TERÖR BİTİRİLEMEZ

İsrail en büyük gayretini Türkiye’ye yoğunlaştırarak siyasi ve ekonomik bir güç olmasını önlemeye çalışmaktadır.

10 Ocak 2017 Salı 21:02 < MANŞET
Arka plandaki irade caydırılamazsa

TERÖR BİTİRİLEMEZ
 
Hep söylenir bataklık kurutulmadan sivrisineklerle mücadele sonuç vermez diye; ama bir Allah’ın kulu çıkıp terörü örgütleyen, besleyen, yöneten, himaye eden, araçsallaştırarak üzerinden siyasi hedeflerini gerçekleştirmeye çalışan ülkeyi işaret edemez.
 
Terör yöntemleriyle kurulan, ilk kuşak yöneticileri terörist olan, terörü kullanma konusunda beş bin küsur yıllık tecrübeye, birikime dayanan ülkenin adını herhangi olumsuz bir olayda anmak cesaret edilebilir değildir. Hele adını terörle anmak ise kimsenin haddine değildir.
 
Öküz derisi büyüklüğündeki bir ufacık coğrafyaya sıkışmış bu korsan devlete laf edilemez, çıkarlarına halel getirilemez, her yaptığına eyvallah denilip sineye çekilir. Her türden terörü üreten, kullanan, ihraç eden bu devletin iradesi kırılmadıkça terör örgütlerinin hiçbir zaman ardı arkası gelmez; insanlık bu beladan kurtulamaz.
 
Tüm dünya ülkelerinde gizli-açık örgütleri, yapılanmaları, siyasi, ekonomik, kültürel, sosyal organizasyonları, paydaşları, yandaşları bulunan bu ülkenin en derin en sofistike kurumsal şekilde yerleşik bulunduğu ülke Türkiye’dir.
 
Osmanlı Devletinin 4 asır boyunca yönettiği Filistin’i İngilizlere işgal ettirip ardından terörle Arap Halkını sürerek yurt edinmiş olan bu ülke, tabii ki İsrail’den başkası değildir. Osmanlı Devletini parçalatıp işgal ettiği topraklarını yurt edinmiş olduğundan, hiçbir zaman korkusu yüreğinden çıkmayan tehlike Selçuklu ve Osmanlının devamı Yeniden Büyük Türkiye’dir.
 
O nedenledir ki, İsrail en büyük gayretini Türkiye’ye yoğunlaştırarak siyasi ve ekonomik bir güç olmasını önlemeye çalışmaktadır. Ağır sanayiine, savunma sanayiine, ileri teknolojiye ve güçlü bir orduya sahip olmasını engellemek için yapmadığını bırakmamaktadır.
 
Terörü, darbeyi, toplumu kutuplaştırmayı, her yolu kullanmaktadır. Türkiye’nin milli birliğini ve bütünlüğünü tahrip etmek, her çeşit fay hattını tetikleyip hareket ettirmek için gerekenin hiç eksiksiz hepsini yapmaktadır.
 
Türkiye’nin özellikle Osmanlı Coğrafyasıyla ilgilenmesinden fevkalade rahatsızlık duyduğu için torpillemek için ne biliyorsa yapmaktadır. Bölücü terör örgütü PKK’yı kuran, örgütleyen ve Türkiye’yi parçalamak için musallat eden İsrail’dir. Devleti yönetenler tarafından bilinen, bazen yarım ağız ifade edilen bu gerçeklik karşısında ne yazık ki bataklık yerine sivrisinek avlanarak terörle mücadele sürdürülmektedir. Şimdilik yapacak başka bir şey olmadığı ise bir başka yakıcı gerçekliktir. Bataklığın kurutulması için ya İsrail’e savaş açılması veya bir şekilde caydırılıp terörü desteklemekten vazgeçirilmesi dışında bir çözüm şekli yoktur.
 
Arzımevud üzerinde Büyük İsrail kurulması, Yahudilerin vazgeçemedikleri dini inançlarıdır. Nil ile Fırat arası coğrafyayı ifade eden Arzımevud içerisinde Kıbrıs ile Güneydoğu Bölgesi de yer almaktadır. Ayrıca Büyük İsrail’in kurulmasına mani olabilecek güçlü bir Türkiye’nin olmaması gerekir. O maksatla Türkiye’de İsrail’e göbekten bağlı sermaye, medya, siyaset, sivil toplum kuruluşları oldukça güçlüdür. Eskiden tekel oluşturmuşlardı; şimdi alternatifleri ihdas edilmiş durumda olsa da hala çok etkin konumdalar.
 
Ergenekon darbe hazırlıklarının, FETÖ darbe girişiminin arka planında ABD ve NATO’nun olduğu bazı çevrelerce kabul görürken İsrail’den söz etmek kimsenin haddine değil. İsrail’i kamufle edip korumak için gerektiğinde ABD, NATO, CIA hedef gösterilip eleştirilmektedir. Oysa özellikle Ortadoğu’da kim ne yapsa İsrail adına yapmaktadır. Vekâlet savaşları İsrail hesabına yürütülmektedir.
 
Televizyon programlarında her gün gece yarılarına, daha ileri saatlere kadar her görüşten, düşünceden, kesimden, uzmanlık alanından adamlar ve kadınlar Suriye’yi, Irak’ı, İran’ı, Şii Hizbullah’ı, IŞİD’i, PKK’yı, PYD’yi ve her konuyu konuşup tartışıyorlar. Sanki İsrail’den söz edilmemesi için adı konulmamış bir yasak, daha doğru ifadesiyle oto sansür uygulanıyor.
 
İran’ın Şii kuşak kurmak istediği, Irak’ı fiilen işgal ettiği, Suriye’de savaştığı saatlerce enine boyuna tartışılır. IŞİD’in nasıl bir terör örgütü olduğu alabildiğine irdelenir. Şecaat arz eden iddialı tipler bazen bütün her şeyin ABD’nin Irak’ı işgal etmesiyle başladığını söylemeyi de göze alabilir. Lakin ABD ve müttefiklerinin Irak’ı neden işgal ettiklerini diyebilen çıkmaz!
 
Bunun için de ABD ve CIA suçlanarak Saddam’ın nükleer, kimyasal silahları olduğu yalanı üzerine odaklanılır. Hiç kimse ABD Başkanı Bush’un basın toplantısı yaparak Haçlı savaşı ilan ederek Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesini hayata geçirmek istediğini; Afganistan, Irak işgallerine bu amaçla karar verildiğini açıkladığını dile getirmez! Olayın püf noktası ve gerçek içyüzünü gözler önüne serecek büyük resim böylece ustalıkla gözlerden kaçırılır!
 
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) demek Büyük İsrail demek olduğunu, ABD ve müttefiklerini Irak’ı işgale mecbur bırakanın Dünya Siyonizm’i olduğunu, Irak ve Suriye’nin parçalanmak istenmesinin de arkasında bu amacın yattığını hiç kimse söyleyememektedir!
 
Türkiye’ye PKK’nın musallat edilerek parçalanmak istenmesinin, Ergenekon ve FET֒nün darbe yapması için yapılandırılmasının arkasında da Büyük İsrail projesi olduğunu bilmek, anlamak için çok bilge olmaya gerek yok. Her şey büyük bir pervasızlıkla sergilenip gözler önünde cereyan ederken; görmezden gelmek için olağanüstü büyük bir gayret gösteriliyor.
 
İşte bu durum İsrail’in Türkiye içindeki örgütlü gücünün bir göstergesidir. Türkiye ile İsrail’i karşı karşıya getirecek her konuda bu kadim örgütlü yapılanma ülkesinin aleyhinde tavrını koyacaktır. Nitekim bugüne kadar da böyle yapmıştır. İsrail ile mücadelede Türkiye’nin zor aşabileceği en büyük handikabı bu ihanet yapılanmasıdır.
 
Türkiye’nin Suriye, Irak, Mısır, Libya ve diğer bölge ülkeleriyle ilgili politikalarını eleştirmek, yerden yere vurmak için bahane arayanlara bakın hepsinin zihni arka planında İsrail çıkarı doğrultusunda bir kararlılık olduğunu fark edersiniz. Ayının kırk hikâyesi armut üzerine ise; onların da İsrail çıkarının korunması üzerinedir.
 
Arap Baharı yaşanan ülkelerde Türkiye toplumların demokrasi taleplerini de yönetimlerinin istikrarını da birlikte gözetti. Daima İsrail güdümlü emperyalist politikalara karşı tavır koydu ve bölgenin barışı, kalkınması için elinden geleni yaptı. Bu doğrultuda her ne yaptıysa sert eleştirilere hedef oldu bu kesimler tarafından.
 
ABD ve müttefiklerinin kaypaklıkları değil Türkiye’nin farklı durumlar karşısında yeni tutum alması zikzak olarak sürekli lanse edildi. ABD’nin PKK ve PYD terör örgütlerine Türkiye’ye karşı kullanılmak üzere silah vermesine makul ve mantıklı gerekçeler bulmada yapılmadık şaklabanlık kalmadı. Adamlar gözlerini karartarak hiçbir şeye aldırış etmeden, Türkiye’den yana olma gereği duymadan her olayda İsrail politikaları doğrultusunda kürek çekiyorlar.
 
Türkiye terörle mücadelede belli ki daha bir süre bataklığı kurutmaya yönelik adımlar atma imkânı bulamayıp sivrisineklerle mücadele ile yetinmek durumunda. İsrail ile ilişkileri zahiri de olsa düzelmişken bozuşmanın bir anlamı yok. Türkiye İsrail’i hedef alacak olsa ilk tepki içerideki İsrail’den gelecektir. Devlet yetkilileri terör konusunda İsrail’i suçladıkları takdirde, varılacak nokta savaştır. Oysa ne iç ne dış konjonktür bunun için henüz uygun değildir.
 
Buna karşın teröristlerle mücadelede sürekli kayıplar verilse de Türkiye’nin bekası için çok önemli ve değerli sonuçları olmaktadır. Önce bir kere terörle mücadele ordunun savaş güç ve kabiliyetini arttırmaktadır. PKK ile 33 yıllık mücadelesinde TSK büyük tecrübeler edindi, savaş kabiliyetini arttırdı, her türlü ihanet ve handikaba karşı birikim ve direnç kazandı.
 
Eğer ileride mutlaka İsrail ile karşı karşıya gelinecekse, terörle mücadeleye devam ederek TSK’nın kazanacağı savaş kabiliyetinin hayati önemde faydası olacaktır. Bununla beraber İsrail’i teröre destek verme konusunda caydırıcı etkisi de olacaktır. Savaş göze alınacaksa da İsrail terörü desteklemekten caydırılacaksa da iyi savaşabilen güvenlik güçlerine büyük iş düşeceği açıktır. Ayrıca terörle savaş Türkiye’nin toplumsal dayanışmasını, milli birlik ve bütünlüğünü pekiştiren, perçinleyen bir faktör olarak da büyük önem arz etmektedir.
 
Denilebilir ki iyi de, Türkiye hep böyle terör ile birlikte mi yaşayacak; bu nereye kadar? Her gün büyük katliamlar yaşanıyor, milletin yüreği ağzında, bu ülkeye hiç huzur yok mu?
 
Bu sorular ve kaygılar son derece haklıdır. Lakin yaşanan bir realite göz ardı edilmekte ya da fark edilmemekte olduğundan bu haklılık. Türkiye gerçekte sadece terörle mücadele mi ediyor; yoksa kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesi mi veriyor toplum bunun pek de farkında değil. Çünkü kamuoyu oluşturma kabiliyeti olan İsrail’in içerideki yapılanması olayı çarpıtıp çok farklı bir algı oluşturmaktadır. Türkiye varlık yokluk mücadelesi veriyor; toplum huzuru, rahatı aramakta çok haklı değil! Açıkçası Türkiye içeride ve dışarıda savaş halindedir. Her ne kadar savaşı güvenlik güçleri yürütse de toplumun sonuçlarını yaşaması kaçınılmazdır.
 
Türkiye bu savaşı kaybederse Irak’tan, Suriye’den bin beter felaketler yaşar. Türkiye İslam coğrafyasının sömürülmesinin önündeki engel görüldüğünden parça pörçük edilmesi, artık devlet olma kabiliyetinin tamamen yok edilmesi isteniyor. Tezahürleriyle yüz yüze gelinen, adeta gözlere sokulan bu gerçeklerden söz edildiğinde komploculuk suçlaması yapılmakta ve toplumun karşı karşıya bulunduğu felaketi kavraması engellenmektedir.
 
Madem ki bir kurtuluş savaşı veriyoruz; kazanmak da kaybetmek de söz konusudur. Ancak Türkiye’nin kazanma kabiliyeti de, şansı da çok yüksektir. İçeride ve dışarıda yaşanan tüm gelişmeler, küresel konjonktür, zamanın ruhu, her şey çok bariz Türkiye’den yanadır.
 
İsrail sürekli Türkiye karşısında güç, zemin ve imkân kaybına uğramaktadır. Önce bir kere İsrail’in Türkiye içindeki sermaye, medya tekeli kırılmış, siyasetteki varlığı tükenmiştir. Çok önemli olan husus ise siyasetteki tükenmişliğidir. CHP ve MHP’deki kadim varlığı bitmiştir. Çok ilginçtir, İsrail’in siyasetteki tek sağlam temsilcisi Saadet Partisi kabuk yönetimidir!
 
Türkiye’ye karşı kullanabileceği küresel güç ABD eskisi ile kıyaslanmayacak kadar İsrail’le sorunlar yaşamaktadır. Kaç seçimdir İsrail’in desteklediği adaylar başkan seçilemiyor. Son seçimde ise var gücü ile engellemeye çalıştığı Trump Başkan seçildi.
 
Trump’ın arkasında İsrail’e karşı bilenmiş antisiyonist hatta antisemitist bir Ulusalcı Akımın varlığı biliniyor. Artık İsrail ABD’de savunma konumuna gerilemektedir. Trump’ın Ortadoğu stratejisi tamamen İsrail’in aleyhine ve Türkiye ile paraleldir.
 
Avrupa Birliği’nin ise bir küresel güç olmaktan artık çıktığı, dağılma sendromu yaşadığı, en yetkili ağızlar tarafından kamuoyu önünde ifade edilmektedir. Avrupa Birliği’nden de İsrail’i rahatlatacak sadra şifa bir şey beklenemez.
 
Türkiye’nin Rusya ile fiili bir stratejik ittifak kurup Fırat Kalkanı harekâtını başlatmış olması Suriye’de adeta İsrail’in nefesini kesmiş bulunuyor. Trump’ın göreve başlamasıyla İsrail ile işbirliği yapan terör örgütleri daha da zor durumlara gireceklerdir. İçeride ve dışarıda tümü ile gelişmeler Türkiye lehine, İsrail aleyhine ilerlemektedir.
 
Sayı: 947
741 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:00
Güneş 05:30
Öğle 12:29
İkindi 16:11
Akşam 19:14
Yatsı 20:38
DÖVİZ KURLARI
USD 3.5756     EURO 3.8746     IMKB 93803     ALTIN 146,389