ERBAKAN AİLESİNİ NİÇİN Mİ DIŞLIYOR?

Gelen haberlere göre Fatih Erbakan, babasının en yakın çevresindekilerin kendisini dışladığını, yalnızlığa mahkûm ettiğini hayretler içerisinde anlatıp sızlanıyormuş

08 Ekim 2011 Cumartesi 01:32 < OĞUZHAN ASİLTÜRK

              OĞUZHAN ASİLTÜRK VE ŞÜREKÂSI

              ERBAKAN AİLESİNİ NİÇİN Mİ DIŞLIYOR?

Gelen haberlere göre Fatih Erbakan, babasının en yakın çevresindekilerin kendisini dışladığını, yalnızlığa mahkûm ettiğini hayretler içerisinde anlatıp sızlanıyormuş…

Kendisine yapılanlara bir türlü anlam veremediğini, çocukluğundan itibaren Konutta uzun yıllar birlikte iç içe yaşadığı insanların niye değişiverdiklerini ve hangi gaye uğruna sırtlarını dönüp alakalarını kestiklerini anlamakta çok güçlük çektiğini yana yakıla anlatıyormuş…

Uzun süredir bağımsız kaynaklardan, çeşitli kanallardan gelen bu haberleri camia ile birlikte biz de yakından izliyor, biliyoruz. Ne var ki medyada yer alıp kamuoyuna henüz yansımıyor.

Fatih Erbakan’ın inanamayıp karşısında apışıp kaldığı yaşadıkları garibimize giden, beklemediğimiz şeyler değil. Çünkü Erbakan’ın yakın çevresinde yer alan kişilerin nasıl devşirildiğini çok yakından bilen kişiler olarak El-Aziz’in geçmiş sayılarında defalarca yazdık. Fatih Erbakan hayretini yatıştırmak için fırsat bulup okursa birebir iyi gelir.

Hatta bu konuda 03.04.2001 tarihinde El-Aziz Gazetesinin 142. sayısında yayınlanmış bir şiir bile var. İşte o şiir:

GARİPLİK

Erbakan’ın etrafı hep akrep çıyan!

Bu kendi takdiridir bana hep ayan

Erbakan’ın azmi ve cehdi bi payan

“Pes” demeye varsam, der “git haydi, dayan”

 

Erbakan’ın nazı çekilmez çekeriz

Ne kadar katlansak hep kârlı çıkarız

 

Erbakan’ın yanında hep nice civan

Huzurunda dururlar el pençe divan

Hakkında etmezler hiç zerrece güman

Saadettir onlara her iki cihan

 

Erbakan’ın nazı çekilmez çekeriz

Ne kadar katlansak hep kârlı çıkarız

 

Erbakan’ın yanında belalı Şevket

Yaptığı kötülük, kalleşlik, ihanet...

Yakasına yapışmış hiç düşmez meret

Hocam bir fiske vur; yetmez bizim gayret

 

Erbakan’ın nazı çekilmez çekeriz

Ne kadar katlansak kârlı çıkarız

                                                Hakan GÜLYÜZ

 

Tam 10 yıl önce yazılmış olan bu şiirde Erbakan’ın etrafının akrep çıyan dolu olduğundan söz edilip bunun kendi takdiri olduğu belirtilmektedir.

Çünkü hile rejimi ve köle düzeni şartlarında Millî Görüş partilerini kuran Erbakan sadece anayasal ve yasal önlemlerle karşılaşmıyordu. Başka türlü de her türlü yol ve yöntemlerle siyasi faaliyetleri, örgütlenmeleri takip ve kontrol altına alınmada müsamahasız davranılıyordu.

Özellikle ilk kurduğu Millî Nizam Partisi kapatıldığında yerine Millî Selamet Partisini kurabilmek için Süleyman Arif Emre’nin SİYASETTE 35 YIL adlı kitabında işaret ettiği gibi ABD Yahudi Cemaati temsilcisi olduğunu ifade eden Musa Saffet Bayramaşık isimli kişi ile pazarlık yapıp uzlaşmak zorunda kalmıştır.

Kitapta yer alan ifadelerden ve sonraki gelişmelerden anlaşıldığına göre Erbakan Yahudilerle uzlaşarak Millî Selamet Partisi’ni kurdu. Uygulamaya bakılırsa Erbakan’ın Millî Görüş söylemini istediği gibi dillendirmesi, buna karşın partinin yönetiminde kilit noktalara belirlenen kişiler konulması ve örgütlenmenin onların kontrolünde olması üzerinde mutabakata varıldı.

Erbakan’ın Millî Görüş partilerini kurarken Türkiye’de hâkim durumda olan Sabetayist Yahudi oligarşisi ile bir anlaşma yapması; Hz. Muhammed (sas) Efendimizin Hicret buyurduğu Medine’de gayet etkin konumda olan Yahudi kabilelerle yaptığı Medine Sözleşmesi benzeri bir şey…

Millî Görüş partilerinde ardı arkası kesilmeyen fitne, tefrika ve kopuşlar daima yönetimin kilit noktalarında bulunan Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk başta olmak üzere bir işbirlikçi ekip tarafından Erbakan’ı tasfiye edip liderliği ele geçirme amacına yönelik gerçekleştirildi…

İlk girdiği 1973 Genel seçiminde büyük bir başarı elde edip TBMM’ye 4’ü senatör 52 parlamenter sokarak güçlü bir grup oluşturan Millî Selamet Partisi’nin daha 1974’teki ilk büyük kongresinde ilk Genel Sekreter Gündüz Sevilgen liderliğinde Erbakan’a bayrak açıldı.

Katılıp yaşananları birebir çıplak gözle izlediğimiz o kongrede iki liste çıkarıldı. Bazı isimler hem Erbakan adına istişare edilerek hazırlanmış olan listede, hem de Gündüz Sevilgen listesinde yer almışlardı. Yani bu isimler hangi liste kazansa yönetime girmiş olacaklardı.

Erbakan iki listeden birinin tercih edilmesini isteyince Şevket Kazan, Oğuzhan Asiltürk ve diğer bazı kişiler Gündüz Sevilgen’in listesinden isimlerini sildirdi. Böylece karşı liste çöktü, hazırlanan tezgâh da bozuldu.

Daha sonra Gündüz Sevilgen ile birlikte Millî Selamet Partisi’nin 48 milletvekilinden 25’i istifa edip ayrıldı. Gündüz Sevilgen yerine Oğuzhan Asiltürk genel sekreter oldu!

Millî Görüş camiası bu olayı neredeyse hiç bilmez. Çünkü hiç anlatılmadı, yazılıp çizilmedi. Sadece o süreci yakından izleyenler bilebiliyor.

Şevket Kazan-Oğuzhan Asiltürk ikilisi daha sonra Korkut Özal ile kavgaya tutuştular. Erbakan ister istemez Korkut Özal karşısında bu ikili ile birlikte hareket etti. Oysa Korkut Özal’ın Erbakan’ın liderliğine bir itirazı yoktu, çevresine isyan ediyordu. Korkut Özal’ın listesi kıl payı kaybetti.

12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında Erbakan Turgut Özal liderliğinde kurulan ANAP’a dolaylı destek oldu. Bu tutumunu Turgut Özal Çankaya köşküne çıkıncaya kadar da sürdürdü. Sonra ANAP Mesut Yılmaz’ın eline geçince Erbakan Refah Partisi’ni harekete geçirdi.

28 Şubat 1997 post modern darbe sürecinde Erbakan desteksiz, yalnız bırakıldı. Sadece Yenilikçi Hareketin içinde yer alan milletvekilleri değil, sözde vefakâr ve sadık dava arkadaşları Ak Saçlılar asıl Erbakan’ı yardımsız, desteksiz bıraktılar.

Aydın Menderes’in 29 Şubat Sabahı televizyonlara çıkıp “Ey Erbakan, sakın askere direnip ülkeyi bir maceraya sürüklemeyesin. Bilesin ki sen yalnız bir adamsın, yanında hiç kimse yok!” şeklinde yaptığı çağrıya Ak Saçlı denilen yakın çevresinden hiç çıt çıkmadı.

Erbakan ise 28 Şubat sürecinde Yenilikçilerin ayrılıp AKP’yi kurmalarına dolaylı destek verdi…

Bunu çok net gösteren en az 3 olaydan söz etmek mümkündür. Birincisi, Bülent Arınç Saadet Partisi Genel Başkanlığına getirilmesi halinde ayrılıp AKP’ye gitmeyeceğini söyledi ama Erbakan kabul etmedi.

Eğer Erbakan kabul etseydi Bülent Arınç ile Tayip Erdoğan Millî Görüş’ü ortadan böler, hiçbiri tek başına iktidar olamazdı. Her iki parti Meclis’e küçük birer grupla girerdi. O takdirde DYP-ANAP sürtüşmesi gibi birbiri ile vuruşarak tükenirlerdi. Erbakan bunu istemedi, Recai Kutan gibi zavallı birini Saadet Partisi’nin başına geçirip AKP’nin tek başına iktidar olmasını sağladı.

İkincisi, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra bir televizyonda yaptığı söyleşi sırasında Abdullah Gül şu itirafta bulundu: Eğer Erbakan isteseydi bizi engelleyebilirdi ve biz Ak Parti’yi kuramazdık.

Erbakan, Millî Görüş hareketi Ak Saçlıların eline geçmektense Recep Tayip Erdoğan ve arkadaşlarının kontrolüne geçmesini yeğledi.

Saadet Partisi yönetimindeki Ak Saçlılar da bunu çok iyi bildikleri için Kayıp Trilyon Davasında da Erbakan’ı savunmasız bırakıtlar. O kadar ki CHP’nin de bir kayıp trilyon olayı söz konusu olduğunda farklı uygulama yapılmasına Saadet Partisi, Millî Gazete ve Tv-5 çıt çıkarmazken; Zaman Gazetesi ve STV yapılanın çifte standart olduğuna vurgu yapıp eleştiriler yöneltti!

Üçüncüsü ise çok daha bariz şekilde Numan Kurtulmuş olayında yaşandı. Ak Saçlılar Numan Kurtulmuş’u dayatıp Erbakan’ı çaresiz razı olmaya mecbur ettiler. Sabetayist-Masonik medya allayıp pullayarak büyük destek verdiği Numan Kurtulmuş’u Başbakan Tayip Erdoğan karşısında alternatif haline getirmeye başlayınca Erbakan pasif mücadeleye başladı. Yargının da desteği ile nihayet işini bitirip Saadet Partisi Genel başkanlık koltuğuna bizzat kendisi oturdu.

Herkes biliyor ki eğer Erbakan Numan Kurtulmuş’u engellemeseydi Saadet Partisi Sabetayist-Masonik çevrelerin de desteği ile barajı aşıp meclis’e girecekti. Buna bizzat Erbakan mani oldu.

Peki, bütün bunlar neden?

Ak Saçlılar, başta Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk, neredeyse tamamı Musa Saffet Bayramaşık adlı Dönme Yahudi ile varılan uzlaşma sonucunda Millî Görüş partilerinin kilit noktalarına konulan kişiler. Onlar Erbakan’a karşı daima hile rejimi ve köle düzeni ile işbirliği yaptılar. Erbakan da partilerini asla onlara terk etmedi. 12 Eylül sonrası ANAP’ı, 28 Şubat sonrası AKP’yi dolaylı destekledi…

Şimdi Fatih Erbakan zannediyor ki bu Ak Saçlılar ve onların göreve-işe aldığı genel merkez personeli babasını çok seviyordu ama kendisini sevmiyorlar!

Oysa bu çok büyük bir yanılgıdır! Ak Saçlılar Fatih’e değil asıl babasına derin bir kin, nefret ve düşmanlık içindeydiler. Bizler El-Azizciler olarak bu durumu Erbakan’ın yönlendirmesi sayesinde çok iyi biliyorduk.

Ama Erbakan bu durumu aile fertlerinden saklıyordu. Çünkü bu şebeke ile iç içe yaşamak durumunda olan aile fertlerine bu durumu anlatması halinde onlar bunu kaldıramazlardı. Kaldırsalardı bile de hayatları zehir olurdu.

Çünkü durumun farkına varanları Millî Görüş kuruluşlarında yaşatmayıp, derhal uzaklaştırıyorlardı. Bunu yaparken sadece bizlerle başları derde giriyordu…

Bu durumu yaşanmış olaylardan bazı örnekler vererek teyit edelim…

Bir defasında Erbakan Refah Partisi Genel Başkanı iken bizlerden Elazığ İl Başkanlığı için Nadir Yumakgil’e destek olmamızı istedi. Düşünün Erbakan Genel Başkan olarak Elazığ İl Başkanlığı’na bir kişiyi getiremiyor, bizden yardım istiyor!

Bendeniz bir ara gidip konuya ilişkin Erbakan ile görüşmek ve durumu arz etmek istedim. Özel Kalem Müdürü Mehmet Karaman ne konuşacağını eğer bana anlatmazsan Erbakan ile görüştürmem dedi. Tartıştık, hırlaştık ama baktım çaresi yok, vazgeçtim görüşmekten…

Sonra akşamüstü Mehmet Karaman ayrıldı gitti, Erbakan ise eve gitmek üzere çıktı arabasına yöneldi… Beni görünce benimle görüşmek mi istedin diye sordu. Ama görüştürmediler dedim. Peki, görüşmek istiyor musun? Dedi. Ben evet deyince, arabasına binmemi söyledi, Balgat’tan Aşağıayrancı’daki evine kadar yolda görüştük. Osman Akgün şoförlük yaptı, şahittir.

Bana çıkışarak yanlış yaptığımı, görüşmek için diretmemem gerektiğini anlattı. Meğerse Mehmet Karaman ile tartışmamızı dinlemiş, ama müdahale etmemiş…

Bu özel kalem müdürü Mehmet Karaman’ın, Refah-Yol koalisyonu ile 54. Hükümet kurulduğunda Erbakan’a danışmadan gidip Başbakanlık Özel Kalem müdürlüğüne taşındığını biliyoruz. Bütün bu cüreti, kendisini o göreve getiren Ak Saçlılara sırtını dayayarak yapıyordu.

Bir defasında Balgat Camiinde Cuma namazı sonrası Erbakan’ın elini öpüp konutunda ziyaret etmek istediğimizi söyledik, bize randevu verdi. Elazığ’dan bir otobüs dolusu arkadaş gitmiştik…

Özel Kalem Müdürü Mehmet Karaman bizimle görüşmeyerek araya bazı kişiler koyup Erbakan randevu vermediğini söylüyor diye haber saldı.

Biz ise Erbakan’dan bizzat randevu aldık, ne pahasına olursa olsun gidip görüşeceğiz diye direttik…

Grup halinde yürüyüp gittik… Biz kapıda engelleneceğimizi ve tartışma çıkacağını bekliyorduk… Polis kulübesindeki görevli bize şunu dedi: Zili çalmayasınız, siz yaklaşınca kapı açılacak ve içeri gireceksiniz…

Çok sevindik. Aynen polisin dediği gibi yapıp içeri girdik. Çok geçmedi konutta görevliler gelip bizi içeride görünce apışıp kaldılar ve ne yapacaklarını şaşırdılar.

Sonra Özel Kalem Müdürü Mehmet Karaman meyve suyu gönderip için ve çıkıp gidin diye ferman yollamış…

Dedik ki; siz burada Erbakan’ın konutundaki görevliler misiniz; derebeyi misiniz yoksa; nasıl engellersiniz? Erbakan ile görüşmeden biz buradan ayrılmayız!

Sonra Erbakan’ın şoförü, bizim de güvendiğimiz Osman Akgün geldi, bakın Hocam bana “git polise söyle onları dışarı çıkartsın” dedi… Beni şahsen tanıyıp bildiği için diretmememi rica etti…

Ona da dedik ki: Erbakan’ın bizler için kime ne dediği bizi ilgilendirmez. Kendisi bize randevu verdi. Eğer sana polis çağır dediyse git öyle yap. Gelip bize niye diyorsun?

Uzatmayalım, sonunda Erbakan aşağı indi bizlerle uzunca çok tatlı bir sohbet yaptı. Adeta zafer kazanmış bir topluluk muamelesi yaptı bize…

Ertesi yıl yine El-Azizciler olarak bir otobüs dolusu arkadaş gidip Genel Merkezdeki basın toplantısına katıldık. Yine konutunda ziyaret için randevu istedik. Bizi Özel Kalem Müdürü Mehmet Karaman’a gönderdi. Mehmet Karaman birden kayıplara karıştı, telefona da çıkmadı.

Yine konuta gittik. Bizi engellediler. Biri gelsin bizlere Erbakan randevu vermiyor desin, gidelim, dedik… Mehmet Karaman’ın yardımcısı İbrahim Titiz kapıda durup bizi içeri almadı. Git Erbakan’a haber ver bize gidin desin gidelim dedik, bunu asla kabul etmedi… Bir de baktık etrafımızı polis sardı. Meğerse baskına gelmişler diye polis çağırmışlar…

Polis’e, Kardeşim biz buraya randevu ile geldik, ne baskını? Dedik…

Sonra medyanın haberi olmuş, kameramanlar gelince rezalet çıkar diye çekip gittik…

Bu anlattığımız inanılmaz olayları Saadet Partisi Genel Merkezindeki tüm personel gördü, şahit oldu…

Hangi özel kalem müdürü bir genel başkana bunları yapabilir?

Ve şimdi Oğuzhan Asiltürk Saadet Partisi’ne el koyup duruma vaziyet ediyor, herkes artık onun emrinde…

Erbakan’a 30 yıl özel kalem müdürlüğü yapan Mehmet Karaman Fatih’e, ben babana değil davama hizmet ettim diye restini çekmiş…

Erbakan ile Millî Görüş davasını ayırmak söz konusu olamayacağına göre bu zat hangi davaya hizmet etmiş acaba?

Bu kez yeni bir oyun seziyoruz. Şimdiye kadar Şevket Kazan-Oğuzhan Asiltürk bir danışıklı dövüş oyunu sergiliyorlardı. Bu kez de Recai Kutan ile Oğuzhan Asiltürk iyi polis kötü polis rolü oynuyor…

Yahudi, kesinlikle Fatih Erbakan’ı yalnız ya da başkasına bırakmaz… Recai Kutan sahip çıkarak kontrol etmeye çalışacak. Kontrol edemezse Oğuzhan Asiltürk değil, Recai Kutan harcayacak…

Bunların asıl maksadı Fatih Erbakan üzerinden babasını ve Millî Görüş’ü itibarsızlaştırmaktır. Bunu Erbakan hayatta iken bunca komploya, fitne, tefrikaya karşın gerçekleştiremediler.

Ama Fatih henüz bir çocuk; ne yapsın zavallıcağız! Aralarına alıp değirmen taşı gibi öğütecekler…

Ancak yine de bir halt yapamazlar… Erbakan’ın Millî Görüş’ü hâkim kıldığı bir Türkiye var artık. Türkiye artık Yahudi’nin güdümünde değil, adamakıllı bağımsız bir devlet… Millî Görüş’ün asıl temsilcisi Saadet Partisi’ni asla bir avuç işbirlikçiye bırakmayacaktır.

Fatih Erbakan’a tavsiyemiz, eğer ayakları üzerinde durmaya tek başına gözü kesmiyorsa, özellikle Ak Saçlılardan hiç kimse ile işbirliği yapmasın. Onlar ayrı ya da karşıt gibi görünseler de aynı karanlık odaktan yönetiliyor. Recai Kutan değil miydi benden bu kadar deyip genel başkanlığı Numan Kurtulmuş’a peşkeş çeken?

                                    >>>>>>>>>>>>>O<<<<<<<<<<<<

 
33003 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • nedim özcan - 20 Eylül 2015 Pazar 01:03
    efendim yukardaki yazıyı hangi zat kaleme almış ise ellerine sağlık,, ben rahmetli hocam ın MSP döneminde özel kaleminde görev yaptım..rahmetli hocamızın mücadelesi olmasa idi.. oğuzhan ve yedi sülalesi .. hısım ve akrabası de vlet kademelerinde nasıl yerleştiler. bu kadar mal mülkü mühendisliği ilemi kazandı . FATİH ERBAKAN dünyaya geldiğinde hocamın mutluluğuna ben şahitim adını neden FATİH koymuştu..o sultan fatih aşığıydı..ben şimdi tüm milligörüş camiasına soruyorum ERBAKAN ZÜRRİYETİDEN GELEN VE ONDAN FEYZALAN EVLADI FATİH e ALINAN CEPHEYİ YUKARDAKİ YAZI İLE TESBİT EDEN KARDEŞİMİZ TAM BİR TESBİT YAPMIŞTIR. israilin korkusu Erbakanın oğlu, miili görüş gençliği bunun etrafında kenetlenirse ve iktidar olursa türkiye üzerindeki oyunları ters teper.. şimdi AK PARTİYE DE SESLENİYORUM ŞAYET SENDE SİYONİSTLERE HİZMET ETMİYORSAN. ERBAKANDAN KORKMUYORSAN ADAY GÖSTER.. yazık be hocam kimler sayende her türlü baş oldularda utanmadan birde erbakan ailesini dışladılar.. ve unutmayın ki saadet partisi başı kopmuş gibi debeleniyor.. özür dilerim bu baştaki benim gibi aksaçlılara sözüm.. oysa tüm ellerindeki sermaye rahmetlini kasetleri.. onlarda olmasa %1 de olmayacak.. neden herkes oğuzhan ı biliyor ve terk ediyor.. ha birde başarısızlıklarını peygamber efendimize mal ediyorlar az ama özlermiş.. özler g
  • VEYSİ İRDAM - 02 Aralık 2012 Pazar 19:51
    ben onu bunu çekiştirmem ama bildiğim bir şey VAR: "NE EKENRSEN ONU BİÇERSİN"
    şunu da söyleyeyim, içimizde hainler var galiba. Allah Fatih Erbakana yardımcı olsun. inşallah bu dinamik geç Milli Görüş bayrağını burca dikecek. selam ve dua ile.
  • adnan - 18 Ekim 2011 Salı 13:35
    Elinde sonunda Fatih Erbakan bu davanın başına geçicek ister ak saçlı ister kara saçlı ister genç ister yaşlı farketmes Allah kaderde ne dediyse o olur.Milli görüş camiasının da güvenip arkasında duracağı babasının düşmanlarıyla anlaşmayacığını bildiği tek kişi FAtih ERbakandır.Onlara siz İşbirlikçisiniz diyebilcek tek kişide FAtih Erbakandır.Hepiniz aynısınız bir farkınız yoktur diyebilcek tek cesaretli kişide FAtih Erbakandır.Eğer bu cümleleri ERbakan hocamdan sonra başkasından duyarsanız işte o kişi Fatih ERbakandır başkada duyamassınız sanırım.
  • Osman Gürses - 09 Ekim 2011 Pazar 14:19
    Başbakan Erdoğan'ın annesinin cenaze namazına katılan Fatih Erbakan'ı diğer medya verirken Millî Gazete yer vermedi.Millî Gazete Genel Başkan Kamalak, Şevket Kazan ve diğerlerinin cenaze namazına katılmasını ön sayfada verirken Fatih Erbakan'a yer vermedi. Erbakan da hayatta iken Numan Kurtulmuş'un Saadet Partisi Genel Başkanlığı döneminde ambargo uygulayan Millî Gazete ve TV5 şimdi oğlu Fatih'e uygulamaya başladı... Millî Görüşçü kuruluşlarda Erbakan düşmanlığı yeniden nüksetmiş bulunuyor.
    Millî Görüşçülerden çıt çıkmıyor!
    Yazık...
  • Erkan - 09 Ekim 2011 Pazar 12:17
    Biz öğrencilik zamanlarımızda fırsat bulup Ankara'ya gittiğimizde beklerdik Hocam makamından çıksın da elini öpüp hayır duasını alalım.Oradakiler bizim orada beklememizden rahatsız olurlardı. Hocam çıktığında biz bütün dikkatimizi özlemimizi Hocamıza yoğunlaştırırken onunla beraber çıkan Özel Kalem müdürü olsun Şevket Kazan olsun bize bakışları sanki düşmana bakar gibiydi.
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:57
Güneş 07:27
Öğle 12:25
İkindi 14:49
Akşam 17:11
Yatsı 18:34
DÖVİZ KURLARI
USD 3.8638     EURO 4.5501     IMKB 109330     ALTIN 156,133