Karakter Boyutu A A A
Editör
El-azizden
Millî Görüşçülerin Anlamazdan Gelmesi Nereye Kadar?

01.02.2012


Oğuzhan Asiltürk televizyon televizyon dolaşarak “Ergenekon Davasında yargılananlar bizim 4 partimizi kapattı. Bilmiyor değilim ama bunlar ABD karşıtı olduğu için yargılanıyor, aynı suçları işledikleri halde ABD karşıtı olmayanlara ilişilmiyor” şeklinde açıklamalar yaparak ne yapmaya çalışıyor?

Örneğin, Kudüs’te Ağlama Duvarı önünde dua eden, kökten dinci Yahudilerle poz verip fotoğraf çektiren eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ABD karşıtı olsa bile İsrail’le içli dışlı olduğu çok açık. Balyoz Davasının 1 numaralı sanığı eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan’ın ise damadı Yahudi…

Diğer yanda Ergenekon Davası sanıklarından Doğu Perinçek ve birçok ulusalcı tutuklunun ABD karşıtlığı herkesçe biliniyor. Ergenekon Davasına ABD karşıtlarının ordudan tasfiyesi şeklinde bir yaklaşımla izah etmenin tutarsızlığına dair daha çok örnek verilebilir. Çünkü ABD ile oldukça ileri ilişkiler içerisinde bulunmuş birçok general da tutuklu bulunuyor. Hava Kuvvetleri Komutanı olunca ilk işi uçağına atlayıp Tel-Aviv’e uçarak İsrail’de kutlayan İbrahim Fırtına da içeride…

Oğuzhan Asiltürk’ün açıklamalarının gerçeği yansıtmadığı bir yana, neden icap ettiği, niye şimdi yaptığı, hangi gelişme üzerine gerekli gördüğü, nasıl bir amaca hizmet ettiği de bilinmiyor.

Bu açıklamalarının Saadet Partisi’nin belirlenen bir politik yaklaşımı ve söylemi mi; yoksa kişisel kanaati mi olduğu da pek fazla açık değil. Erbakan’ın İran gezisini ve ilişkin açıklamalarını kendi tasarrufudur, şahsi görüşleridir, Saadet Partisi yetkili organlarında görüşülmüş bir konu değildir, bizi bağlamaz diyerek Numan Kurtulmuş karşı çıkıp sahiplenmemişti.

Genel Başkan Mustafa Kamalak henüz Oğuzhan Asiltürk’ün söylemine ilişkin Saadet Partisi’nin kurumsal görüşlerini, kendi şahsi düşüncelerini kamuoyu ile paylaşmış değil. Teşkilatlarından ve Millî Görüşçü kuruluşlardan da henüz bir tepkiye şahit olmadık.

Oysa Millî Görüş nevzuhur bir siyasi fenomen değil, 40 yıllık muhteşem mazisinde her türlü konuya ilişkin çok zengin bir birikime ve literatüre sahip bulunan, çığır açan, özgün politikalar üreten bir köklü siyasi harekettir.

Ergenekon Davasına ilişkin sorulan sorulara Erbakan’ın, hukuki bir süreçtir, bilgimiz olmayan bir konuda görüş bildirmeyi doğru bulmuyoruz şeklinde cevaplar verdiğini biliyoruz.

Elbette ki bir konuda açıklama yapmamak, görüş bildirmemek de bir politikadır. Çünkü bir siyasi için bir konuda açıklama yapmak, tarafını, tutumunu ortaya koymak anlamına gelir. Eğer tarafını, tutumunu belli etmek istemiyorsa konuyu suskunlukla geçirir. İlla da her konuda konuşmalıdır diye bir şey yoktur.

Ergenekon Davalarına AKP iktidarı destek verip sahiplendiğinden haliyle siyasi primini de o alıyor. Bu durumda Ergenekon Davasına arka çıkıp AKP iktidarının siyasi primini arttırmak çok akıllıca bir hareket tarzı değildir. Ancak Ergenekonculara destek çıkıp CHP ve MHP’nin prim yapmasına hizmet etmek de bir siyasetçinin yapabileceği şey değildir.

Her sözün doğru olmalı ama her doğruyu her zaman, her yerde söylemen gerekmiyor. Siyasetçi için oynamaktan kasıt utmaktır. Başka siyasetlere katkı yapmak, ekmeğine yağ sürmek, yarar sağlamak yapılacak şey değildir.

Ergenekon Davası konusunda son derece keskin konuşmak, sözlerinin altını çizmek, değişmez, tartışılmaz bir hakikatmiş gibi net ifadelerle ateşli biçimde anlatmak Saadet Partisi açısından bir siyasi akıl tutulması değilse altından başka şey aramak gerekir.

Eğer Oğuzhan Asiltürk tecrübeli bir siyasetçi ise -ki öyle olması gerekir- haklı ya da haksız üstlendiği Millî Görüş liderliğinin gereği olarak yapacağı açıklamalarla Saadet Partisi’nin siyasi çıkarlarını gözetmekle mükelleftir. Ergenekon Davası konusunda yaptığı keskin açıklamaların ise Saadet Partisi’ne herhangi bir yararı olduğunu hiç kimse söyleyemez.

O halde bu açıklamalar siyasi kifayetsizlik, kavrayışsızlık ve intikalsizlik ürünü ise Saadet Partisi Oğuzhan Asiltürk’ün bu açıklamalarını benimsemediğini, sahiplenmediğini kamuoyuna açıklama sorumluluğundadır. Eğer yanlış anlaşıldığı düşünülüyorsa gerekli düzeltmeleri, izahları yapmak durumundadır.

Yok eğer Oğuzhan Asiltürk’ün bu keskin, hatta absürt açıklamalarında bir art niyet, kötü kasıt söz konusu ise o takdirde de gerekli önlemler alınmalı, Saadet Partisi’ni bağlayan konuşmalar yapmasına imkân bırakılmamalıdır.

Oğuzhan Asiltürk şu anda Saadet Partisi ve Millî Görüş kuruluşlarını tamamen kontrolü altına alıp despotça tasarruflarda bulunmaktadır. İçeriden, dışarıdan, kenarda kıyıda duranlardan bir tepki görüldüğüne de şahit değiliz.

Erbakan Saadet Partisi yönetimini tamamen serbest bıraktığı, politikalarını oluşturmalarına hiç karışmadığı halde ortalık Erbakan’ın gölgesi, Erbakan’ın müdahalesi, Erbakan’ın vesayeti, Erbakan’ın emanetçiliği, Erbakan’ın koltuk hırsı, Erbakan’ın verdiği zarar, edebiyatından geçilmiyordu…

Şimdi Oğuzhan Asiltürk bir emrivaki ile kendini Millî Görüş lideri olarak ilan etti, Saadet Partisi’ni ve yan kuruluşlarını babasından miras kalan çiftlik gibi keyfemayeşa yönetiyor, hiç kimseden çıt çıkmıyor…

Ne demokrasi havarileri, ne İslamcılıkları Sabetayist-Masonik çevrelerden menkul kalem erbabı, ne teşkilatlar, ne dilleri pabuç kadar televizyon programcıları durumdan rahatsızlık duyuyorlar… Herhangi bir şekilde karşı çıkmıyorlar, eleştirilerin dile getirilmesine imkân sağlamıyorlar.

Peki, ya ahım şahım profesör, koskoca Genel Başkan Mustafa Kamalak’a ne demeli?

Be mübarek sen orada bostan korkuluğu musun; ya da nesin?

Adam yerine konulmayışına, varlığına yokluğuna aldırılış edilmeyişine, hesaba katılmayışına, itibar edilmeyişine tepki göstermen, hiç değilse sızlanman, ağlaman, kenarda kıyıda dedikodu yapman gerekmiyor mu?

Şahsiyetin, onurun hiç mi önemli değil?

Ve siz ortalıkta Millî Görüşçüyüz diye dolaşanlar…

Olup biteni görmüyor, duymuyor musunuz;  yapılanların farkında değil misiniz; sizler uyurgezer misiniz?

Oysa bugüne kadar nice tecrübeler yaşadınız, ne badireler aştınız… Bunca fitne fesat ateşinden tutuştunuz, yandınız, alev çemberlerinden geçtiniz… Emekleriniz heba edildi, göz nurlarınız, alın terleriniz başka mecralara akıtıldı…  Nice umutlarınız, heyecanlarınız, aşklarınız söndürüldü… Defalarca yıkım gördünüz, hüsranları oynadınız…

Bütün bunlardan hala bir ders çıkarıp bir ibret alamadınız mı; ne anlamaz bir topluluksunuz?

Sürekli yüz yüze gelmekte olduğunuz birbirinin tıpkısı, aynısı ya da benzeri olaylar, gelişmeler karşısında hala apışıp kalıyorsunuz! Sizler ne anlayışı kıt, idrak etmez insanlarsınız böyle?

Gelene ağam gidene paşam diyen, sünepe, tufeyli adamlar mı hakkı savunacak; her halükârda üstün tutacak; uğruna fedakârlıkta bulunacak?

Vay benim köse sakalım…

Erbakan Millî Görüş mücadelesi yolunda bütün bir ömrünü verdi, muhteşem hayatını adadı; siz böyle yapasınız diye mi?

Hak davaya böyle mi sahip çıkacaksınız?

Hayır, hayır; siz bu halinizle ancak dostu üzer, düşmanı sevindirirsiniz; sizden başka bir halt olmaz.

Siz bu halinizle asla zalimin karşısına dikilip, mazluma sahip çıkarak hakkını savunamazsınız…

Siz bu basiretsizliğinizle hak ile batılı ayırt edemezsiniz…

Siz bu ferasetsizliğinizle dostunuzu, düşmanınızı tanıyamazsınız…

Siz bu dirayetsizliğinizle batıl ile mücadele edip hakkın şanını yüceltemezsiniz…

Siz bu teslimiyetçiliğinizle İslam’ın izzetine sahip olmaya layık olamazsınız; layık olduğunuz şey Yahudi köleliğinden başka bir şey değildir.

Millî Görüş adına yaptıklarınızdan utanç duyuyoruz.

Kaplumbağa kavağa çıkar belki ama siz hiçbir zaman Millî Görüşçü olamazsınız…

Hala bazılarınız Oğuzhan Asiltürk’ün kripto Ermeni olduğuna dair kanıtlarınız var mı diye soruyor...

Hala bazılarınız Şevket Kazan’ın Sabetayist Yahudi olduğuna ilişkin belgeleriniz var mı diye soruyor…

Numan Kurtulmuş için de Sabetayist olduğuna dair belgeleriniz var mı; diye sonuna kadar hep sordunuz…

Art niyetli olanların, şeytanın avukatlığın yapanların bu soruları sormalarını çok tabii karşılıyor, hiç yadırgamıyoruz…

Ama Millî Görüşçü olduğuna inananlardan bu tür sorulara muhatap olduğumuzda kahroluyoruz, yedi büklüm oluyoruz, elimiz kolumuz düşüyor, buz gibi oluyoruz…

Bakınız kaç kere yazdık; Erbakan’ın en az üç kişi hakkında sütü bozuk dediğini…

BURAK AŞ merkezinde biz 3 kişinin yanında Şevket Kazan için “kalleşten, sütü bozuktan mümin olmaz” dedi…

Refah Partisi kapatma davası dosyasına delil olarak Erbakan ile Refah Partili Meclis Başkan Vekili Yasin Hatipoğlu arasındaki telefon konuşmasının ses bandını koymuştu. Televizyonlarda da yayınlandı... Mesut Yılmaz’a karşı çıkan ANAP milletvekillerinin erken seçimi iptal teklifini oturumu uzatıp oyla diye Erbakan ricada bulunuyor. Küstahlaşıp itiraz edince de Erbakan, Yasin Hatipoğlu’na sütü bozukluk etme diye çıkışıyor…

Erbakan en son Numan Kurtulmuş için de sütü bozukluk ediyorsun dedi…

Erbakan gibi bir şahsiyet elbette ki bu tür sözleri öylesine, ya da öfkelendiği için sarf etmez.

İnsan anladığı, bildiği, kavradığı bir gerçeğin gereğini yapmazsa o gerçeğe ihanet etmiş olur.

Bir ayette “Eğer Allah’tan korkarsanız, size hak ile batılı ayırt eden bir nur verir” buyrulur. Yani Allah’tan korkmayana hak ile batılı ayırt eden bir nur vermez. Çünkü Allah’tan korkup gereğini yapmayacak olan birine hak ile batılı ayırt eden bir nur niye verilsin?

Bir hadiste “Müminin ferasetinden korkunuz. Zira o iman nuru ile bakar” buyrulur…

Erbakan “Bu hadisin manayı muhalifi şudur: Alıktan, ağzı açıktan, dangalaktan mümin olmaz!” derdi…

Bu çağın en seçkin, en üstün, en hakiki müminleri Millî Görüşçülerdir. Nitekim Erbakan Millî Görüşçü olmayanlar için onlar patates dinindendirler derdi. Bu sözlerini bizzat defalarca Erbakan’dan dinlemişizdir.

O halde alıktan, ağzı açıktan, dangalaktan Millî Görüşçü olmaz…

Bunca dehşet verici olup biten karşısında vurdumduymazlık, aymazlık içinde olanlar Müslüman değil ancak patates çuvalları olabilirler.

Böylelerinin Millî Görüşçü diye ortalıkta gezmesi, Erbakan’ın sıkça tekrarladığı gibi koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi denir sözü ile belki açıklanabilir.

Eğer Oğuzhan Asiltürk Millî Görüş lideri olarak kendini lanse ediyor ve bildiğin okuyorsa; kendilerine Millî Görüşçü deyip ortalıkta dolaşanlar tarafından da kabul görüyorsa; bu, abdurrahman çelebilerin çokluğunu gösterir…

Ancak, isteyen inanır, isteyen inanmaz; Millî Görüş hak davadır, asla sahipsiz kalmaz ve abdurrahman çelebilere bırakılmaz.

Yüce Allah hak davaya layık olmayanların yerine layık olanlar getireceğini vaat buyurmaktadır!

Hatırlatmak bizden.

Sayı: 693


2644 defa okundu...
ahmet fatsa       ergenekon
O.asiltürk ün ergenekoncuları savunmasını alenen ilan etmesi şeytani bir tezgah olsa gerek.Sn.Mustafa KAMALAK beyi sanırım köşeye sıkıştırmak,parti içersinde bazı bunaklarca örtü altı sürdürülmekte olan fitne-fücuru aleniye döküp kırıp_dökmek anlamında o.asıltürk kendini deşifre ederek ortaya bir fitili ateşlenmiş bomba atmış oldu. Genel Başkan akıllı bir kişi.acele etmiyor...sanırım çok iyi bir temizlik için ağırdan alıyor,curufların taban tepkisi ile atılmasını bekliyor olabilir,tuzağa düşürülüp sabetayların oyununa gelmemeğe çalışıyor...bekleyelim ve görelim. mevlam güzle eyler İnşeallah..
ahmet yazıcı       Fatih erbakan
Tek umudumuz Fatih Erbakan. İnanıyoruz ki Fatih Erbakan Milli Görüş'ü bu sebatayist şebekenin esaretinden kurtaracaktır.
Yazara ait diğer köşe yazıları
» Tüm yazarları göster YAZARLARIMIZ  
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» KONYASPOR: 4-ELAZIĞSPOR: 1
» ÖNÜMÜZDEKİ YIL İÇİN KONUŞTULAR
» BAŞKANLIK SİSTEMİ
» ELAZIĞSPOR GÜNDEMİ
» SGK HAFTASI KUTLANIYOR
» SADRETTİN KARADUMAN'IN YAZISI
» 2011-2012 BANK ASYA İSTATİSTİKLERİ
» Saadet Partisi, Engelliler Haftası ile ilgili Açıklama yaptı
» RÖVANŞIN HEDEFİ
» KONYASPOR: 4-ELAZIĞSPOR: 1
» DEVLET KOROSUNDAN AMİR ATEŞ BESTELERİ KONSERİ
» BEŞİKDÜZÜ: 3 - ELAZIĞ BLD: 0
» KARANLIK ODANIN OĞUZHAN ASİLTÜRK SENARYOSU…
» BAŞBAKAN ELAZIĞSPOR’U KUTLADI
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  

bayrak



                                      
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.238 01 31
Eposta: osmangurses23@hotmail.com