Serdar Akinan

08 Ekim 2011 Cumartesi 10:11 DİĞER KÖŞE YAZILARI

NAMAZIN KENDİSİ Mİ RESMİ Mİ?

Şimdi Kuran zamanı...'' dedi misafirim. Hüzünlendi. Pek anlam veremedim ama sözünü de kesmek istemedim.
'Kuran'ın bir diğer adı da Furkan'dır. Bu kavram; farklı olanlar arasında farkların hakkını adaletle belirleyen ve adaletle birbirine bütünleyerek ifade eden manasınadır. Bu yüzden bu ilahi kitabın isimleri aynen Hz. Peygamber'e de isim olmuştur. Çünkü O ve O'nun izinden gidenlerin gözünde tüm farklar tek bir uyum denizinde belirirler, kendi varlık haklarını alır ve yine aynı denize dönerler. Hem muhatabının kadrini bilmek ve yerli yerine koymak hem de kendi yerini iyi tayin ederek ikisi arasından dengeli bir yol tutmada onlardan iyisi görülmemiştir.
Kuran da kıraat (okumak) demektir... Ama o da fark ile uyum arasındandır. Yani Kuran öyle bir varlık okuyuşudur ki, okuyan kendi ile başkaları arasında hakikatli bir yol tutar. O yol tutuş ne Hz. İsa gibi sadece kendinde, ne Hz. Musa gibi sadece dışarıda, ikisinin de hakkını veren ama ikisi arasında hakiki ve adil bir dengeyi kuran okuyuştur. Müjdeler olsun bu okuyuşu (Kuran'ı) ve bu davranışı (Furkan'ı) hayat edinenlere. Yeryüzünde onlar sayesinde nefes almaktayız ve onlar yüzünden yüzümüz gülmekte... Ve onlar buna karşılık bizden bir ücret de istemezler.   
Kuran da, Furkan da hakiki hayatın üsluplarıdır. Esasen bir kitap olarak onda insanın hayatını esas almayan hiçbir tertip yoktur. Ayları tertip ederken de, ibadetleri tertip ederken de, tarihi tertip ederken de öyle... Tarihten bir vakanın Kuran'da  açıklanışı, bir insan ömründekinin aynıdır. Kuran okuyorsan ister tarihte insanı, istersen insanda tarihi gör. Aynı anda, aynı okuyuş üzerinde... Hükümleri de böyle oku, ibadetleri de Hz. Peygamber, namaz vakitlerini böyle anlattı da: 'Namaz kılın dedikten sonra, o kimseler ki namazlarında daimdirler...' buyurdu. Namaz hayatta her neye tekabül ediyorsa ibadetini de o ad ile isimlendirdi. Zira mimariden temsil getirilirse, sen ibadeti ihtiyaç duyduğun evin mimari planını hazırlamak ve ne zaman ev ihtiyacın belirse o planı yeniden gözden geçirmek bil. Ne zaman hayat sana ev ihtiyacını hatırlatsa sen ev yapma planıyla meşgul olursun. Hz. Peygamber önce evi inşa etti sonra ümmetinden ihtiyaç duyanlara bir rahmet olsun diye planını da beden diliyle çizip miras bıraktı.'
Tam bu noktada atıldım, 'Kılınan namazın da sırrı var değil mi?'' dedim.
Gülümsedi,
'Elbette var. Ancak daha ona gelmeden bir sorun  var. Bir gerçek ev yapmak vardır. Bir de evin resmini yapmak. Hz.Peygamber gerçek bir ev inşa etti. O evin nasıl inşa edileceğini de beden diliyle çizerek insanlığa bıraktı. Bugün biz Müslümanlar bu ev resmini günde beş kez takliden yapıyoruz. Ama gerçekten şu belalar şehrinde (dünya) eve ihtiyaç duyanlar ve ihtiyacını gidermek için ev inşa edenler nerede?''
Ben gene allak bullak oldum. Misafirim bu son cümleyi sarf ederken o kadar hüzünlendi ki dayanamayıp, 'Bu bahsi açalım biraz'' dedim.

 
1163 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:58
Güneş 07:27
Öğle 12:26
İkindi 14:49
Akşam 17:11
Yatsı 18:34
DÖVİZ KURLARI
USD 3.8638     EURO 4.5501     IMKB 109330     ALTIN 155,894