SAADET PARTİSİ BU ÜLKENİN GELECEĞİDİR

Saadet Partisi Milletvekili Adayı Eczacı İbrahim Öcal gençlerin yoğun olarak katıldığı anketlerde Saadet Partisi'nin %10-20 bandında göründüğünü, Saadet Partisi'nin 81 ilden oy alabilecek tek parti olduğunu, bu sebeple iktidara alternatif olabilecek tek partinin Saadet olduğunu ifade etti.

11 Mayıs 2011 Çarşamba 14:19 < RÖPORTAJ

RÖPORTAJ

Saadet Partisi Milletvekili Adayı Eczacı İbrahim Öcal gençlerin yoğun olarak katıldığı anketlerde Saadet Partisi’nin %10-20 bandında göründüğünü, Saadet Partisi’nin 81 ilden oy alabilecek tek parti olduğunu bu sebeple iktidara alternatif olabilecek tek partinin Saadet olduğunu ifade etti.

SAADET PARTİSİ BU ÜLKENİN GELECEĞİDİR

Röportaj: Osman Gürses

Foto: Muhammed Gürses

Eczacılar Odası başta olmak üzere pek çok sivil toplum örgütünün yönetim kurulunda bulunan ve yine pek çok sivil toplum kuruluşunda üyeliği bulunan İbrahim Öcal bu kez siyaset sahnesinde, Saadet Partisi’nden milletvekilliği için kolları sıvamış durumda…

Yoğun bir tempo ile gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Öcal, Saadet Partisi’ne büyük bir ilgi olduğunu söyledi. En büyük ilgiyi gençlerden gördüklerini ifade eden Öcal her yaştan, her kesimden insanın partilerine destek verdiğini dile getirerek gençlerin çok büyük bir coşku ve azimle partilerine çalıştıklarını dile getirdi.

Kısaca tanıyalım…

1974 Elazığ doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Elazığ’da tamamladım. Orta ve Lise Eğitimimi İmam Hatip Lisesinde okudum. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Bölümü mezunuyum. Bir süre İstanbul’da eczacılık yaptıktan sonra Elazığ’a döndüm. ilimizde halen bu mesleği sürdürüyorum.

Pek çok sivil toplum kuruluşunda da aktif görev yapmaktasınız… İyi diyaloglarınız var…

Evet, kişilik olarak sosyal bir yapım var. Girişkenliğim yüksektir. Bir de sahip olduğumuz bir dünya görüşümüz, duruşumuz olunca haliyle bir kenarda oturup bekleyemiyoruz. Aktif olup her sahada etkin bir yerlerde olmak istiyoruz.

Eczacılar Odası, MÜSİAD, ESAM, Fırat Meclisi Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarının yönetim kurulu üyeliğinde bulunuyorum. Yine birçok sivil toplum kuruluşunda da üyeliklerim bulunmakta…

Sivil toplum örgütü alanında aktifsiniz… Siyasette girişimleriniz oldu mu?

Her zaman Milli Görüş davası mensubu olarak bulundum. Ve davanın çeşitli kademelerinde görev aldım. 2009 Belediye seçimlerinde Belediye Encümenliği adaylığım oldu, şimdi de milletvekili adaylığım bulunuyor. Bunların haricinde herhangi bir adaylığım olmadı…

 
Milletvekili adaylığı için müracaat etmemiştiniz. Buna rağmen ikinci sıradan aday olarak isminiz açıklandı… Nasıl gelişti bu süreç?

Benim milletvekilliği adaylığı gibi bir düşüncem olmadı. Ama gerek partimin genel merkez kadroları, il yönetimi kadroları gerekse de tabandaki ağabeylerimiz, kardeşlerimiz bizim ismimizi isteyince benim ismim listeye aday olarak yazıldı. Zaten Milli Görüş davasının en temel prensiplerinden birisi görev istenmez verilir, kaidesidir. Yani biz milletvekilliği adaylığı için bir talepte bulunmadık. Partimiz bize bu görevi vermiştir.

Saadet Partisi’ne ilgi nasıl? İlçelere, beldelere, köylere gidiyorsunuz, esnafları ziyaret ediyorsunuz…

Halk bizleri görünce kırk yıldır uzak kalmış arkadaşını görmüş gibi boynumuza sarılıyor. Ah keşke siz yine bu ülkeyi devralsanız, diyor. Elimizden gelen desteği vermeye hazırız diyor. Daha biz ağzımızı açmadan Erbakan Hocamızın yaptığı o efsanevi hizmetleri kendileri anlatıyor. Halkımız Saadet Partisi’ni biliyor. Saadet Partisi bu ülkenin her karış toprağında yaşayan insanları etnik kökeni, milliyeti, dini, dili, ırkı, rengi ayırt etmeksizin kucaklayabilen yegâne parti çünkü… Bu ülkenin 81 ilinden de oy alabilmiş ve halen alabilen, canlı teşkilatları bulunan, köklü bir parti. Bu yüzden iktidarın her zaman tek alternatifi Saadet Partisi’dir. Bu yetenek Allah’a şükür sadece partimizde var.

Halkımız da bu durumu çok iyi biliyor ve her zaman Saadet Partisi’ne oy vereceğini söylüyor, desteğini belirtiyor.

Peki, bu ilgi ve destekle baraj konusunda bir sıkıntı yaşanır mı?

İnsanlarımızın yarıdan fazlası geçim sıkıntısı çekmektedir. Yerüstü ve yer altı zengin kaynaklara sahip olmamıza rağmen uygulanan yanlış ekonomi politikalarından dolayı halkımızın önemli bir bölümü yoksullaştırılmıştır. Dolar milyarderlerinin sayısı hızla artarken gıda ve kömür yardımına muhtaç olan insanlarımızın sayısı da yükselmektedir. Uygulanan yanlış ekonomi politikaları 20 milyon insanı yoksulluk sınırının altında yaşama zorunda bırakmıştır.

Türkiye’ deki bu kötü gidişattan ve Halkımızın Saadet Partisinin Daha önce yaptıklarını bilmelerin den dolayı bir baraj sıkıntısının olmadığını düşünüyorum.

Peki, ne oluyor da bu destek sözleri sandığa yansımıyor?

Bakın; iktidar partisi olsun, muhalefet olsun bizi adım adım izliyor. Halkın bize ilgisini, desteğini, yönelişini görünce koparıyor kıyameti… İktidar partisi diyor ki “aman ha oyları bölmeyin bizi bölerseniz CHP geliyor. Bakın bu seçimde bizim oylarımız düşüyor. Sakın ha ülkeyi tehlikeye atmayın…” Muhalefet ne yapıyor? Ne yapalım o zaman“Saadet geleceğine bizim AKP ile aramız iyi, AKP de IMF’ci, Dervişçi… AKP devam etsin… Ve başlıyor propagandaya .Bu AKP’nin gizli ajandası var, bunlar sizi aldatıyor aslında bunlar irticacı, diyerek halkın aklını bulandırıyor. Kayıkçı kavgasına dönüştürülen siyasi mücadelede insanımız karar verirken etkilenmiş ve yönlendirilmiş olarak karar veriyor. Eğer partiler doğru değerlendirilir ve objektif düşünülürse; halkımızın tercihi Türkiye’yi “Yeniden Büyük Türkiye” haline getirecek olan Milli Görüş’ün tek partisi Saadet Partisi’nden yana olacaktır. Çünkü Saadet Partisi milletimizin kendi dünya görüşü ve değer ölçülerini temsil etmektedir.

 Bu seçimlerde Halkımız Tercihini Saadet Partisinden yana kullanacaktır. Bu destek sözleri sandığa yansıyacaktır. Bir de Elazığ’da Saadet Partisi’ne özel bir ilgi var. Ve bu ilgi her zaman canlı duruyor. Bu sayede de Elazığ her zaman milletvekilleri çıkarma potansiyeline sahiptir… Bu ilgi 2009 Belediye seçimlerinde de görüldü. Sp olarak Elazığda yüksek oranda, Türkiye ortalamasının üstünde, bir oy aldık. Bu ilgi tesadüfî bir durum değildir.
 
 
Peki, ülkenin mevcut durumunu nasıl görüyorsunuz?

Ülkemizin Mevcut durumu içler acısı;

-         Ahlaki ve manevi değerlerimiz tahrip edilmektedir. Hunharca işlenen cinayetler ve tecavüzler tüyler ürpertiyor. Bu Bir Uçurumdur

-         Milli birlik ve bütünlüğümüz tehdit altındadır.

-         Ülkemiz ekonomik açıdan dışa bağımlı hale getirilmiştir

-         Ülke kaynaklarımızın büyük bir bölümü yabancıların denetimine geçmiştir.

-         Bankacılık sektörünün % 60’ı yabancıların eline geçmiştir.

-          Menkul Kıymetler Borsası’nda yabancıların payı % 70’in üzerine çıkmıştır.

-         Milli gelirimizin önemli bir bölümü, yabancı şirketler tarafından faiz ve kâr olarak yurt dışına aktarılmaktadır.

-         Ekonomimiz rakamsal olarak büyürken halkımız yoksullaşmakta, ülkemiz geriye gitmektedir. İcra ve iflaslar intihara sürüklemektedir..

-         Uyuşturucu ve fuhuş temel eğitim okullarına kadar inmiştir..

En önemli nokta ise eğitim konusu… Biliyorsunuz Avrupa kendi inanç sistemini, yaşayış biçimini diğer ülkelere ihraç etmek için her türlü gayreti gösterir. Bu çabaların en fazla gösterildiği bir ülke de maalesef bizim Ülkemiz... Bu kadar misyonerlik çalışmalarına rağmen Kendi dinimizin anlatıldığı ders sayımız ise yetersiz durumdadır. Kimse bu konuda bir adım atmamıştır. Din Derslerini de müfredata koyduran yine Milli Görüş Liderimiz Erbakan Hocamızdır. Ondan sonra bir adım dahi atılmamıştır…

AKP İslami Düşüncedeki insanların beklentilerinin karşılanacağı alanları hep boş bırakmıştır. Bir başörtüsü sorunu bir anda tamamen yasaklanacak bir yöntemle çözüldü. Bu bizim öncelikli sorunumuz değil dediler. Kat sayı zulmü konusunda YÖK sadece göz boyadı. Kur’an Kursları yasağı devam ediyor, inanç özgürlüğü yine tam anlamıyla yaşanamıyor. Neden AKP bu alanlara girmiyor?

Az önce eğitim alanındaki sıkıntıdan bahsettiniz sizin çözüm öneriniz nedir?

Eğitimde 4+4+3 modeline geçeceğiz. Böylece İmam Hatiplerin orta kısımlarını yeniden açacağız. Yine İmam Hatip Okullarının kat sayı problemini ortadan kaldıracağız. Kur’an Kurslarını yeniden açacağız. Yüksek öğretimdeki katı paylarını kaldıracağız. Bunlar bizim eğitim alanlarında öne çıkan projelerimizdir.
 

Ekonomi alanında neler yapacak Saadet Partisi?

Bakın bu hükümet ekonomi politikasını tamamen Kemal Derviş’ten aldı… Fischer- derviş modeli ekonomimizi dışa bağımlı hale getirmiştir.

Bu modelin oluşturduğu ekonomik yapıyla;

1.         Konan kotalarla ve düşük taban fiyatı uygulamasıyla tarımsal üretimin azaltılmasını,

2.         Alım gücü düşürülerek enflasyonun denetim altına alınmasını,

3.         Özelleştirme politikası ile küresel sermayeye kârlı alanların sunulmasını,

4.         Bankacılık ve finans kesimlerinin yabancılaştırılmasını,

5.         İç piyasada tekelleşme alanlarının genişletilmesini,

6.         Düşük kur yüksek faiz politikaları ve sıcak para hareketi yoluyla uluslararası finans kapitalistlerinin en yüksek kârlar elde etmelerine ortam hazırlamıştır.

AKP iktidarı dâhili talanı durdurmak için gayret göstermeye çabalarken benimsediği Fisher-Derviş Modeli ülkeyi küresel sömürünün alanı haline getirmiştir. AKP Kemal Derviş’in ekonomi modelini harfiyen uyguladı. Yukarda saydığım nedenlerden dolayı halkımız ekonomik darboğaza sürüklendi. Üretim durdu, işsizlik arttı. Yoksul kesimin sayısı arttı. Gelir adaletsizliği yönünden ülkemiz üçüncü sıradadır. Yine işsizlik sorunu çok büyük bir tehdittir. Bugün çalışabilecek güç ve iradeye sahip her 100 insanımızın yaklaşık 20’si iş bulamadığı için çalışamamaktadır. Uygulanmakta olan gayri milli ekonomi politikaları insanımızı işsiz bırakarak yoksullaştırmakta ve sefalete mahkûm etmektedir.

Bu sorunlara karşı bizim çözümümüz şudur:

1-    Biz reel ekonomiye geçişi savunuyoruz. Yeniden Havuz Sistemini hayata geçireceğimizi söylüyoruz. Üretimi teşvik edeceğiz, yatırımcının önünü açacağız, böylece işsizliği azaltacağız.

2-    Saadet Partisi daha önce yaptığı gibi Ek vergi koymadan ve tümüyle milli potansiyelimize dayanarak bu ekonomik kalkınma hamlelerini başarmıştır. Boş laf etmiyoruz, daha önce yaptık, yine yaparız. Saadet Partisi “Yeniden Büyük Türkiye”yi inşa etme azim ve iradesine sahiptir.

3-    Şeker pancarı ve tütünde uygulanan kotalar kaldıracağız.

4-    Çay, fındık, üzüm, incir, kayısı v.b. gibi ürünlerin yetiştiricilerini destekleyeceğiz.

5-    Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) ve Et Balık Kurumu (EBK) gibi hayvancılığın gelişmesi için zaruri olan kurumlar yeni fabrikalar kurularak ihya edilecektir. Bu suretle hem süt üreticileri hem de besicilik yapan yetiştiriciler desteklenecektir. Yetiştiricilere de faizsiz kredi verilecektir. Ayrıca gerek karkas et gerekse kasaplık hayvan ithalatı durdurulacaktır.

6-    Tarıma dayalı sanayinin, gıda sanayinin gelişmesi desteklenecektir. Bu suretle artık değerin ülkemizde kalması temin edilecektir.

7-     Saadet Partisi iktidarında bölgeler arası gelişmişlik düzeyindeki farklar azaltılacaktır.  

8-    Ülkemizin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin harekete geçirilmesi sağlanacak ve atıl kaynakları harekete geçirenlere belli süreler için vergi muafiyeti tanınacaktır.

9-    Geri kalmış bölgelere yatırım yapılması teşvik edilecektir. Bu bölgelere yatırım yapanlara faizsiz kredi imkânı sağlanacak; çalıştırdıkları işçilerin sigorta ve vergi masrafları kamu kaynaklarından karşılanacaktır.

10- İsraf ve yolsuzluklar kesin bir şekilde önlenecektir.

 

En çok ilgiyi hangi kesimden görüyorsunuz?

Her kesim insanın büyük ilgisi var ama gençlerin gösterdiği ilgi bir başka… Gençlerimiz bizlerin fikirlerini onaylıyor, bizlere desteklerini belirtiyor, bizleri yakından tanımak istiyor.

Medyada bazı ulusal anketler yayınlanıyor ama orada yayınlanan sonuçlarla en çok takip edilen ulusal haber sitelerinde yapılan anket sonuçları arasında büyük farklılıklar var. Açıkçası Saadet Partisi’nin oy oranı malum medyanı anketlerinde söylenmezken gençlerin yapmış olduğu anketler %10-20 bandında görülüyor… Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Erbakan Hocamızın kartel medya ismini taktığı bu menfi medya organları her zaman Milli görüşün idealleri karşınsında bu tür yönlendirmeler yapmıştır. Çünkü Yaşanabilir Bir Türkiye”nin kurulmasını istememektedirler. Bu yüzden de bu kartel medyası bilinçli yönlendirmelerde bulunuyor. Gerçekleri hep saklayarak görmek istedikleri gibi bir tablonun ortaya çıkmasını iistiyorlar. Bakın ilginçtir kararsızların oranı bazen %25’in üstünde gösteriliyor. Bu karasız dediği oran içerisinde SP’nin en az %15-20 oyu vardır. Buna rağmen Saadet partisinin adını yazmıyor. Böylelikle halkın kafası karıştırılarak seçime kadar istedikleri partilere yönlendirme amacını gütmektedirler. Kararsız değil de yerine Saadet Partisi’ni koysa bu medyanın intiharı olur. Bunu onlar da biliyor ve onların bildiği kadar halkımız da artık bu gerçeğin farkında… Bu uçurum buradan kaynaklanıyor.

Gençlerin yoğunlukta olduğu anketlerde Saadet’in yüksek çıkmasının toplumsal manası nedir sizce?

Bunun tek manası şudur : Saadet Partisi bu ülkenin geleceğidir, aslıdır, inancıdır, özüdür… Erbakan Hocamız bu ülkede bir zihniyet değişimi yapmak istedi ve bunu da başardı çok şükür… Önceleri İslam kelimesi ağızlara alınmazken şimdi İslam açılımı yapmayan partiler seçime girmiyor. Şimdi tüm partiler Ben daha çok maneviyatçıyım yarışına girdiler. Partilerin ilk çalışmaları hep kendilerini İslam’a karşı olmadıklarını göstermekle başlıyor.

Peki, yereldeki durumu nasıl görüyorsunuz?

Elazığ dokuz yıllık AKP iktidarı döneminde hep sahipsizdi. Pek çok olumsuzluk Elazığ halkının omuzlarını eğiyor, boynunu büküyor. Çok zengin maden rezervlerine sahip olmasına rağmen ilimiz hak ettiği konumda değil. Mermerimiz gibi ilimize özgü pek çok ürünler; tarihimiz, kültürümüz maalesef sahipsizlikten bir kenarda yatıyor.Elazığ’da İşsizlik Türkiye ortalamasının üstündedir. Kuz ova ve Uluova Sulama Projeleri sahipsizlikten durmuş haldeler. Bölge halkı susuzluktan tarım yapamıyor. İşin ilginci bu insanlar sonu değiştirmeyecek olsa dahi Başbakan’a durumlarını anlatma imkânı bile bulamıyor.

Biz ise tarımı çok önemsiyoruz. İktidara Geldiğimiz takdirde ilk işimiz bu kotaları kaldırarak çiftçimizin önünü açmaktır, teşvikler sunmaktır.

Bunun yanında Elazığ’ımız sanayi ve ticaret alanında da dar bir kaba zorla sığdırılmış durumda… Bu sığdırılmışlığı ortadan kaldırılacak girişimlerde de bulunulmuyor, çünkü bunu yapacak vekiller yok.

Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler, eklemek istediğiniz bir şey var mı?

İnşallah bizler milletvekili olduğumuz takdirde ilimiz kabuğunu kıracak ve nihayet özlediği zengin, kalkınmış günlerine kavuşacaktır. Saadet Partisi, milletin aslıdır, özüdür. Saadet Partisine verdiğin oy, kendine verdiğin oydur. Bu seçimler ülkemizin gelişmesine, kalkınmasına ve SAADETİNE vesile olur inşallah.

  Sayı: 656
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:18
Güneş 05:04
Öğle 12:35
İkindi 16:28
Akşam 19:55
Yatsı 21:33
DÖVİZ KURLARI
USD 4.8352     EURO 5.6600     IMKB 89744     ALTIN 193,201