MYANMAR ONUN VAHŞETİ

Myanmar’daki Budist yönetimi Arakan Müslümanlarına saldırtanlar da Siyonistlerdir. Müslümanlara hiçbir insan hakkını tanımak istemeyen Siyonistlerin tek düşmanı İslam’dır. Bunu Şeytan’a asker oldukları için yapmaktadırlar. Değilse Budist Myanmar halkının/yönetiminin Müslümanlarla ne alıp veremediği olabilir? Sevmeseler de katliam yapmaları için bir nedenleri olmaz.

06 Eylül 2017 Çarşamba 10:10 < MANŞET
Myanmar yönetimi asırlardır Arakan Bölgesinde yaşayan Müslüman halka durup dururken neden soykırım uygulayarak toptan yok etmeye kalkışıyor sorusunu sorup cevabını bulma önemi yadsınamayacak bir husustur. Myanmar toplumu Budist olsa bile nihayetinde insan olarak bir maşeri vicdana sahiptir. Buna rağmen nasıl olur da masum, zavallı insanlara kin ve nefretle zulmeder, onları imha etmeye çalışır? Kimse bu husus üzerinde pek durmuyor!
 
İnsanoğlu yaratılışı itibariyle istisnalar dışında, genellikle iyiye yönlendirildiğinde iyi, kötüye yönlendirildiğinde kötü olur. Aldığı eğitim, içinde yaşadığı çevrenin, toplumun paradigması insanı oldukça etkiler. Bazı istisnalar da vardır ki, onlar en kötü ortamlarda bile iyi ve en iyi ortamlarda dahi kötü olurlar. Bunları hiç kimse iyilikten ya da şerden koparıp ayrı tutamaz. Bunlardan iyilere Firavun’un karısı Hz. Âsiye, kötülere Hz. Nuh’un oğlu ve Hz. Lut’un karısı örnek verilir. Hz. Âsiye, Firavun gibi azgın, inkârcı bir zalimin eşi olmasına karşın iyilerden; Hz. Nuh’un oğlu ve Hz. Lut’un eşi peygamber ailesine mensup olmalarına rağmen kötülük timsali oldular. Bu tür insanlar oldukça istisnaidir; geneli nasıl yönlendirilirse öyle olur.
 
Myanmar yönetimini, toplumunu eğer etkin bir güç ve irade yönlendirmese yok yere zulüm işleyip vahşet sergilemesi kendiliğinden olacak şey değildir. Dünyanın her yerinde İslam’a, Müslümanlara yönelik saldırıları organize eden, yönlendiren bir güç, irade var: Siyonizm!
 
Her yaratık yaşayabilmek için düşmanını tanımak zorundadır. Bu nedenledir ki Yüce Allah yarattığı tüm canlılara düşmanını tanıtır, ona karşı kendini nasıl savunacağını yaratılışında öğretir. İnsanlarsa şuur sahibi olduklarından onlara peygamberlerle kitaplar göndererek bu bilgiyi ihsan eder. Yüce Allah insanoğluna en büyük düşmanının şeytan olduğunu bildirmiş ve ona uymamayı emretmiştir. Şeytan sadece soyut bir varlık değil, yeryüzünde örgütlü bir gücü insanlık tarihi boyunca hep olmuştur. Kur’an’da sözü edilen kötülüğü örgütleyenler Şeytanın adamlarıdır. Kötülüğü örgütleyerek 20. Asırda yeryüzüne hâkim olan Siyonizm’in kurucuları ve yöneticileri Kabalist Hahamlar gerçekte Şeytan’a tapmaktadırlar.
 
Eski Mısır’da kadim bir örgütleri olan Kabalacı Hahamlar; Hz. Musa ile mücadele ettiler ve Tevrat’ı tahrif ettiler. Yahudiliği ırkçı sapkın bir paradigmaya dönüştürüp kuşaklar boyunca kötülüğü örgütleyen bir yapı ve okült kültür halinde yaşatan, geliştiren Kabalist Hahamların Şeytan’dan aldıkları bilgiler, talimatlar doğrultusunda hareket edip kötülüğü örgütlediklerini belgeleyen birçok çalışma yayınlanmış bulunmaktadır.
 
Kabalacı Hahamların Senhedrin denilen, 70 kişiden oluşan bir meclisi vardır. Bu meclisten ayrı ve üstünde 3 Kabalist Haham vardır. Bunlara bağlı 4 Kabalist Haham ise Senhedrin’in içinde bulunmaktadır. Toplam 7 kişi olarak Senhedrin’i yönetir. Üç Kabalist Hahamdan biri öldüğünde Senhedrin içerisindeki 4 Kabalist Hahamdan biri yerine seçilir. Ondan boşalmış olan 4 kişilik Kabalist Hahama ise Senhedrin’den bir Kabalist Haham seçilir.
 
Üç kişilik Kabalist Hahamın Şeytan’dan ilham, bilgi, emir alma seansları oldukça ilginçtir ki şöyledir: Karanlık, loş bir ortam oluşturulur. Şeytan’a yaranmak için en iğrenç günahlardan işlerler. Keçi, kedi veya bir çocuk kesip kanını içmek gibi korkunç bir günah işleyen, transa geçen baş Kabalist Hahama Şeytan’dan ilham gelmeye başlar. Ağzından köpükler akarak mırıldanıp onları söyler, yanındaki diğer iki Kabalacı Haham da yazıp kayda geçer. Ondan sonra onları uygulamaya başlarlar. Dünya Siyonizm’ini kuran, yöneten Kabalacı Hahamlar bu minvalde Şeytan’dan aldıkları bilgilerle, emirlerle yeryüzünde kötülüğü örgütlerler.
 
Kabalacı Hahamlar edindikleri bilgi, kültür birikimlerini gizli/esrarengiz yöntemlerle gelecek kuşaklara aktarırlar. Bunun için sembollerle, şifrelerle, kriptolarla iletişim sağlarlar. Eğitimini almayanlar bu esrarengiz sembolleri, işaretleri, kriptoları ne okuyabilirler, ne anlayabilirler. Peki, neden böyle özel gizli yöntemler kullanırlar; herkesin anlayacağı şekilde bilgileri niye yayma gereği duymazlar?
 
Kabalacılar bu ahlak dışı, toplum vicdanının isyan edip tepki göstereceği iğrenç kötülükleri herkese açık şekilde yazıp yayınlayamazlar, yoksa şiddete maruz kalırlar. Kabalacılar asıl başarılarının normal insan aklının, havsalasının alamayacağı kötülükleri işledikleri için çok rahat hareket ederler. Çünkü birileri bunları görüp fark eder ve insanlara anlatırsa kimseye inandıramazlar. Hiç böyle şey olur mu, hangi insan bunu yapar diye tepki gösterirler. Bunu bildikleri için Kabalacılar rahat hareket eder, her türlü melaneti pervasız işlerler. Yahudileri kullanıp kendileri için uygun bir toplum oluşturan Kabalacıların işledikleri insanlık suçlarını, birçok insan tespit edip açıklamıştır ama dile getirdikleri gerçekler komplo teorisi denilerek itibarsızlaştırılmıştır. Bazen de kendileri bizzat mübalağalı, akıl/mantık dışı bir takım itham, isnatlar ileri sürerek, gerçekçi açıklamaların da onlar gibi algılanmasını sağlarlar. Kendileri başkaları hakkında özellikle de yapılarını keşfedenlere yönelik her türlü iftirayı, karalamayı ustalıkla yapıp toplumları inandırırlar. Ama onlara yönelik gerçek açıklamaları inandırıcılığı olmayan komplo teorileri diye kabul ettirmesini bilirler. Komplo teorisi diye inandırdıklarının yapılması artık çok zor olmaz. Toplumu komplo teorisi diye inandırdıklarında komplolarını, kumpaslarını artık rahatlıkla icra edebilirler. Dikkatleri üzerlerine çekmemek, dağıtmak için her türlü önlemi alırlar. Algı oluşturma vasıtalarını ustaca ve en etkin biçimde kullanırlar.
 
Kötülüğü örgütlemede büyük bir birikim ve ustalık sahibi olan Kabalacılar yeraltı örgütlerini kurmada ve yönetmede oldukça başarılıdırlar. Tarihte Haçlı Seferlerini örgütleyip teşvik ve provoke eden Tapınak Şövalyeleri aslında Yahudi oldukları halde kendilerini Hristiyan diye göstermişlerdir. Bir yeraltı örgütü olan Tapınak Şövalyeleri Büyük Fransız Devrimini yapan Kabalacı Hahamlar yapılanmasıdır. “Büyük” sözcüğü hangi kişi ve olay başına sıfat olarak konulmuşsa onun Yahudilere ait olduğu anlaşılabilir. ‘Büyük’ Fransız Devrimi de onlardan.
 
Yine bir yeraltı örgütü olan Gül-Haçlar, Masonlar da Kabalacı Yahudilerin yapılandırdıkları esrarengiz, okült oluşumlardır. Günümüzde Kabalacıların, namı diğeri Şeytan’a tapanların kurdukları yeraltı örgütlerinin haddi hesabı yoktur. Bunların çoğu aysberg gibi ucu dışarıda görünür ama asıl muazzam yapısı yeraltındadır.
 
Kabalacı hahamların yönettiği Yahudiler her türlü devlet yönetimi, parti, din, mezhep, fırka, cemaat, tarikat, organizasyon, kuruluş içerisine sızarak iğrenç amaçları doğrultusunda çok rahat kullanırlar. Kabalacı Yahudiler çoğu zaman bizzat kendi kurdukları örgütler inandırıcı olamadıkları için başkalarının kurdukları örgütleri, oluşumları içine sızarak ele geçirir kendi kirli amaçları doğrultusunda kullanırlar, böylece daha etkili ve güvenli hareket edebilirler.
 
Kabalacı Yahudilerin hiç vazgeçmedikleri en kadim yöntemlerinden biri de bir kötülüğü hiç kendi kimlikleri ile işlemeyip başkalarının kimliği ile ya da başkalarına yaptırmalarıdır. Kimi kullanırlarsa kullansınlar kendilerinden asla söz ettirmezler, onları günah keçisi yaparlar.
 
Parayı pek seven çok iyi kullanan Yahudiler rüşvetin, yolsuzluğun, mafyanın, her türlü suç örgütünün amaçları doğrultusunda kullanılmasında engin tecrübe sahibidirler. Kendilerinin daima dayanışma içinde hareket etmesini sağlayan örgütlü yapılarına karşın; başkalarının her türlü tefrika ve rekabet içerisinde dağılıp başarısız kalmaları için örgütlenmelerine asla imkân tanımazlar. Şeytan’ın yeryüzündeki temsilcileri Kabalacı Hahamların bilmedikleri ve yapmadıkları, örgütlemedikleri bir kötülük yoktur. Çünkü ne yapacaklarını Şeytan öğretir.  
 
Kabalacı Hahamların kurup yönettiği Dünya Siyonizm’i son asırda yeryüzünde yapılmadık, işlenmedik bir zulüm, vahşet, kötülük, sapkınlık bırakmadı. Bediüzzaman Hazretlerinin çok veciz ifadesiyle kurûn-u ûlânın bütün melainini hali hazır asır defaten kusuyor. Bunun günümüz Türkçesi ile anlamı şöyle: Geçmişteki kuşakların işledikleri lanetli işlerin tümünü, yaşadığımız asrın insanları birden işliyor, kusuyor. Bütün peygamberlerin ümmetlerini ikaz edip korkutarak sakındırmaya çalıştıkları dünyaya hâkim olan Deccaliyet Siyonizm’dir.
 
Siyonistler 20. Yüzyılın ilk yarısında üst üste iki cihan savaşını örgütleyip insanlık tarihinde daha önce görülmemiş katliamlar sergilediler. Yönetimine nüfuz ettikleri devletleri kullanan Siyonist Yahudiler bu 2 savaşta on milyonlarca insanın ölümüne, şehirlerin, ülkelerin viran olmasına yol açarken Yahudileri en çok mağdur, mazlum toplum olarak gösterdiler. İsrail’e göç etmek istemeyen Yahudileri öldürtüp böyle bir algı oluşturdular. Hitler, Mussolini onlar tarafından kullanıldı. Bolşevik ihtilalini onlar yaptırdı. Japonya’ya onlar atom bombaları attı ve korkunç vahşeti işledi. Avusturya-Macaristan, Osmanlı imparatorluklarını, Rus Çarlığını onlar yıktılar. Yeryüzünde 14 asırdır devam eden Hilafeti onlar kaldırdı. Ama bunların asla sorumluluğu Siyonist Yahudilere yüklenemedi. Piyonlarını günah keçisi yaptılar. Sonunda, bu iki savaşta kullandıkları İngiltere’yi 1945 Yalta Konferansında kenara çekip ABD-SSCB partnerliğinde iki bloklu bir küresel düzen kurdular, yönettiler.
 
Erbakan’ın, Dünya Siyonizm’ine karşı başlattığı Millî Görüş mücadelesinin devam ettiği 40 yıl içinde; SSCB Afganistan’ı ve ABD Irak’ı işgal ederken Cihadcı İslami direnişçilerin karşı koyması sonucu yenilgiye uğrayıp çekildiler. Böylece Siyonizm’in Yalta Konferansıyla inşa ettiği 2 bloklu düzen, ardından tek süper güç ABD liderliğinde ilan ettiği yeni dünya düzeni de çöktü. Erbakan’ın vadettiği Yeniden Büyük Türkiye liderliğinde İslam Birliği, Adil Düzen, Yeni Bir Dünya’nın kurulma süreci şimdi yaşanmaktadır.
 
Dünya Siyonizm’i yıkılırken tek düşman bildiği İslam’a ve Müslümanlara yönelik zulümlerin devam etmesi öylesine değildir. Bosna’da asırlardır birlikte yaşayan Sırpları Müslümanlara saldırtanlar, Birleşmiş Milletler gözetiminde katliam yaptıranlar Siyonistlerdi. Myanmar’daki Budist yönetimi Arakan Müslümanlarına saldırtanlar da Siyonistlerdir. Müslümanlara hiçbir insan hakkını tanımak istemeyen Siyonistlerin tek düşmanı İslam’dır. Bunu Şeytan’a asker oldukları için yapmaktadırlar. Değilse Budist Myanmar halkının/yönetiminin Müslümanlarla ne alıp veremediği olabilir? Sevmeseler de katliam yapmaları için bir nedenleri olmaz.
 
Dünya Müslümanlarına sahip çıkan Türkiye’yi psikolojik savaş yöntemiyle itibarsızlaştırma ve güçsüz gösterme politikası izleyen Dünya Siyonizm’i şöyle bir subliminal mesaj vermek istemektedir: Ey Türkiye; Dünya Müslümanlarına sahip çıkarsan başını derde sokar, senin burnunu sürterim! Ve ey Müslüman toplumlar şu Türkiye’ye boşuna güvenmeyin!
 
Bir de şu mesajı vermeye çalışmaktadır: Türkiye himayesinde Suudi Arabistan liderliğinde kurulduğu ilan edilen ve görkemli bir tatbikat yapan İslam Ordusu Myanmar mezaliminden ötürü gıkını çıkartamıyor; böyle İslam Ordusu mu olurmuş? Dedirtmek.
 
Türkiye’nin kritik bir süreçten geçtiği, fiili bir İslam Birliği sürecinin yürütüldüğü bir dönemin nazik durumunu umutsuzluk empoze etmek için bastıran Siyonistler ne yaparlarsa yapsın, yıkılmakta olan 1945 Yalta Düzenini onarıp çöküşünü engelleyemezler. Siyonizm 20. Asra damgasını vurup insanlığa Deccal Çağı yaşattı. Millî Görüş ile felaketler çağı sona erecek; insanlığa Mehdiyet Altın Çağı yaşatılacaktır. Bu, nurunu tamamlayacağını bildiren Allah’ın, “asla dönmeyeceği” vaadidir. Yaşamakta olduğumuz, idrak etmemiz gereken süreç budur.
 
>>>O<<<  

Sayı: 980
718 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • EDİTÖRk - 06 Eylül 2017 Çarşamba 14:35
    Müslümanları soykırıma tabi tutan Myanmar Devlet Başkanına, Yahudilere ve Yahudilere hizmet edenlere verilen Nobel Ödülü verilmiş!
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:41
Güneş 06:04
Öğle 12:23
İkindi 15:47
Akşam 18:29
Yatsı 19:46
DÖVİZ KURLARI
USD 3.4910     EURO 4.1702     IMKB 104123     ALTIN 145,971