Sabahattin Önkibar

07 Mart 2009 Cumartesi 04:48 DİĞER KÖŞE YAZILARI

PADİŞAHLIK TARTIŞMASINDA DAMIZLIK ERKEK ÖNEREN ABDULLAH CEVDET GİBİ OLUNMAMALI!

Tayyip Erdoğan için açılan Padişah pankartına karşı çıkmakla Cihan İmparatorluğu Osmanlı’yı aşağılamak aynı şey olamaz.

Birincisi ne kadar normalse ikincisi o kadar anormaldir.

Öyle, çünkü Osmanlı’yı aşağılamak için ya bilgisiz ya da “Bu milleti adam etmek ve ırkımızı düzeltmek için Avrupa’dan damızlık erkek getirtelim” teklifinde bulunan Abdullah Cevdet misali uçuk bir jakoben olmak gerekiyor.

Oktay Ekşi

Oktay Ekşi’nin şu satırları Abdullah Cevdet türevi kafaların hâlâ var olduğunun delilidir.

- “Tüm Osmanlı tarihinin medeniyete katkı anlamında ortaya koyduğu Mimar Sinan’ın eserleri dışında ne vardır da biz bilmiyoruz.”
Vah ki ne vah!

Üç kıt’ada yüzlerce yıl adaletle hükmetmenin bizatihi kendisi medeniyete en büyük katkı değil mi Oktay bey!

Gerçek medeniyet taşları yontup yapı ya da şatolar inşa etmek değil, insanı insan gibi yaşatmaktır ki Osmanlı bunu yapmıştır. Osmanlı Amentüsü ya da fütuhat anlayışının öznesi, medeniyetin olmazsa olmazı olan insan ve onun temel haklarıydı.
 
Bu mutlak realite ortadayken, rejimin yeni değiştiği günlerdeki zorunluluk gibi hâlâ körü körüne geçmişi inkâr ve ona küfür noktasında ısrarlı olmak dediğim gibi ya körlük ya da cehalettir.

Cumhuriyet’i yüceltmek adına dünyanın en önemli imparatorluklarından birini kurmuş ecdadımızı bu biçimde aşağılamak ve nesep inkârında bulunmak, ancak bazı aydın-larda görülebilecek bir ayıptır.

Hem Cumhuriyet, Osmanlı’nın enkazından, oradan alınan birikim, heyecan, ruh ve tecrübelerle kurulmadı mı? 

Tayyip bey bu kafaların eseri!

Cumhuriyet’i kuranlar Osmanlı kadroları değil miydi?

Ne yani Cumhuriyet’i sevmenin ve ona sahiplenmenin yolu Osmanlı’ya küfürden mi geçiyor.

Hayır, bunu şiddetle reddediyorum! Bendeniz hem Cumhuriyet’in değerlerine inanıyor, hem de Osmanlı geçmişim ile iftihar ediyorum.

Açık söylüyorum; bu ülkede Cumhuriyet-Osmanlı gibi yeni ikilemler yaratmak, tıpkı Alevi-Sünni, Kürt-Türk, laik-antilaik gibi ayrımcılık yapmakla aynı şeydir.

Tayyip Erdoğan’a vuralım derken tarihimizi hedefe oturtamazsınız!

Bu sütunu izleyenler şahittir; Tayyip Erdoğan’a en keskin muhalefet burada yapılır, ama Tayyip Erdoğan vesile edilerek gerçekler tahrif edilir ve hatasıyla sevabıyla tarihimiz ucuz ve beylik ifadelerle aşağılanırsa, buna rıza gösteremeyiz.

Tayyip Erdoğan karşıtlığında hemfikir, olmuşsak bu tür saçmalıklara rıza göstereceğimiz anlamı çıkarılmamalıdır.

Aslında Tayyip Erdoğan ve onun gibiler böylesi kafalar var olduğu için bu ülkede iklim ya da zemin bulabiliyor.

Osmanlı sultanları

Düşünebiliyor musunuz Oktay Ekşi gibi duayen konumunda hayli olan mürekkep yalamış bir gazeteci büyüğümüz bile 20 yaşındaki bilgisiz militan çocuklar misali sığ olabiliyor ve hadiseye siyah-beyaz yüzeyselliğiyle bakabiliyor. Neymiş efendim 36 padişahın 33’üne asla saygı duyulamazmış! Vallahi insaf! Aşağıladığın o 33 padişahın pek çoğu müthiş eğitimli, birkaç lisan bilen, yüzlerce yıl imparatorluğu sırtlayıp birlik içinde tutabilen ve devlet-i ebed müddet için gerektiğinde kardeşleri ve çocuklarını bile feda edebilecek vefakârlıkta olan insanlardı. Öyle olmasalardı Osmanlı nasıl asırlarca cihanın en büyük devleti olabilirdi? Osmanlı en acınacak döneminde bile dünyanın en büyük 7 devletinden biridir... Osmanlı’nın bizim de onaylamadığımız eksikleri ve yanlışları elbette vardı ve zaten onun için yıkıldı. Lakin bütün bunlar onun gerçekliğini, yani tarihe attığı müthiş imza ile bıraktığı hoş sedayı asla ortadan kaldıramaz.

Seçimin güvenliği ve Tunceli Valisi!

Başbakan’ın koruyup kollaması anlamında Tunceli Valisi ile Zahid Akman olayı birbirine çok benziyor. İki olayda da kamu vicdanı ortada yanlışlık var diyor, ama Başbakan en azından şu ana kadar hiç mi hiç umursamıyor. Müfettiş gönderilerek mes’ele zamana yayılmaya ve unutturulmaya calışılıyor. Oysa hadise açık ve nettir. Üstelik ortada bir yargı tespiti vardır. Ne diyor yargı? Tunceli Valiliği’nin deposunda AKP’nin seçim malzemeleri depolanmış. Bunun anlamı valiliğin kurumsal olarak tıpkı 1940’larda olduğu gibi devlete değil, resmen ve alenen iktidara hizmet eder hale gelmesidir. Evet ortaya çıkmış ve yapılan yargı tespiti ile kesinleşmiştir ki Türkiye’de artık Milli Şef İnönü dönemindeki gibi parti devleti yönetimi fiilen yürürlüktedir. Hayır hadise sadece Tunceli ile sınırlı da değildir. Tunceli örneği suçustü olduğu için gündemdedir. Maalesef pek çok ilimizde aynı anlayışta olan valiler işbaşındadır. Sadece bu fotoğraf bile Tayyip Erdoğan’la Türkiye’nin nereye götürülmek istendiğini gözler önüne seriyor. Yüksek Seçim Kurulu’nun İçişleri Bakanlığı’na yaptığı “Valiyi derhal görevden alın” çağrısından sonra Yargıtay’ın devreye girme ihtiyacı duyması önemlidir. Tunceli Valisi olayı aslında Türkiye’nin seçim güvenliği bağlamında da soru işaretidir. Sorarım size taraf olduğu yargı hükmüyle tescilli valiler ile güvenli bir seçim yapmak mümkün müdür? Ne yalan söyleyeyim, ben bu seçimde tıpkı 1946 misali sandık güvenliğinden ciddi ciddi kuşkuluyum. Nasıl olmam, bir tarafta bu tür valiler, diğer tarafta nereden geldiği bilinmeyen 6 milyon yeni seçmen!
1411 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:43
Güneş 06:05
Öğle 12:22
İkindi 15:45
Akşam 18:26
Yatsı 19:43
DÖVİZ KURLARI
USD 3.4910     EURO 4.1702     IMKB 104123     ALTIN 145,971