline getirerek ihya ettiği milli derin devlet sayesinde Türkiye’yi yöneten derin akıl, irade ve karar merciiydi!
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti iktidarı ise sahnede playback yapan sanatçılardan farksızdı ve halen daha değişen bir şey yok!
 
Erbakan bu gerçeği şöyle haykırıyordu:
 
“Ey Erdoğan… Sen bu atın sahibi ya da jokeyi değilsin. Sen sadece at yarışı spikerisin…”
 
Erbakan, Siyonist timsahın kalbini hedef almıştı ama daha ilk adımda, ilk saldırıda kalın zırhı delip kalbi sökmek kolay değildi.
 
Uzun, yorucu, meşakkatli ve tehlikeli bir girişimdi timsahın kalbini hedef almak.
 
Timsahın kalbini sökmek için yapılan en değerli hamle ise Fırat Kalkanı operasyonuyla TSK’nin Suriye topraklarına yerleşmesiydi!
 
Üst ve alt çenesini kaybeden timsah yeni hedefin kalbi olduğunu idrak etmekte zorlanmadı ve Türkiye’yi içeriden işgal planı 15 Temmuz darbe girişimini yürürlüğe soktu.
 
Ancak Yeni Türkiye derin devletinin üstün siyasi aklı ve gücü karşısında belki tarihindeki en büyük yanlışa, en korkunç yıkıma neden olan hamleye imza attı Siyonizm 15Temmuz darbesiyle!
 
FETÖ ihanet çetesinin kuklalığını ve piyonluğunu üstlendiği 15 Temmuz darbe girişiminin merkez karargâhı ve kurmay kadrosu İsrail’di!
 
Diğer faktörler ve unsurlar ise İsrail adına vekâlet savaşını yürüten taşeronlardı.
 
Erbakan tüm söylediklerini, iddialarını, planlarını ve yapmayı vaat ettiklerini gerçekleştiren muzaffer bir kumandandı!
 
Bu gerçeğin milletimizce ve insanlık tarafından fark edilmiyor olmasının nedeni Erbakan’ın söylemleri ne kadar bariz ise hedeflerini gerçekleştirmek için kullandığı yol/yöntem ve izlediği strateji/taktik o kadar derindi, gizliydi!
 
1000 yıllık Selçuklu/Osmanlı İslam medeniyetini 1. Dünya Savaşında 30 cephede birden savaştırarak yıkan Siyonizm’in kendisi şimdi 30 cephede birden savaşmak zorunda bırakıldı, kaybetti ve çöküş sürecine girmiş bulunuyor!
 
Küresel güç ve hegemonik iktidarına rağmen 60 yıldır işgal altında tuttuğu Filistin ve halkını bile ortadan kaldırmaya güç yetiremedi Siyonizm!
 
Şeytan bu planları hiç biter mi?
 
Kalbinden olup gebermek istemeyen timsah Türkiye’ye karşı yeni bir işgal planını devreye sokma çabası içinde.
 
Suriye’deki PKK türevi PYD/YPG terör örgütlerini 1000 tır dolusu ağır ve sofistike silahlarla takviye ederek Türkiye’yi güneyden kuşatmanın ve işgal etmenin hayalini kuruyor İsrail.
 
Silahlar içinde tanksavar füze sistemleri ile savaş uçaklarını ve helikopterleri vuracak füzelerin olması hedefin DEAŞ değil aksine Türkiye olduğunun en açık delilidir.
 
Zira DEAŞ’ın elinde savaş uçağı veya helikopter yok!
 
Türkiye’yi yöneten üstün siyasi akıl, İsrail’in güneyden kuşatma altına alma hamlesine karşı İsrail’i güneyden kuşatma planını uygulamaya soktu!
 
Ürdün’ün Başkenti Amman’da İsrail Büyükelçiliğinde sürpriz bir silahlı çatışma yaşandı.
 
Çatışmada İsrail’in kayıplarıyla ilgili kesin bilgiler medyaya yansımasa bile 2 Ürdün vatandaşının hayatını kaybettiği açıklandı.
 
Bu çatışmanın zamanlaması oldukça dikkat çekiciydi!
 
İsrail’in Mescid-i Aksa’yı işgale yeltenerek ibadete kapattığı bir dönemde Ürdün ve İsrail arasında bir derin kriz damdan düşer gibi aniden ortaya çıkıverdi!
 
Ürdün güvenlik güçleri 2 vatandaşını silahla öldüren İsrail güvenlik görevlisinin yargılanması için kendilerine teslim edilmesi isteğiyle İsrail Büyükelçiliğini kuşatma altına aldı!
 
Ortadoğu’da İsrail ile en iyi ikili ilişkiler içinde olmuş ve hiçbir zaman İsrail’e en ufak bir sorun çıkarmamış ülkelerin başında gelen Ürdün’ün adeta cesaret iğnesi yemişçesine aniden Yahudi devletine karşı diklenmesinin arkasındaki üstün akıl elbette Türkiye merkezli milli Gizli Dünya Devletiydi!
 
Yüz binlerce Filistinlinin katledilmesini 60 yıldır izleyen bir Ürdün’ün 2 vatandaşı için engerek yılanı İsrail’e kendi inisiyatifiyle ve iradesiyle diklenmesi olacak şey değildi!
 
Türkiye’yi yöneten küresel üstün akıl İsrail’e şu 2 mesajı verdi:
 
1- Mescid-i Aksa kuşatmasını kaldırmazsan eğer İsrail Ürdün Büyükelçiliği ablukası da kaldırılmayacak!
 
Mesaj İsrail tarafından algılandı ve Mescid-i Aksa’ya yönelik terörist eylemlerden tek tek vazgeçilince Amman’daki İsrail Büyükelçilik kuşatması da iptal edildi!
 
Parayı verenin düdüğü çaldığı yandaş medyanın iddia ettiği gibi İsrail, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın suya sabuna tirit, içeriği boş, kof açıklamalarından ürktüğü için Mescid-i Aksa işgalinden caymış değil!
 
2-Türkiye derin devleti İsrail’e diyor ki; Başkan Trump ve Beyaz Saray yönetimine rağmen Pentagon’daki Yahudi generalleri kullanarak silahlarla besleyip büyüttüğün PKK/PYD/YPG köpeklerini kullanarak güneyden Türkiye’yi işgal etme planından vazgeçmezsen bende seni güney sınırın olan Ürdün üzerinden kuşatma ve işgal etme projesinden caymam!
 
İsrail bu kripto mesajı elbette anladı ama anlamazlıktan gelmeyi sürdürünce Türkiye’den yeni bir tehlikeli adım geldi!
 
Ürdün parlamentosunda 82 milletvekilinin, İsrail'in Amman Büyükelçisinin ülkesine gönderilmesi ve Ürdün'ün Tel Aviv Büyükelçisinin de geri çağrılması için teklif sunduğu bildirildi.
 
Türkiye İsrail’i; İsrail Türkiye’yi güneyden kuşatma, işgal etme girişiminden cayacak gibi görünmüyorlar!
 
Şimdilik karşılıklı hamlelerle birbirlerini yoklamayı sürdürüyorlar!
 
Biz şimdiden Türkiye’nin bu savaştan da muzaffer olarak çıkacağını, İsrail ve küresel hinterlandının kaybetmeye mahkûm olduklarını ilan edelim.

Sayı: 976
382 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • Ömer - 12 Ağustos 2017 Cumartesi 14:08
    Pakistan'da anayasa mahkemesinin yaptığının Türkiye ve nükleer silahlarla ilgisi nedir? Artık bomba veya bilgi tedariki olamayacak mı? Ya da çoktan mı oldu?
  • Tolga - 08 Ağustos 2017 Salı 23:59
    Sizdemi pyd'nin bizi guneyden kusatabilecegini dusunenlerdensiniz?? Bu kadarmi gucsuz goruyorsunuz ordumuzu? 100 tir degil 10000 tir silah verseler ne yazar? agir bombardimanla 2 saatlik operasyona bakar hepsi.
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:58
Güneş 05:31
Öğle 12:35
İkindi 16:19
Akşam 19:25
Yatsı 20:51
DÖVİZ KURLARI
USD 3.5179     EURO 4.1308     IMKB 106825     ALTIN 146,001