TRUMP, İSLAM ÂLEMİNİ DEĞİL İSRAİL’İ ATEŞİN İÇİNE ATTI… ŞİDDETLİ TEPKİLER DE BU YÜZDEN!

Mesud Akgül'ün yazısı...

08 Aralık 2017 Cuma 09:53 < GÜNDEM

Mesud Akgül

Bir konuda İsrail’in gerçek niyetini, hedefini ve fikrini belirlemek için izlenmesi gereken yol ve yöntem bellidir!

 

İsrailli devlet adamlarının herhangi bir olayla ilgili lehte ya da aleyhteki söylem ve tavırlarına asla itibar edilmemeli, kesinlikle ölçü ya da kıstas alınmamalı!

 

İsrail’in ve Siyonizm’in asıl düşüncesini, planını ve niyetini öğrenmek istiyorsanız dünyadaki hinterlandına bağlı kadroları çok iyi gözlemleme yeteneğine sahip olmanız şarttır!

 

İsrail güdümlü yapı ya da teşkilatların herhangi bir hadiseyle ilgili düşüncelerini ve davranışlarını analiz ederek Yahudi’nin ne yapmak istediği hakkında sağlıklı bir karara varabilmek ancak mümkündür.

 

Örneğin Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi eski lideri Barzani’nin bağımsızlıkla ilgili referandum girişimine İsrail açıktan destek verdiği halde ilginç şekilde dünyadaki hinterlandına bağlı kişi ve kuruluşlar ise tam tersi bir çizgide yol almışlardı!

 

Küresel Firavunların askerleri ile ülkemizdeki İsrailci oldukları bilinen malum unsurlar ellerindeki medya gücünü sonuna kadar kullanarak Kuzey Irak bağımsızlık referandumuna yönelik şiddetli bir karalama kampanyası yürüttüler.

 

Oysa İsrail, Barzani iktidarının bağımsızlık referandumu kararına her türlü desteği vereceğini yüksünmeden dünya kamuoyuna beyan etmişti.

 

Elbette ki yerli Yahudiler, İsrail’in resmi söylemi aleyhine bir tutum takınarak egemen hükümdarlarla bilinçli bir kavgaya tutuşmuş değillerdi!

 

İsrail devletinin IKBY referandumu hakkındaki gerçek niyetinin ne olduğunu bilen ve bu hedef uğrunda çaba gösterenler hakikatte ülkemizdeki yerli işbirlikçilerdi aslında!

 

İsrail hükümeti Barzani idaresine açıktan destek vererek öncelikle bölge ülkeleri ve toplumlarında Kürt Yönetimine İsrail işbirlikçisi damgası vurmak böylece itibarsızlaştırmak istiyordu.

 

Bir başka niyeti ise bölge ülkeleri ve İslam dünyasındaki İsrail düşmanlığını Barzani yönetimine kanalize edip yıpratmak ve IKBY’nin ölüm fermanını imzalamaktı.

 

Tıpkı bu örnekteki gibi ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanıma girişiminden İsrail’in çok ciddi şekilde endişe duyarak ürperdiği gerçeğini kavramak için küresel güç Siyonizm’in uzantısı unsurların telaşına bakmak yeterlidir diye düşünüyorum.

 

Egemen Yahudi baronların idaresindeki küresel sermaye medyası ile yerli türevlerinin Trump’ın kararına karşı gösterdikleri aşırı tepkinin elbette bir nedeni olmalı değil mi?

 

Eğer Trump’ın Kudüs’le ilgili yeni tasarrufu İsrail’in menfaatine uygun olsa Yahudi dünyası ne diye alınan karar aleyhine şiddetli bir tepki ve kara propaganda yapsın ki?

 

Bugünkü ulusal Yahudi medyasının manşetlerine baktığınızda fotoğrafı daha net görmek mümkündür.

 

Başkan Trump’ın Kudüs kararı eğer İslam dünyasının aleyhine İsrail’in lehine olmuş olsa içimizdeki Yahudi medyasının bu manşetleri atabileceğine inanan varsa tedavi için en yakın akıl hastanesinden randevu alması gerekiyor!

 

Öncelikle İsrail’in böyle bir karara asla ihtiyacı yoktur.

 

Kaldı ki İsrail Kudüs’ü başkent ilan etmek isterse ABD’nin desteğini de ihtiyaç duymaz.

 

Ayrıca zaten fiili olarak Kudüs, 70 yıldır İsrail’in işgali altındadır.

 

Trump’ın yapmak istediği fiili durumu yalnızca resmileştirmekten ibaret.

 

Yani İsrail, Kudüs’ü Başkan Trump’ın bu kararı nedeniyle işgale yelteniyor değil!

 

İsrail, hâlihazırda Kudüs’le ilgili istediği tasarrufu herhangi bir engelle karşılaşmadan zaten yıllardır yapıyor!

 

Ancak bu resmileştirme projesi İsrail için bölgede yeni bir yangın çıkarmak demektir.

 

Bu kararla birlikte İslam dünyasında zirve yapacak olan toplumsal öfkenin, sokak gösterilerinin estireceği rüzgâr ABD’ye ulaşamaz belki ama İsrail tam olarak Müslüman denizinin ortasındaki bir ada şeklindeki coğrafi konumu dolayısıyla bu fırtınadan en fazla etkilenme riskine sahip ülke olacaktır.

 

Yani Trump’ın bölgede yaktığı ateş ABD’ye ulaşamaz. Ancak bu ateş İsrail’i rahatlıkla içine çekebilecek bir potansiyele sahiptir!

 

Başkan Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasının ABD’ye vereceği zarar ile İsrail’e vereceği zarar kıyas bile edilemez!

 

Bu karar dolayısıyla Başkan Trump, İslam ülkeleri arasındaki bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı nihayete erdirip fitne ve nifak tohumlarının bitmesine vesile olabilecek hayırlı bir eyleme de imza atmış olabilir!

 

Zira tüm İslam dünyasının en hassas olduğu konuların başında gelen Kudüs meselesi dolayısıyla İslam toplumları ile yönetimleri arasında İsrail işgaline başkaldırı çerçevesinde sağlanacak bir ittifak ve dayanışma ruhunun olumlu sonuçlarını tahmin etmek zor değil.

 

Kudüs tartışmalarıyla birlikte ortaya çıkacak sonuçlardan yola çıkılarak İslam Birliğinin kurulması planı retorikten pratiğe rahatlıkla döndürülebilir.

 

Ancak bu ifade ettiklerimizin gerçekleşmesi için küresel bir güç konumuna sahip İslam devletinin varlığı şarttır.

 

Hiç kuşkusuz ki gerek tarihi misyonu gerekse siyasi, ekonomik ve askeri gücü olarak İslam âleminde bu ayrıcalığa sahip tek devlet Türkiye’dir.

 

Bu ve buna benzer beklenmedik sürpriz gelişmelere gebe olabileceğini İsrail ve küresel hinterlandı öngördüğü için Başkan Trump’ı bu kararından caydırmak maksadıyla Beyaz Sarayı günlerdir adeta abluka altına aldılar.

 

ABD derin devlet elemanları, kurulu düzen yanlıları, AB üst düzey yöneticileri, Vatikan ve Papa ile birlikte içimizdeki İsrail kuklası medya mensupları, Başkan Trump’ın Kudüs’ü başkent ilan etme girişimi aleyhine yoğun şekilde yürütülen kara propagandanın baş aktörlüğünü yaptılar ama istediği sonucu alamayıp hüsrana uğradılar.

 

Siyasetten, devlet yönetiminden ve küresel nizamın çarkının nasıl işlediğinden habersiz halk yığınları, Başkan Trump’ın bu kararını İsrail’e verdiği desteğin bir göstergesi olarak algılıyor olsa bile olguların farkındaki seçkin azınlık olup biteni farklı bir boyutta izlemekte ve her türlü tehlikeli gelişmelerin fitilini ateşleyebileceğini tahmin etmenin korkusuyla rahat uykuya hasrettirler.

 

Başkan Trump’ın bu kararı dolayısıyla İsrail dışında zorda olan bir diğer isim ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır!

 

Bu iş, "Türkiye uluslararası bir komployla karşı karşıya" şeklindeki bir siyasi retorikle geçiştirilemeyecek kadar önemli bir kriminal konudur.

 

Kısacası Cumhurbaşkanı Erdoğan kırk katır mı kırk satır mı tercihiyle karşı karşıya?

 

Başkan Trump, Kudüs kararını akşam 21.00’da açıkladı.

 

İlginçtir Cumhurbaşkanı Erdoğan bu resmi açıklamayı beklemeden dönem başkanlığını yaptığı İİT’yi 13 Aralıkta olağanüstü zirveye davet ettiğini ilan etti.

 

Bu davetin Trump’ın resmi açıklamasından çok önce yapılmış olması İsrail adına yapılmış bir girişimdir.

 

Başkan Trump’ı kararından caydırmak için uğraşan ABD kurulu düzen mensupları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceden ilan ettiği İİT’yi 13Aralık'ta toplama kararını Beyaz Saraya bir baskı unsuru olarak kullanmış olduklarından şüphe yok!

 

Başkan Trump, kararını resmiyete bindirdiğine göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’le ilgili yaptığı diplomatik ilişkileri sonlandırırız sözlerini tutma vakti geldi!

 

Aksi halde Türkiye'deki İsrail düşmanlığı ve toplumsal öfke Erdoğan'ı yutar, yer, bitirir ve tüketir!

 

Sözünün gereğini yerine getirirse işte o zamanda İsrail'in küresel hinterlandı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yok etmek için düğmeye basar ki, 16 Nisan sonrası küresel güçlerle yapılan ateşkes anlaşması biter!

 

7 aydır manşetleri süsleyen Erdoğan unutulur yeniden manşetlerin hedefindeki Erdoğan'la tanışırız ülke olarak.

 

Rıza Sarraf ve Man adası iddialarını, "Türkiye'ye karşı bir küresel komplo var" safsatasıyla Erdoğan'ı koruma altına alan küreselci köşe yazarları bir bakmışsın ani bir dönüşümle yolsuzluk ve rüşvet iddialarını dillerine, kalemlerine dolanıvermişler!

 

Milli derin devletinde kalemini kırdığı Erdoğan'ın bu saldırılar karşısında işi hayli zor!

 

İster inanın ister inanmayın!

 

Başkan Trump’ın Kudüs’le ilgili tasarrufunu yöneten üstün akıl Siyonizm ya da İsrail değil!

 

Bu kararı aldıran üstün siyasi aklın aynı zamanda sonrasını da planladığından kimsenin şüphesi olmasın!

 

Başkan Trump’a bu kararı aldıran derin devlet, ABD’deki Kurulu düzen karşıtı ulusalcı cephedir.

 

Bu ulusalcı cephe ise Türkiye’ye entegredir!

 

Yani Başkan Trump’ın aldığı kararın alındığı merekez Tel Aviv değil Ankara’dır!

 

Ankara elbette Kudüs’ü gözden çıkarmak için böyle bir küresel projeyi planlamış olamaz.

 

Hz. Peygamberin Mekke’yi fetih stratejisinin çağdaş versiyonu 1439 yıl sonra Kudüs’ü gerçek özgürlüğüne kavuşturmak için uygulamaya sokulmuştur!

 

Hudeybiye antlaşmasına imza atan Hz. Peygamber, ashabın büyük bir umutsuzluğa ve karamsarlığa sürüklenmesine göz yummuştu!

 

Antlaşmanın tüm maddeleri Müslümanların aleyhine Müşriklerin lehine olunca zamanın Müslümanları isyan etmişlerdi!

 

Ama bu yüreklerdeki isyan zamanla büyüdü öfkeye dönüştü bu öfke ateş oldu, kor oldu ve Mekke’deki putperest düzeni yakıp kavurdu!

 

Trump’ın Kudüs ile ilgili kararı Müslüman dünyasında önce umutsuzluğa sonra isyana ardından öfkeye sonuçta kor ateşe dönüşüp İsrail’i yakıp kavuracak!

 

Küresel Siyonist teşkilatların, kurumların ve şahısların Trump’ın kararına gösterdikleri şiddetli karşıtlığın asıl nedeni de işte budur!

 

Erbakan şöyle diyordu:

 

“Bizim İsrail’e yapabileceğimiz en büyük iyilik bundan 100 sene önce dünyanın farklı bölgelerinden nasıl gemilerle taşınıp Filistin’e yerleştilerse şimdide benzer bir yöntemle Filistin’i boşaltmalarına müsaade etmektir. Eğer gemi sıkıntısı yaşarlarsa bu konuda yardıma hazırız!”

 

İsrail ne yaparsa yapsın Erbakan’ın bu hedefi mutlaka gerçekleşecek ve Siyonist ahtapot Ortadoğu’nun bağrından sökülüp atılacaktır.

 

Bunun aksi muhaldir!

 

İnanmayanlar, İsra Suresinin 4-5-6-7 sayı numaralı ayetlerinin meallerini okusunlar. Bu ayetler İsrail’in başına gelecekleri 14 asır önceden bildirmiş bulunuyor…

 

Allah’ın vadinin gerçekleşeceğine inanmayanlar beklesinler…

 

Evet, Erbakan’ın Dünya Siyonizm’i ve İsrail’e yönelik 40 yıl önce fırlattığı Millî Görüş mızrağı hala havada yol alıyor, nereye düşeceğini tahmin etmek zor değil…

 

Başka bir ifade ile Millî Görüş’ün 40 yıllık namaglûp mücadelesinin seyrine ve halen bulunduğu noktaya bakıldığında nasıl sonuçlanacağına ilişkin bir öngörüde bulunmak hiç zor değil.

 

Erbakan, İsrail bağlamında, Kızılderili filminin bir sahnesini anlattıktan sonra Kızılderili şefin esir alınan beyaz adam için sarf ettiği hiç boşuna çabalama gebereceksin sözlerini Mehmet Ali Birand ve Güneri Civaoğlu’na yıllar önce verdiği televizyon söyleşilerinde tekrarlamıştı!

 

İsrail, geberecek.

 

Nokta.

İşte Trump'ın kararı sonrası bazı gazete manşetleri:



O.G.


 ERBAKAN HOCA "AHİRETTEN" SESLENİYOR ALO AKP DUYUYOR MUSUN? - TIKLAYIN 

 

537 defa okundu.
Etiketlerabd israil cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan medya
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:58
Güneş 07:27
Öğle 12:26
İkindi 14:49
Akşam 17:11
Yatsı 18:34
DÖVİZ KURLARI
USD 3.8638     EURO 4.5501     IMKB 109330     ALTIN 155,894