O.ASİLTÜRK’ÜN SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANLIĞINA DÜŞÜNDÜĞÜ TEMEL KARAMOLLAOĞLU NASIL BİR KİŞİLİK?

Mesud Akgül'ün yazısı...

09 Ekim 2016 Pazar 12:29 < GÜNDEM
O.ASİLTÜRK’ÜN SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANLIĞINA DÜŞÜNDÜĞÜ
TEMEL KARAMOLLAOĞLU NASIL BİR KİŞİLİK?


Mesud Akgül’ün yazısı…

Kongre hazırlıkları devam eden Saadet Partisi ile ilgili dün Haber 7 internet sitesinde ilginç bir haber yayınlandı.
Haber7'den İbrahim Günay'ın ifadesine göre Saadet Partisi kongreye tek liste halinde gidecek ve Mustafa Kamalak aday gösterilmeyecek.

Haberin detayında Saadet Partisi'nde yapılacak büyük kongrede Temel Karamollaoğlu'nun tek aday gösterileceğinin öğrenildiği bilgisi de vardı.

Bu haber üzerine ismi Genel Başkan adaylığı için geçen Temel Karamollaoğlu’na odaklandık ve fikirlerimizi kamuoyu ile paylaşmak istedik.

Temel Karamollaoğlu, Refah Partisi'nden Sivas belediye başkanlığı yapmış ve daha sonra 21. dönem Sivas milletvekili olmuştu.

Uzun bir süredir de Saadet Partisi üst yönetimindeki demirbaşlardan birisi olarak O. Asiltürk’e itaatini ispat etmeyi başardı.

Temel Karamollaoğlu ilginç bir siyasi kişilik!

Özellikle İngiltere ile derin bağları var!

Bu konuda söylenecek ilk şey, Temel Karamollaoğlu’nun eşinin İngiliz olduğu gerçeğidir.

Temel Karamollağlu bir İngiliz’le evli!

İngiltere ile bağı sadece bununla sınırlı değil elbette.

Karamollaoğlu, üniversite öğrenimini İngiltere’de tamamlamış biri olarak uzun yıllar bu ülkede ikamet etmiş!

Manchester Üniversitesi UMIST Tekstil Mühendisliği Bölümü'nü bitirdi, aynı Üniversitede yüksek lisans yaptı.

Manchester Üniversitesinin en büyük özelliği Siyonist baronlar tarafından İngiltere’de kurulan ilk üniversitelerden birisi olmasıdır!

Bünyesinde önemli Siyonist Yahudileri barındırmış bir üniversitedir Manchester!

Bu Siyonistlerden en önemlisi ise İsrail’in ilk Cumhurbaşkanı olan Chaim Weizmann’dır!

Chaim Weizmann uzunca bir süre Manchester Üniversitesi'nde kimya profesörlüğü yaptı.

1920-31 ve 1935-46 yılları arasında Dünya Siyonist Hareket Başkanlığını yürüttü.

Weizmann, 1948 yılında İsrail Cumhurbaşkanlığına seçildi. Bu görevi 1952 Kasım ayında ölene dek sürdürdü.

"Biz Yahudiler 20.Yüzyılda Ortadoğu'da yıkılmaz denen devleti yıkıp 2 tane devlet kurduk. Onlara öyle güzel sistem inşa ettik ki Türkler bize Filistin'i vermeyen Abdülhamit'e en az 200 sene daha söverler!” açıklaması da Chaim Weizmann'a ait!
 
Weizmann ailesi Siyonizm için çok önemli!
 
Ezer Weizman, İsrail Cumhuriyeti'nin 7. Cumhurbaşkanıydı (1993-2000).
Ezer Weizman, aynı zamanda İsrail'in ilk cumhurbaşkanı olan Chaim Weizmann'ın da yeğeni!
 
İsrail devletine Cumhurbaşkanı olacak kadar önemli Siyonistleri bünyesinde barındıran Manchester Üniversitesi mezunlarından birisi de O. Asiltürk’ün Saadet Partisi Genel başkanlığına getirmeyi düşündüğü Temel Karamollaoğlu!
 
Karamollaoğlu’nun marifetleri elbette bunlarla sınırlı değil.
 
Refah-Yol Hükümetini yıkıp Erbakan’ı başbakanlıktan indirmek için Siyonist mahfillerce planlanan 28 Şubat sürecinin en önemli figürlerinden birisi de Temel Karamollaoğlu idi!
 
Erbakan ve Milli Görüş iktidarını hedef alan küresel provokasyonlardan birisi de Ali Kalkancı ile Fadime Şahin olayıydı!
 
28 Şubatçı Masonik medyanın günlerce en önemli haber başlıkları arasında yer alan Ali Kalkancı-Fadime Şahin komplosundaki başrol oyuncuların içerisinde Karamollaoğlu ailesinden iki isim de vardı!
 
Temel Karamolloğlu’nun oğlu ve kızı!
 
Dönemin RP Grup Başkanvekili Temel Karamollaoğlu'nun kızı Zeynep ve oğlu Zahid'in, Ali Kalkancı tarikatıyla yakın ilişki içinde olduğuna dair haberler o yıllarda 28 Şubat tetikçisi medyanın işlediği en önemli magazin konularından biriydi!
 
RP’si Grup Başkanvekili Temel Karamollaoğlu'nun oğlu Zahid, Ali Kalkancı ile 26 Eylül 1996'da temiz ahlak çalışması yapmak amacıyla "Feraiz İlim ve Edep Vakfı'nı” birlikte kurmuştu!
 
“İrtica hortlardı” naraları atıp Başbakan Erbakan’ı ve Refah-Yol iktidarını hedef alarak itibarsızlaştırma operasyonları yürüten Sabetayist medya günlerce gazete manşetlerinde ve televizyon ekranlarında Karamollaoğlu ailesi ile sahte şeyh Ali Kalkancı arasındaki münasebetlerle ilgili spekülasyonlarla ülke gündemini sallayıp durdu.
 
İşte o spekülasyonlardan kısa başlıklar…
 
---- RP Grup Başkanvekili Temel Karamollaoğlu'nun kızı Zeynep ve oğlu Zahid'in, Ali Kalkancı tarikatıyla yakın ilişki içinde olduğu belgeleriyle ortaya çıktı.
 
--- Cinci hoca Ali Kalkancı'nın eşi Emire Ersoy Kalkancı, RP Grup Başkanvekili Temel Karamollaoğlu'nun çocuklarının halen cezaevinde bulunan eşinin müritleri olduğunu öne sürdü.
 
Üstelik Erbakan düşmanı ve müzmin Milli Görüş karşıtı 28 Şubatçı medyanın Refah-Yol Hükümetini yıkmak için düzenledikleri Ali Kalkancı-Fadime Şahin tiyatrosunda ismi geçen Karamolloağlu ailesiyle ilgili iddialar bizzat Temel Karamollaoğlu tarafından yapılan açıklamalar ile doğrulanıyordu!
 
28 Şubat post-modern darbe girişimini tasarlayan iradenin Siyonist üst akıl ile yerli uşakları olduğu gerçeğinin günümüzde çok daha iyi kavrandığı hakikati üzerinden gidersek, Temel Karamollaoğlu ile İngilizler arasındaki bağın ne kadar köklü ve derin olduğunu daha iyi kavramak mümkündür.
 
Zaten bu bağ sağlam olmamış olsaydı, karanlık odanın emrindeki O. Asiltürk’ün önümüzdeki Saadet Partisi kongresinde Temel Karamollaoğlu’nu aday göstermesi mümkün olmazdı.
 
Araştırmacı-yazar Salman Yüksel, kişisel web sayfasından Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili yaşadığı ve oldukça ilginç olan bir hatıratından şu şekilde bahsediyor.
 
“ ‘Yalancı tanık’ Ayhan Aydın’ın anlattıkları tutmayınca, bu sefer eski Adalet Bakanı Şevket Kazan’ı “kullanarak”, sahte bir MİT raporunu piyasaya sürdüler. Şevket Kazan’ın piyasaya sürdüğü MİT raporu tamamen yalandı. Uğur Mumcu’yu öldürenler tarafından hazırlanmıştı. Şevket Kazan Adalet Bakanı iken, kendisi ile görüşmüş, bu çete hakkında iki dilekçe de kendisine vermiştim. O’ da Gladio’nun üzerine gidememişti.
 
 Şevket Kazan’ın da “Sabetayist”  kökenli olduğu bizzat İslami çevrelerde iddia ediliyordu. Uğur Mumcu cinayeti soruşturulmaya başlayınca Şevket Kazan’ın “devreye sokulması” dikkatimi çekmişti. Ya Şevket Kazan’ı “şantaj” altına almışlardı, ya da bu bir “Sabatayist Dayanışma”sı idi.
 
Ankara’da Uğur Mumcu’yu öldürüp, Sivas’ta, Madımak Oteli’ni yakıp, Şevket Kazan’ın partisinin ve üyelerinin üzerine yıktıkları halde, Şevket Kazan’ın bu Gladio çetesine “hizmet” sunması başka türlü izah edilemezdi.
 
 Eğer, Şevket Kazan yürekli ve namuslu davranıp; benim kendisine vermiş olduğum çete dilekçelerinin gereğini yapsa idi, “28 Şubat Darbeci” çetenin “Karargâhına” ulaşılacaktı. Kendisi ve partisi de “darbe mağduru” olmayacaktı. Şevket Kaza’nın bu ilişkiler yumağını anlayacak ve çözecek kapasitede olmadığı da anlaşılıyordu. Yüreksiz ve korkak olduğu anlaşılıyordu.
 
 Hatta Recai Kutan’ı makamında ziyaret etmiş; “Masonların ve Sabetayistlerin Türkiye’deki çeteleşmedeki rolü nedir”? “Başlıklı bir Araştırma Önergesi verin, bu konular araştırılsın, gerçekler ortaya çıksın” dediğimde; Recai Kutan bu teklifimi ilginç bulmuş, Temel Karamollaoğlu’na talimat vererek; “böyle bir önerge hazırla, Meclis Başkanlığı’na verelim” dediği halde; Temel Karamollaoğlu da bu önergeyi hazırlamamıştı.
 
 Bu önergenin hazırlanmaması üzerine, Temel Beyle de görüşmüş, “bu önerge işi ne oldu” diye sorduğum halde, önergeyi yine hazırlamamış, “Bizim partilerimizi kapatanlar da aynı çevreler” deyivermişti. Bunu bildiği halde bir türlü önergeyi hazırlamaya yanaşmıyordu. Oysa Sivas Madımak Oteli’nin yakılmasında; Alevi ve Laik kesim en çok da Temel Karamollaoğlu’nu suçluyordu. Şevket Kazan ve Temel Karamollaoğlu gibi “İslami kimlikli” kişilerin kendilerini mağdur eden “Gladio çetesinin üzerine gitmek istememeleri dikkatimi çekiyordu.”
 
Temel Karamollaoğlu aynı zamanda Erbakan’ın deyimiyle renksiz, tatsız, tuzsuz, kokusuz bir politik figür!
 
Örneğin Erbakan ve ailesini yıpratmak, itibarsızlaştırmak için bizzat O. Asiltürk tarafından planlanan ve organize edilen iftira/hakaret kampanyasıyla ilgili olumlu ya da olumsuz Karamollaoğlu’nun ne düşündüğünü bilen veya duyan var mı?
 
Aslında O. Asiltürk ile birlikte hareket ettiğine göre Erbakan ve ailesine yönelik yapılan haksızlıklara, hukuksuzluklara, zulümlere, iftiralara destek verdiğini anlamak için kâhin olmaya gerek yok.
 
O. Asiltürk’ün Saadet Partisi Genel Başkanlığına düşündüğü Temel Karamollaoğlu işte böyle biri…
 
İngiliz bir hanımla evli…
 
İngiltere’nin en ünlü Siyonist Üniversitesi Manchester okumuş…
 
28 Şubat post-modern darbe girişimin en önemli kurgularından olan Ali Kalkancı-Fadime Şahin oyununda başrollerde…
 
Recai Kutan’ın talimatına rağmen, “Masonların ve Sabetayistlerin Türkiye’deki çeteleşmedeki rolü nedir”? Başlıklı bir Araştırma Önergesini hazırlayıp TBMM’sine sunamayacak kadar İngiliz dostluğu olan bir ilginç siyasi karakter!
 
Kısacası karanlık odanın Genel Başkanlığa getirmek istediği bir politikacıda aradığı tüm vasıflara ve özelliklere haiz birisi Temel Karamolloğlu!
 
Böyle üstün niteliklere ve yeteneklere sahip birisini sözde Milli Görüş camiası genel başkanlığa güle oynaya getirmeyecekte ne yapacak?
 
O.G.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • Ayhan ayhan - 16 Nisan 2018 Pazartesi 23:35
    Sanmiyorumki t3melin kimle evlendigine takilan olsun yoksa domuzla evlense fark etmez bizi ilgilendiren onun ipini kimin tuttugudur oda bellidir zaten
  • Sukru Ari - 06 Mart 2018 Salı 22:44
    Temel beyin neden milli cephede milli ittifakta yer almak istemesinin veya karşı cephede yer almasinin en güzel açıklaması. Teşekkürler.
  • Meltem çiğdem - 04 Mart 2017 Cumartesi 23:48
    Yaptığınız tüm yorumları yanlış buluyorum! İnsanların nerede okuduklarına göre, çocuklarının neler yaptığına göre, evlendiği kişiye göre hiç kimseyi böyle suçlayamazsınız. Temel Bey tam bir beyfendi. Siz tanımadığınız sadece özgeçmişinden bildiğiniz bir insana böyle yorumlar yapamazsınız. Eşi ingiliz olabilir ama müslüman ve tüm çocuklarını islami düzen içerinde yetiştirdi. Çocukları farklı bişeye yönelmiş olabilir ama bu Temel Beyi suçlu göstermez. Manchester Üniveristesinde okudu ama siyonistlerle birlik olmak için değil siyonistlere karşı durmak için. Oğuzhan Asiltürk Erbakan Hocanın en yakın dostuydu ve arkasından asla iş çevirmedi. Bu yazıyı yazan O.G. insanları tanımadan onlara sorular sormadan yorum yapmayın. Ve neden sadece kötü yön gösteriyorsun. Refah Partisi döneminde 10 ayda Türkiye çok gelişti çok şeyler değiştirildi. En önemlisi Kıbrıs Fethedildi. Yazınısı objektif olarak yazmadınız çok belli
  • nazli nazlı ay - 02 Mart 2017 Perşembe 20:56
    Yerinde tespitler
  • Kazim erkan candan - 22 Ocak 2017 Pazar 21:28
    Ben bir saadet partili olarak yazanları düşünmeye değer bulmuyorum velakin yinede sorular var allah bizi munafiklarin şerrinden korusun amin
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:03
Güneş 05:32
Öğle 12:28
İkindi 16:11
Akşam 19:12
Yatsı 20:35
DÖVİZ KURLARI
USD 4.0581     EURO 4.9812     IMKB 110932     ALTIN 175,132