Mustafa Erdoğan

merdogan@stargazete.com 19 Mart 2009 Perşembe 12:01 DİĞER KÖŞE YAZILARI

NEDEN ARTIK BAŞARAMIYORLAR?

Ergenekon’ kovuşturması dolayısıyla ortaya çıkan yeni bilgiler Türkiye’nin mütevazi demokrasisinin bile son yıllarda ne türden badireler atlatmış olduğunu gösteriyor.

Daha önce pek çok vesileyle demokrasi ve özgürlük karşıtı bu gibi girişimlerin fikri arka planı hakkında epeyce yazdım. Onun için, bu olup bitenlerde benim açımdan şaşırtıcı olan bir şey yok.

Asıl şaşırtıcı olan, bu son darbe girişimlerinin akamete uğramış olmaları. Daha da önemlisi, devletin içinde yuvalanmış bu kabil komitacı tertip ve girişimlerin Türkiye’de bile kovuşturulabiliyor olması. Türkiye artık darbe girişimcisi paşaların yargılanabildiği bir ülke durumunda. Hiç değilse buna sevinebiliriz.

Peki, darbe heveslisi generaller neden acaba eskisi gibi başarılı olamıyorlar dersiniz?... Bu sorunun bana göre kısa cevabı şu: ‘Türkiye değişiyor. Artık eski Türkiye yok.’

‘Yeni Türkiye’nin belki de en belirgin özelliği, onun darbelere destek veren, en azından göz yuman bir uluslararası ‘çevre’de yaşamıyor olması. Öyle anlaşılıyor ki, AB eşiğindeki bir Türkiye’de ne silahlı kuvvetler ‘emir-komuta zinciri içinde’ bir darbeye kalkışabilecek, ne de kendi içinden çıkması muhtemel darbe heveslilerine izin verebilecek durumda. Türk genelkurmay karargáhında Anayasal düzeni yıkmayı yasaya dayanarak sözümona meşrulaştırmayı akıl edecek komuta heyetlerinin dönemi artık geçmek üzere.

ABD’nin ‘establishment’ı bile bu yeni duruma kendisini alıştıracak gibi.

Öte yandan, ‘Yeni Türkiye’de toplum da eskisinden epeyce farklı görünüyor. Daha önceki tecrübelerden ders almış görünen farklı toplum kesimleri hem darbelerin Türkiye’ye maliyetinin artık farkında, hem de bu türden karanlık tertipçilerin oyununa gelmeme konusunda daha duyarlı. İnsanları gerçeklere karşı manipüle etmek, Atatürkçülüğe referansla bile, artık o kadar kolay değil. Özellikle mahut ‘Cumhuriyet mitingleri’nin nasıl bir karanlık senaryonun parçası olduğunun ortaya çıkması toplumun büyükçe bir kısmının bu konuda bilinçlenmesini kolaylaştırmış görünüyor.

Bu arada son yıllarda çok önemli bir gelişme daha oldu Türkiye’de: Medyanın yapısı bir ölçüde değişti. Yakın zamanlara kadar medyaya neredeyse ‘tek ses’ hakimdi. Kurulu düzenle kabaca özdeşleşmiş olan, hakim konumdaki ana akım medya farklı sesler çıkarmaya çalışan küçük ölçekli yayın organlarını toplumun marjında yer alan ‘rejim karşıtı çatlak sesler’ olarak takdim edebiliyordu.

Gerçi ana akım medyanın kendi içinde de temsil edilen ‘çıkarlar’ açısından kısmi bir çeşitlilik söz konusuydu: Doğan grubunun yanında bazen bir bazen iki daha küçük medya grubu da vardı. Ne var ki, zaman zaman kendi aralarında kavgalı da olsalar, statükonun değişmezliğini savunmak söz konusu olduğunda bunların hepsi aşağı yukarı tek ses çıkarıyordu.

Oysa manzara şimdi epeyce değişmiş durumda. Medya kısmen de olsa çoğulculaştı. Kendisini ‘merkez’ olarak niteleyen medya bloku artık ‘kamuoyu’nu tek başına oluşturamıyor. Bunun için gerçi çok uğraşıyor; medya içindeki farklılıklardan ‘cephe’ler üretmeye çalışıyor, hükümete kategorik olarak karşı çıkmayan veya ‘değişen Türkiye’den yana tutum alan yayın organlarını toptan ‘yandaş medya’ olarak yaftalıyor vs.

Ama çabaları nafile. Her şeye rağmen, medyada iyi-kötü oluşmuş bulunan bu denge varlığını sürdürüyor. İşte bu yeni ‘medya dengesi’ sayesindedir ki, ‘Ergenekon’ların üzerini örtemiyorlar. Onların bu meseledeki suskunluğuna ve alaycılığına inat, işin ciddiyetine kamuoyunun ikna olmasına yardımcı olan bir medya ayağı daha var Türkiye’de. Bu ayağın kusurları yok mu, elbette var. Ama yine de bu çoğulculuk ‘Ergenekon’da Türkiye’nin hayrına işliyor.

1508 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:36
Güneş 07:02
Öğle 12:16
İkindi 14:52
Akşam 17:15
Yatsı 18:36
DÖVİZ KURLARI
USD 3.9224     EURO 4.6203     IMKB 104782     ALTIN 163,034