RÖPORTAJ/LATİF ÖZTEK

Saadet Partisi GİK Üyesi ve Eğitim Başkanı, 3 dönem milletvekilliği yapmış, Saadet'in Elazığ milletvekili adayı Prof. Dr. Latif Öztek ile Saadet Partisi'nin seçim stratejisini,güncel konuları konuştuk.

21 Mayıs 2011 Cumartesi 13:08 < RÖPORTAJ

RÖPORTAJ

Saadet Partisi GİK Üyesi ve Eğitim Başkanı, 3 dönem milletvekilliği yapmış, Saadet’in Elazığ milletvekili adayı Prof. Dr. Latif Öztek ile Saadet Partisi’nin seçim stratejisini, Türkiye’nin durumunu ve güncel konular hakkında partisinin görüşlerini konuştuk. Öztek, güç odaklarının Saadet Partisi’nin tavrına göre planlarını şekillendirdiklerine vurgu yaptı:

ÜLKEDEKİ TÜM STRATEJİLER

SAADET PARTİSİ’NE GÖRE

BELİRLENİYOR

Röportaj: Osman Gürses
Foto: Muhammed Gürses
 
 
Akademik kariyerin en üst seviyesinde profesörlüktesiniz. Profesörlüğü hak etmek ülkemizde çok zor,  yoğun uğraşı istiyor. Bunun içerisinde siyasete nasıl vakit buldunuz, nasıl girdiniz siyasete?

1955’te Elazığ’ın Hıdır Baba Köyünde eğitimime başladım, 1963’te Mezre Ortaokulu’ndan, 1966’da Elazığ Lisesi’nden mezun oldum. Ve Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde Ziraat Fakültesi’ne kayıt yaptırdım. O yıllarda iki grup öğrenci cemiyeti vardı birisi Milli Türk Talebe Birliği diğeri de Solcular Cemiyeti.

İşte o yıllarda Milli Türk Talebe Birliği’nde çalışmalarımıza başladık. Fakültenin birinci sınıfında ağabeyler anlatıyordu biz dinliyorduk, ikinci sınıfta meseleleri biraz daha kavramaya başladık üçüncü, dördüncü sınıfta gelenlere artık olayları biz anlatıyorduk. 

1969’da rahmetli hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Odalar Birliği ile ilgili uğramış olduğu haksızlıklar gündeme geldi. Ona bağlı olarak Milli Nizam Partisi’yle olan çalışmaları daha sonra bağımsızlar hareketi derken bu süreçlerde hep Erbakan’ı izledim ve destekçisi olmaya çalıştım. Derken 1970’de fakülteyi bitirdim ve asistan oldum.

Hocanın siyasete girişinden itibaren aktif çalıştım ama devlet memuru olduğumuz için geri planda olduk. Ayrıca o yıllarda bir Asistanlar Derneğimiz vardı. Aynı düşüncede olduğumuz arkadaşlarımızla kurmuştuk, onun bünyesinde çalışmalarımızı sürdürürdük. Milli Selamet Partisi döneminden itibaren de sürekli çalıştık. Bizim asistanlığımız zamanında asistan olan Zekayi Yahya ağabeyimiz vardı Allah rahmet eylesin. Tıpta ihtisasını tamamladı, peşinden Milli Selamet Partisi’nden milletvekili oldu. O zaman o bizim büyüğümüzdü bize önderlik ederdi.

1980’de tüm partiler kapandıktan sonra Refah Partisi’nde siyasete devam ettik. 1983 yılında YÖK yasasındaki değişiklikten dolayı norm kadro uygulamasına gidildi. Bu sebeple Erzurum Üniversitesi’nde kadro alma imkânım kalmadı. Böyle olunca ben de Samsun’a gittim. Orada da yine partili arkadaşlarımızla beraber mücadele ediyorduk. 1995 yılında da profesörlüğü aldım.

O zamanlar bir genel seçime gidiliyordu. Arkadaşlar Samsun’da benim adımı genel merkeze sundular kabul da gördü ve milletvekili adayı olarak müracaat etmem istendi Ankara’dan… İstifamı ettim, müracaatımı yaptım Allah nasip etti milletvekili oldum. Sonraki dönemlerde de Elazığlı olmamdan ötürü Elazığ’dan milletvekili oldum.
 

Erbakan ismini ilk olarak Odalar Birliği Başkanlığında uğradığı haksızlıklardan dolayı duymuş ve kendisinin yanında yer almıştınız. Erbakan’ın yanında yer almanızı sağlayan esas unsur neydi?

Erbakan’ın en temel özelliği İslam vurgusu yapan tek siyasi lider olmasıydı. O zamanların baskıcı yönetimlerinden dolayı insanlar İslam’ı böyle resmi kurumların başındaki insanlardan, siyasilerden duymaya hasretlerdi. Erbakan da bu inancını, yürüdüğü yolda yılmadan savununca hepimizin de beğenisini ve sevgisini aldı.

Bir insan eğer Erbakan’ı ön yargısız tanımak isterse kesinlikle Erbakan’ı tanır ve anlar. Onun ne derece doğru bir insan olduğunu hayatının her alanında kusursuz olduğunu görür ve onun yanında yer alır. Çünkü Erbakan her zaman haktan, inançtan ve özgürlükten bahsetmiştir. Bu ülkenin insanlarının en çok hasret kaldığı bu unsurların milletimize verilmesi için Erbakan bir ömür adamıştır. Sonunda da ülkeye Erbakan’ın zihniyeti hâkim olmuştur.

Erbakan’ı dediğimiz gibi ön yargısız izleyen insanlar ondan ayrılamazlar ama malum medya milletimizi yanlış yönlendiriyor.

Erbakan 40 yılını verdi ve büyük bir davayı bıraktı. Bir davanın en zor zamanı liderinden sonraki süreçtir. Neler oldu Erbakan’ın vefatından sonra parti içinde?

Hocamızın vefatından sonra tüm Türkiye’nin göstermiş olduğu sevgi takdire şayandır. 81 ilden insanların yanı sıra yurt dışından da pek çok isim cenaze törenine katılmıştı. Tabi devlet erkânının tam kadro katılması da yine dikkate değer bir başka husustur.

 
Saadet Partisi Genel İdari Kurulu üyeliğiniz var. Saadet Partisinin seçim stratejisi hakkında bilgi sahibisiniz. Saadet Partisi bu seçimlerde ülkenin hangi sorunlarına en çok vurguyu yapacak?

Ülkemizin en büyük eksikliği şu an ahlak ve maneviyattır… Onun biz önce Ahlak ve Maneviyat diyoruz. Daha sonra insanlarımızın en çok maddi sıkıntısı var tüm ücretlilere %50 zam diyoruz. Herkese ücretsiz sağlık hizmeti sunulması gerektiğini söylüyor ve iktidarımızda bunu sağlayacağımızı belirtiyoruz.

Eğitimin her kademesinin – üniversite harçları da dâhil- ücretsiz olacağı bir eğitim sistemi vaat ediyoruz. Meslek liselerinin önünü kapatan kesintisiz zorunlu eğitimi 4+4+3 şeklinde yeni bir sistemle revize edeceğimizi söylüyoruz.

Tarım ve hayvancılığa gereken destekleri vereceğimizi söylüyoruz. Ülkenin gelirlerini eşit ve adil bir biçimde dağıtacağımızı vurguluyoruz.

İnsanımızı ve inanç değerlerimizi temel alan yeni bir anayasa yapacağımızın sözünü veriyoruz.

İstihdam ve üretimi arttırarak herkese iş ve aş vereceğimizin sözünü veriyoruz. Ülkemizin harcı olan İslam kardeşliğini yeniden tesis ederek kardeşler arası kavgayı bitirecek ve teröre son vereceğiz.

Güce ve zulme dayanan bir dünyadan Hakka dayanan yeni bir dünyayı tesis edeceğimizi söylüyoruz. Bunların hepsinin geçmişte nasıl yapıldığına dair örnekler mevcuttur. Kimse bize nasıl yapacaksınız diyemez. Çünkü biz inanıyoruz ki Allah bize yardım eder ve Allah bize yardım ederse yalnızca biz galip geliriz.

Erbakan Hoca’nın son zamanlarında yakınındaydınız. Özel mesajları oluyor muydu?

Erbakan Hoca son nefesine kadar bizlere hep görevler dağıttır bunları yapmamızı söylerdi. Bir gün çok ağır bir durumdayken yanına gittiğimizde yine görevlerimizi dağıtmış defalarca da bunları tekrar etmişti. Bu davaya ömrünün sonuna kadar elinden gelen tüm gayreti verdi. Son nefesine kadar davasına olan bağlılığı, çalışma azmi bizlere bıraktığı en büyük mesajıdır.

Ve yine Hocamızın en büyük özelliği kibarlığıydı. Her türlü fikri anlayışla karşılar ama sonunda genel bir konuşma yaparak esas yapılması gerekeni anlatırdı. Ve o konuşması içinde öyle ince bir şekilde yanlış fikir sunan kişilere neden fikrinin yanlış olduğunu anlaşılır bir biçimde anlatırdı. Bir kez bir genç arkadaş fikrini açıklamış Hocamız da dinledikten sonra bir konuşma yaparak fikrini ve yapılması gerekenleri anlatmıştı. O gün dışarı çıktığımızda o genç arkadaşımız “Hocamız şu cümleleri benim için söyledi, gerçekten de ben böyle düşünmemiştim” diyerek itirafta bulunmuştu.
 
 

Biraz da yerel siyaset dönecek olursak… Elazığ halkı vekillerinden gereken ilgiyi ve hizmeti alamadıklarını söylüyor. Bunda halkın da payı var mı? Vekillerden gereken şeyleri mi istiyoruz?

Elbette insanların şahsi istekleri de olacak. Çünkü ülkede insanların bazı alanlara rahatça girmesini engelleyen bürokratik engeller maalesef çıkıyor. Bunların da çözümünde etkili olan unsurlardan biri milletvekilleridir. Halkımızın milletvekillerimizden beklediğini alamamasına gelince ben milletvekilleri arasında partideki eğitim görevimden de ötürü en çok gezen biriyim… Gittiğim tüm illerde aynı şikâyet var. İktidar partisinden gereken hizmeti almadık diye... Yani bu ilginç bir şey değil ülkenin hiçbir ili hizmet alamıyor ki senin iline de getirsinler.

Peki, vatandaşlar bir vekilden neler istemeliler? Vekilin gücü nelere yeter?

Bir ülkenin işleyişini belirleyen kanunlardır. Bir kanun çıkacağı zaman kanuna iki tür bakışı vardır halkın. Biri zengin kesimin, diğeri ise Anadolu halkının bakışı… Zengin kesim hemen çıkacak kanunda söz sahibi olarak kendi lehine sonuçlanması için büyük çaba sarf eder. Anadolu insanımız ise kanunun ne olduğunu ancak çıktıktan sonra fark eder ama artık yapılacak bir şey yoktur iş işten geçmiştir.

Bakın size yaşadığım bir olayı anlatayım… DSP-MHP-CHP koalisyonuydu. Kemal Derviş’in 15 günde getirdiği yasalardan biri de şeker yasasıydı. O zaman bir tarım komisyonu vardı ve ben de muhalefet milletvekili olarak o komisyonda görevliydim. Şeker Yasasının çıkacağını duyan zengin tatlandırıcı firmaları komisyon üyelerine hemen klasörler dolusu tanıtım broşürleri gönderdiler, kimileri bizzat bazı komisyon üyeleri ile görüşerek onları ikna etmeye çalıştılar.

Ama buna karşın ne bizim Anadolulu pancar üreticimizden ne de onların başındaki kooperatif başkanlarından bir tek aykırı ses çıkmadı. Ben bizleri ziyarete elen üreticileri uyarıyordum böyle bir yasa çıkıyor pancar üretimi durma noktasına gelecek sesinizi çıkarın ki biz de dayanak gösterebilelim… Ama zengin firmalar bastırdı bizim halkımız sesini dahi çıkartmadı.

Sonunda Tarım Komisyonundan yasanın çıkmayacağı anlaşılınca bu kez tali bir komisyon oluşturup oraya verdiler yasanın görüşmesini ve böylece bu yasa çıktı. Halkımız ise şimdi pancar üretememekten şikâyetçi… Hâlbuki o zaman destek çıkıp, seslerini yükselttikleri takdirde bu sıkıntıları da yaşamamış olacaklardı.

İşte halkımızın milletvekillerinden en büyük isteği kanunları çıkmazdan evvel vekillerini bulup zenginler gibi onları halkın yararına kanunun çıkması için direnmeye sevk etmelidir. Ve yasal yollarla da sesini duyurmalı vekiline destek vermelidir. Bu olduğu takdirde halkımız da vekilinden gereği istifade etmiş vekilimiz de istemese bile çalışmak zorunda kalacaktır.
 

Genel Başkan Mustafa Kamalak İzmit’te gerçekleştirilen mitingde medyanın Saadet Partisi’ni vermeyişinden şikâyetçiydi. Saadet Partisi’nin her soruna sunduğu çözümleri, mitinglerine gösterilen ilgiye rağmen medyanın tavrına sebep olarak ne görüyorsunuz?

Geçmişte de görüldü ki Saadet Partisi iktidara gelirse bu ülkede rantiyeci kesim para kazanmıyor millet para kazanıyor. Medya da bu rantiyeci kesimin kontrolünde olduğu için haliyle bize olumsuz bir tutum takınıyorlar. Yani malum medyanın Saadet Partisi tavrının tek sebebi korkusudur. Bizlerin iktidara gelmesinden korkuyor, halkın para kazanmasından, ülkenin gelişmesinden, özüne dönmesinden korkuyor. Rantiyecinin para kazanamamasından korkuyor. Çünkü o zaman kendisi de artık kurduğu haksız düzeni sürdüremez hale gelecektir.
 

Gündemde son zamanlarda %10’luk seçim barajı var. Bu barajın BDP için düşürülmesi isteniyor. Halbuki bu barajın Erbakan’ın partilerinin meclise girmesini engellemek için konduğunu biliyoruz. O zamana bu barajdan memnun olan kesimlerin şimdi BDP söz konusu olunca düşürmek istemeleri, barajı haksız görmelerini nasıl yorumluyorsunuz?

Söyleyince insanlar abartılı buluyor ama bu ülkede tüm stratejiler Saadet Partisi’ne göre belirleniyor. Erbakan için seçim barajının haklı gören insanlar bugün her türlü terör ve şiddete bulaşmış bir parti için barajı haksız gösterip, düşürülmesi için elinden geleni yapıyorlar. Ama aynı durum Saadet için yine geçerli olsa emin olun ki barajın düşmesini isteyenler bu barajın gerekliliğini anlatacaklardır.

Türkiye’de kim strateji belirliyorsa Saadet Partisi’ne göre bunu belirliyor. Bu artık pek çok olayla da gün yüzüne çıkmış bir hakikattir.

Yıllar önce Erbakan Hocamızın İsrail ile ilgili sözlerine komplo teorisi diye bakanlar yıllar sonra gördüler ki Erbakan tam on ikiden vurmuş ve söylediklerinin gerçek olduğu gün yüzüne çıkıyor. Ama maalesef bu ülke Erbakan’ı hep Yahudi’den, Siyonistlerden sonra anladı. O yüzden Yahudi Erbakan’ı çok iyi tanıyordu ve onun için önüne sürekli engeller koyuyordu. Erbakan’ın siyaset yaptığı yılların sayısı yasaklı olduğu yıllardan azdır. Bu bile tek aşına çok mana ifade ediyor.

Verdiğiniz bilgiler ve yoğun temponuz arasında vakit ayırdığınız için teşekkür ediyoruz. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben gazetenize kendimizi anlatma imkânı sunduğu için teşekkürlerimi sunuyorum. Gazetenize başarılar diliyorum. Bu seçim sürecinde halkın aydınlanması, doğruları görebilmesi için medyaya çok büyük görevler düşüyor. Allah yardımcınız olsun başarılar nasip etsin. 2011 genel seçimlerinin de ilimize hayırlar getirmesini nasip buyursun.

  SAYI: 657
8442 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:00
Güneş 04:53
Öğle 12:33
İkindi 16:26
Akşam 20:00
Yatsı 21:42
DÖVİZ KURLARI
USD 3.5028     EURO 3.9236     IMKB 99639     ALTIN 141,794