Sururi Seçmen

s.secmen@el-aziz.com 16 Ağustos 2017 Çarşamba 01:04 DİĞER KÖŞE YAZILARI

“İNGİLİZ TEMEL” SP’NİN CUMHURBAŞKANI ADAYIYMIŞ


 
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu; Manchester Üniversitesinde tahsilini yaptığı, İngiltere’den de evli olduğu için öteden beri İngiliz Temel diye anılırdı camiada. Manchester Üniversitesi Siyonizm’e kadro/eleman yetiştirme misyonuna sahip olmasıyla ünlüdür. İsrail’in birçok önemli şahsiyetleri buranın mezunlarındandır.
 
Millî Görüş’ün temsilcisi Saadet Partisi’nin liderliğine Temel Karamollaoğlu’nun getirilmiş olması fevkalade önemlidir; göz ardı edilemez. Her topluluk liderinin dinindendir mealindeki hadis liderin olağanüstü önemine vurgu yapmaktadır.
 
Lider bozuk olunca davayı da bozar. Her din ve dava insanla kaimdir. Mensubu değişirse yaşamakta olan din ve dava da değişime uğrar. Yazılı metinleri yorum yaparak gerçek anlamlarından uzaklaştırmak her zaman mümkündür.
 
Nitekim Kur’an-ı Kerim’in metinleri değiştirilememiştir lakin farklı yorumlarıyla değişik dalalet fırkaları her devirde oluşturulmuştur. İslam dini sadece hadisler uydurularak değil, aynı zamanda hadisler ve ayetler maksatlı yorumlanarak da uygulamada tahrif edilmeye çalışılmış ve zaman zaman sonuç alınmıştır.
 
Yüce Allah hak dini tebliğ etmede ilahi metinleri yeterli bulsaydı peygamberler de göndermezdi. Hatta kitap-suhuf sahibi peygamberler azdır. Peygamberlerin büyük çoğunluğu kendinden öncekilere indirilmiş kitap-suhufları uygulamıştır.
 
Son Peygamber Hz. Muhammed (SAS)’den sonra peygamber gelmeyeceğinden İslam dini uygulamada dejenerasyona uğratıldıkça, aslına döndüren müceddid şahsiyetlerin geleceği hadislerde bildirilmiştir. Konuya dair hadislerden birinde şöyle buyrulmaktadır: Her asırda, İslam’ı aslına döndüren büyük müceddidler gelir. Onlardan uzak kalanlar dalalettedirler.
 
Bunları dile getirmekteki maksadım liderin önemine vurgu yapmaktır. Liderinin kim ve nasıl biri olduğunu önemsemeyen insanlar sıratı müstakim üzere kalamaz. Lider bozuksa davayı da bozar. Lider mutlaka lazım olduğundan; ehli bulunmaz ise kifayetsiz biri de olabilir. Ancak hain, işbirlikçi birinin liderliği kabul edilmez. Önemli olan fikirler ve davadır, şahıslar önemli değil sözü batıl, mesnetsizdir.
 
Denilebilir ki, Temel Karamollaoğlu Erbakan zamanında Millî Görüş partilerinin üst düzey yönetim kademelerinde görevlendirilmiş kıdemli bir kişiliktir. Saadet Partisi yönetimindeki diğer kişiler de Erbakan döneminden kalmadır. Onlardan nasıl böyle hoyratça olumsuz söz edebilirsiniz?
 
Bendenizin Millî Selamet Partisi’nin katıldığım bir seminerinde aldığım sertifika Temel Karamollaoğlu imzasını taşıyor. Erbakan’ın yakın çevresindeki kişiler çok yakından bildiğim insanlardır. Erbakan henüz hayatta iken onlarla kavgalıydık.
 
Millî Gazete Elazığ Temsilciliğini bizlerden aldıkları için El-Aziz’i çıkardık. Onlara yönelik yıllarca yayın yapıp ithamlarda bulunduk. Bu arada Erbakan ile ilişkimiz devam etti. Özellikle de her yaz Altınoluk’taki yazlığında ziyaret ederdik. Genel Merkez görevlileri engellemeye çalışsalar bile Balgat’taki konutunda ziyaretler hep yaptık.
 
Erbakan hiçbir zaman yakın çevresindeki kişilere yönelik ağır suçlamalarımızda, ithamlarımızda olumsuz bir tavır takınıp bizleri engellemedi. Bu, bizlerin teşviki anlamındaydı. Bunun başka türlü izahı mümkün müydü?
 
Peki, bu nasıl olabilir; nasıl açıklanabilir?
 
Gazetemiz El-Aziz’in 20 yıllık arşivi bunun açıklamaları ile doludur. Zaten varlık nedenimiz bunları açıklamaktır. Kısa bir özetle bir kez daha konuyu açıklamada -mademki söz açıldı- yarar var.
 
Erbakan’ın tek başına Millî Görüş hareketini başlattığı yıllarda vesayetçi rejimin baskıcı uygulamaları karşısında bağımsız, özgür bir siyasi parti kurulamazdı. Bu, tüm siyasi partiler için söz konusuydu. Ama İslami nitelikteki partilere karşı çok daha büyük hassasiyet gösteriliyordu. İslam adını taşıyan bir dernek bile kurma laikliğe aykırı ve yasaktı. Müslümanlar o nedenle milli ve manevi değerler diye kendilerini ifade edebiliyorlardı. Erbakan bu zaruretten dolayı Millî Görüş adını davasına koydu.
 
Bir siyasi parti toplumdan destek alıyorsa, mutlaka rejimden icazet alıp şartları yerine getirmek zorundaydı. Bu şartların da başında rejimin mutemet adamları için yönetimde yer ayırmaktı. Erbakan rejim muhalifi bir siyasi lider olarak nasıl kişiler partisinin yönetimine önerilmişse onlarla çalışmak zorundaydı.
 
Vesayet rejiminin Erbakan’a siyasi parti kurma müsaadesi vermesi şu maksatla idi: Partiyi geliştirip büyütsün, toplumsal destek sağlasın… Sonra onu elimine edip mutemet adamlarımızı başına getiririz!
 
Bu maksatla 4 partisi kapatılıp Erbakan 4 defa siyasi yasaklı yapıldı, lakin bunda başarılı olunup istenen sonuç alınamadı. Bu arada Millî Görüş partilerinde dört kez de toplu kopuşlar meydana geldi içlerinden 3 parti doğdu: ANAP, AKP, HAS PARTİ. İlk kopuş, MSP’nin ilk genel sekreteri Gündüz Sevilgen liderliğinde oldu, 48 milletvekilinin 25’i ayrıldı ama onlar parti kuramadılar.
 
Her defasında partisinin içi boşaltılınca Erbakan ayrılanlara dolaylı destek verip iktidar olmalarını sağladı. ANAP ve AKP böyle iktidar oldu. Numan Kurtulmuş’u Saadet Partisi’nden uzaklaştırdığında içini boşaltıp öyle başına geçti. Rejim için nöbet tutan işbirlikçilere de Saadet Partisi’ni kof bir parti olarak bıraktı.
 
Sayı: 977
335 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • erenler - 22 Ağustos 2017 Salı 18:03
    Saadet partis kof bir parti değil tam aksine herşeyi ile bir bütün parti dir. temel bey bazı siyasetciler gibi abd ye hoş görünmek için ben milli görüş gömleğini çıkardım demedi . sizin kof dediğiniz partiler diğerleridir onlar içi samandolu kuş a benzerler saadet partisi hakiki kuştur ha sahi sizler benim yaptığım yorumları neden yayınlamıyorsunuz tahmmülünüz mü yok
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:39
Güneş 06:02
Öğle 12:24
İkindi 15:49
Akşam 18:32
Yatsı 19:49
DÖVİZ KURLARI
USD 3.4727     EURO 4.1687     IMKB 105324     ALTIN 146,596