ROTAHABER'DEN SEDA AYŞE CAYMAZ YAZDI

İsrail, Esed'in değirmenine su taşıyor. Ortadoğuda iç savaş çıkartmak ve kaos yaratmak Batının esas işlerindendir. Kaos ortamı daha çok savaş, daha çok kargaşa, daha çok kan demektir.

07 Mayıs 2013 Salı 18:06 < DÜNYA

Ortadoğu Kafkaslarla birlikte dünya coğrafyasının en karmaşık bölgesi. Bu iki coğrafyaya rakip olabilecek tek yer belki Latin Amerika’dır.  20. yüzyılın en büyük değeri haline gelmiş olan petrolün yüksek miktarda çıkarılmasıyla büyük önem kazanan Ortadoğu, geçen yüzyılın başından bu yana dünyanın en istikrarsız, en kanlı bölgelerinden biri haline geldi. Savaş, terör, işgal, katliam, çatışma gibi kelimeler Ortadoğu halkının günlük hayatının kaçınılmazı oldu.

2010 yılında Tunus’da başlayan Arap Baharı en son Suriye’ye sıçradı. Başta Mısır olmak üzere hemen her yerde yönetimler değişti. Bu değişim dalgası en son Suriye’ye geldi. Ancak hesaplar tutmadı. Bunun birkaç sebebi vardı. Birincisi Libya’da Batı NATO’yu devreye soktu. Çok zayıf bir ülke olan Libya Batı’nın bu hamlesine sesini çıkaramadı.

Mısır’da değişim ordu ve halk üzerinden sağlandı. Eski tüfek Mübarek ve ekibi tasfiye oldu. Direnenler ortadan kaldırıldı. Şimdi Mursi ve ekibi değişim sinyalleri verse de Müslüman Kardeşler ve diğer gruplarla zor bir dönemece girdi.

Arap Baharı’nın en çetrefilli alanı Suriye oldu. Çünkü başta Türkiye olmak üzere hiçkimse Rusya’yı hesaba katmadı. Rusya Libya’da sessiz kalmış, Batı’nın müdahalesine ses etmemişti. Elbette Rusya’nın Libya’ya bir çıkarı yoktu. Aynı şey Suriye için geçerli değildi.

Çünkü Rusya’nın Akdeniz’e açılmasında en önemli kapı Suriye’ydi. Ayrıca orada üssü vardı. Olası bir Batı operasyonunda bu üsler tehlikeye girecek demekti ve elaltından Suriye’ye ciddi silah ve hammadde yardımı yaptı. Ticaret yolunu kaybetmek istemeyen Rusya İran’dan da aldığı destekle Batı’yı çaresiz bıraktı.

Amerika’nın kendi iç sorunları, Avrupa’nın ekonomik meseleleri Rusya ve Suriye’nin işini kolaylaştırdı. Her ne kadar İngiltere-Fransa bloğu muhaliflere silah verilsin demesine rağmen Almanlar buna itiraz etti. Daha sonra devreye ABD girdi. Dış İşleri Bakanı John Kerry CIA üzerinden ve Türkiye’nin yardımıyla silah verilmesinin önünü açtı.

Ancak Rusya’nın ağır silahları yanında muhaliflerin silahı bir işe yaramadı. Bu durumdan kendisine vazife çıkaran Esad zalimlik katsayısını artırdı. Önüne geleni öldürmeye başladı. Katliamlarda zerre hız kesmedi. Artık herkes buraya müdahale edilir diye beklerken kimsenin kılı kıpırdamadı. Çünkü Rusya ikna edilemedi.

Esad en son Banyas katliamıyla rüştünü (!) ispatladı. Çoluk çocuk demedi. Kendi halkına kurşun sıkan bir zihniyetin geldiği durum budur. Marjinalleştikçe marjinalleşti Esad. Neredeyse faşist Mussolini, Hitler ve Komünist Lenin ve Stalin’in tahtına aday oldu.

Esad kalıcı değil. Mutlaka gidecek. Er ya da geç. Ama ölen, haytalarının baharında karanlığa boğulan insanların açıları kaderleri oldu. Peki, ne bekleniyor? Bilmiyoruz. Tüm bunlar olurken birden İsrail de coştu.

Obama yönetimi kimyasal silah kullanıldı dedi. Yani ABD’nin kırmızı çizgileri geçilmişti. Bu durumda ABD’nin güç kullanması gerekiyordu. Ama Obama bir yanlış anlaşılma var dedi ve operasyona yanaşmadı. İsrail boş durmadı. İsrail’in niçin ve hangi sebeple Suriye’ye vurduğunu bilmiyoruz.

Ne var ki bu saldırının amacını çözemediğimiz gibi anlayamadık da. Çünkü Esad rejimi İsrail’in sevdiği bir yönetim. İsrail Suriye’ye saldırdıkça Esad’ın koltuğu sağlamlaşıyor. Zaten gelin görün ki, Esad bu saldırıyı savaş sebebi saydı. Böylece en azından bir nebze de olsa Müslüman gözünde İsrail zalim devlet imajını pekiştirdi. Esad belki bana sempati artar diyor ama nafile. Esad bir zalimdir ve öyle de kalacaktır. Halkına silah doğrultanın yarını olmaz. Esad günleri sayılı olduğu için böyle vahşileşiyor. Başka açıklaması olamaz zaten.

İsrail de onun değirmenine su taşıyor. Ortadoğu’da iç savaş çıkartmak ve kaos yaratmak Batı’nın esas işlerindendir. Kaos ortamı daha çok savaş, daha çok kargaşa, daha çok kan demektir. Bu da daha çok silah demek.

İsrail belli ki olayı azıtıp Esad’ın koltuğunu garantiye almak istiyor. Burada Türkiye’nin önemi ortaya çıkıyor. Bağımsız demokrasisi ve çok kültürlü yaşamıyla Türkiye Suriye’ye örnek olabilir. Başbakan Erdoğan’ın şikayeti de Esad ve onun kanlı yönetiminden. Hakların kendi arasında hiçbir sorunu yok.

Dünya Bosna’da vahşeti daha yakın zamanlarda gördü. Srebrenitza’da katliamın en kötüsüne  şahit oldu. Çeçenlerin başına gelenler herkesin malumu. Arakan’da kan gövdeyi götürüyor. Suriye’de ölenler artık istatistik oldu. Birileri buna el atmalı. Sorumluluk siyasilerde. Türkiye son 10 yılda dış politikada ciddi atılımlar yaptı. Artık sözü dinleniyor. Başta Suriye olmak üzere akan kanın durması için adım atabilir. Sonuç alınmasa bile gücünü gösterebilir. Tek bir yerde başarılı olsa bu her yere örnek olur. Eğer dünyanın bir ucundaki yerle ilgileniyorsak, burnumuzun dibindeki meselelere sessiz kalamayız.


Seda CAYMAZ / Rotahaber

6051 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:14
Güneş 04:58
Öğle 12:27
İkindi 16:18
Akşam 19:43
Yatsı 21:19
DÖVİZ KURLARI
USD 3.5683     EURO 3.9936     IMKB 97717     ALTIN 143,837