Karakter Boyutu A A A
Editör
El-azizden
Erbakan Haftası Etkinlikleri Erbakan'a Layık Olmaktan Çok Uzak

22.02.2012



Erbakan adına kutlama haftası ilan edip etkinlikler yapacak kişilerin önce bir kere Erbakan’ı ve onun davası Millî Görüş’ü tanımaları gerekir. Tanıyamayanların, yanlış tanıyanların adına Anma Haftası düzenlediği Erbakan ya kifayetsiz, düzeysiz etkinliklerle anlatılır ya da yanlış tanıtılır. Nitekim öyle de oluyor.

Nazlı Ilıcak geçenlerde bir televizyon programında şunları dedi: Fazilet Partisi milletvekilliğim sırasında Adil Düzen’in ne olduğunu anlamak istedim. Partinin duayen isimlerine sordum doğru dürüst bir şey bilmediklerini fakat biliyormuş gibi yaptıklarını gördüm. En sonunda anladım ki Adil Düzen diye bir şey yokmuş, sadece bir slogandan ibaretmiş. Çünkü kimse Adil Düzen hakkında bir şey bilmiyordu.

Nazlı Ilıcak’ı izlerken maalesef doğru söylüyor, kimse Adil Düzen’in ne olduğunu gerçekten bilmiyor demek zorunda kaldık…

Bir defasında 1993’te birkaç arkadaş birlikte Refah Partisi Genişletilmiş Genel İdare Kurulu toplantısına misafir olarak katılmıştık. Partinin en başta gelen kurmayları, milletvekilleri, belediye başkanları, bütün ünlü zevat ordaydı…

Erbakan başlarken şunları söyledi: Bugün Adil Düzen konusunda yoklama yaparak ne kadar bildiğimizi tespit etmeye çalışacağız. Söz isteyenler Adil Düzen kitapçığını okumuş ya da Adil Düzen konferanslarımızdan birini dinlemiş olmalıdır. Çünkü sorularımıza cevabı Adil Düzen Kitapçığı ya da Konferansı içeriğinden istiyoruz. Başka türlü cevaplar makbulümüz değildir, hiç kimse farklı şeyler anlatmaya kalkışmasın…

Ve Erbakan sordu, parmaklar kalktı, cevaplar verilmeye başlandı. Adil Düzen’in teorisyeni diye nitelenen Prof. Dr. Arif Ersoy, Şevket Kazan, şimdilerde Millî Görüş lideri payesini taşımakta olan Oğuzhan Asiltürk, Yasin Hatipoğlu, Ahmet Tekdal ve diğer bütün önde gelen kişiler art arda el kaldırıp cevap vermeye çalıştılar…

Heyhat… Hiç kimse, ama hiç kimse Erbakan’a doğru bir tek cevap veremedi. Hiç o günkü kadar hayret etmemiştik. Erbakan’ın olağanüstü nezaketini, kibarlığını herkes bilir ve teslim eder. Ama o gün Erbakan bir başka kibar, bir başka nezaketli idi… Çünkü “Otur be öküz herif!” demeğe o kadar çok mecbur bırakıldı ki; yine de hiç kimseyi en hafif bir ifade ile bile incitmemek, üzmemek için adeta çırpınarak, eğilip bükülerek çaba gösterdi.

200 civarında kişinin katıldığı salonda Erbakan’ın sorusuna cevap vermek için el kaldıran ahım şahım koskoca adamlar dağarcıklarında olanları alengirli cümlelerle gerdan kıra kıra anlatırken; Erbakan yüzü kızararak müdahale etmek zorunda kalıyor; size baştan söyledik, Adil Düzen kitapçığı ve konferanslarında yer almayan cevaplar makbulümüz değildir diye, lütfen bu çerçeve dışında cevaplar vermeye kalkışmayın diye söz alan kişi sayısı kadar bunu tekrarla ifade ediyordu…

Millî Görüş Davasının önde gelen ünlü şahsiyetleri, Adil Düzen konusunda Erbakan’ın sorusuna herkesin önünde bir doğru cevap verememiş olmanın ezikliğini, utancını örtbas etmek için nasıl, verdiği cevabı ısrarla kabul ettirmeye, savunmaya, çabalıyor, bin bir dereden ne sular akıtıyor ve de ne şaklabanlıklar sergiliyordu o gün, anlatılamaz, şahit olan bilir…

O gün Erbakan’ın sorusuna cevap almak için söz verdiği kişiden mikrofonu geri alabilmek için ne çileler çektiği de anlatılabilir gibi değil. Aman yarabbi o ne gündü öyle? Mikrofonu alan, Erbakan tamam bildin demedi diye iade etmek istemiyor, illa da verdiği yanlış cevabı onaylatmaya çalışıp çabalıyordu...

Oysa Erbakan bütün Türkiye’yi il il dolaşarak Adil Düzen Konferanslarını sayılamayacak kadar çok salonlarda vermiş, o koca şahsiyetler de protokolde oturarak defalarca izleyip dinlemişlerdi! Ayrıca bütün teşkilatlara kolilerle Adil Düzen kitapçıkları gönderiliyordu herkese dağıtılsın diye…

Kaldı ki hepsi de Millî Görüş’ü, Adil Düzen’i halka anlatmak konumunda bulunan kişilerdi… Buna rağmen bir tek kişi, bir tek soruya, bir tek doğru cevap veremedi. Çünkü Erbakan bir tek sorunun dahi cevabının tam ve doğru verildiğini kabul etmedi!

O toplantıda bulunan, fakat hiçbir soruya el kaldırıp cevap verme isteğinde bulunmayan Elazığ Milletvekili (sonra Devlet Bakanı da oldu) Ahmet Cemil Tunç’un -gördüğü bu manzara nedeniyle olacak- Adil Düzen nedir diye soranlara aslında böyle bir şey yok, varsa bile kimse bilmiyor şeklinde cevap veriyor diye yakın çevresinden duyuyorduk.

Yani Nazlı Ilıcak yerden göğe kadar haklıdır. Kadıncağız, mademki ben Adil Düzen kuracağını vaat eden Fazilet Partisi milletvekiliyim, bari neymiş bu Adil Düzen öğreneyim demiş ama kimseler bilmediği için de bir şeycik öğrenememiş. Partinin koca kurmayları da bilmediğine göre demek böyle bir şey yok diye düşünmesi kadar tabii ne olabilir ki…

Şimdi Erbakan’ın uğruna hayatını adayıp bir ömrünü harcadığı Millî Görüş, Adil Düzen hakkında bu kadar cahil olan insanlar Erbakan adına anma haftası ilan edip de ne anlatacaklar?

Ne anlatacaklarını söyleyelim: Sözünü ettiğimiz o toplantıda Adil Düzen sorularına cevap olarak ne anlattılarsa yine onları anlatacaklar! Yani Millî Görüş diye, Adil Düzen diye sağdan soldan ne öğrendilerse, kulak dolgunluklarında ne varsa onları anlatacaklar…

Peki, bütün kabahat etrafındaki insanlarda mı? Tam 40 yıl Millî Görüş ve Adil Düzen’i anlattığı halde hiç kimse bir şeycik bilmiyorsa bunda Erbakan’ın hiç mi kabahati yok sorusu akla gelebilir.

Erbakan, Adil Düzen Konferanslarını slayt gösterisi eşliğinde ilkokul öğrencilerinin de anlayacağı bir kolaylıkta anlatıyordu, bunu her salonu dolduran binlerce insan dinliyordu. Sonunda sözlerini bazen şu yakınma ile bağlıyordu: Ey Müslüman, bunları ben sana anlatmaya çalışıyorum, sen anlamıyorsun, Yahudi anlıyor ve karşı tedbirini de alıyor. Bilmem ki seni ne yapayım?

Ve şimdi Erbakan’ın neden anlaşılmadığı sorusunu maddeler halinde cevaplamaya çalışalım.

1-Erbakan tıpkı peygamberler gibi İslami bakımdan tam bir cahiliye karanlığı döneminde katıksız İslam dediği Millî Görüş’ü anlatmaya çalışıyordu. Bu yüzden muhatapları anlattıklarını anlayacak durumda değildi. Özellikle de muhatabı olan cahil bırakılmış Müslüman kesim toplumun en alt tabakasını oluşturuyordu. Anlatılanları kavrayacak durumda değildi…

Ayrıca Erbakan ve fikirleri resmi ideoloji tarafından sakıncalı bulunuyor, devletle ilişiği bulunanlar olabildiğince uzak mesafede durmaya büyük özen ve dikkat gösteriyordu. Özellikle üniversiteler, eğitim kurumları ve resmi kuruluşlarda Erbakan isminin anılması büyük cesaret ve fedakârlıklar gerektiriyordu.

2-İnsanlar Erbakan’a ve söylemlerine karşı saldırgan, alaycı, karalayıcı yoğun propagandaların etkisi altında muhatap oluyorlardı. Millî Görüş partilerinde görev alanlar, siyaset yapanlar, aday olanlar bile bu aleyhteki yoğun, dehşet propagandaların etkisinde kalarak hareket ediyorlardı.

Erbakan’a -hâşâ- palavracı, yalancı, hayalci, gayri ciddi şeklinde insafsızca, vicdansızca sürekli saldırıda bulunuyorlardı… Bu saldırılar en çok Adalet Partisi ve onu destekleyen Cemaatlerden geliyordu. Daha çok yayın organlarında etkili olan CHP’liler de onlardan geri kalmıyordu. Bütün bunlarla birlikte en büyük ihanetler, içeriden eleştiriler, fitneler, tefrikalar da en yakın çevresinden ardı arkası kesilmeksizin geliyordu.

3-Hiç kimse Erbakan’ın Millî Görüş ve Adil Düzen söylemlerini dillendirmiyor, herkes bildiklerini anlatıyordu. Millî Görüş partilerinde öne çıkıp ünlenen hatipler bile Millî Görüş, Adil Düzen adına bir tek söz bile ağızlarına almıyorlardı. Hatta Erbakan’ın dediklerini tekrarlamayı zül sayıyorlardı.

Aslında Erbakan’a yönelik eleştirilere muhatap olmaktan çekiniyorlardı… Erbakan dışında hiçbir partili Millî Görüş, Adil Düzen sözlerini Millî Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi dönemi itibariyle ağzına bile almıyordu. Sadece Saadet Partisi döneminde sözcüleri, mensupları bolca Millî Görüş demeye başladılar.

Bunu Millî Görüş gömleğini çıkardık diyen AKP’lilere inat olsun diye yapıyorlardı. Millî Görüş’ü dillerinden düşürmemeleri, bir şey anladıklarından, bildiklerinden değildi… AKP trenini kaçırmış olmaları kinlendirdiği için onları ihanetle suçlamak amacıyla biz Millî Görüş’e sadık insanlarız demek için. Oysa Numan Kurtulmuş fitnesi onların da ne kadar Erbakan’a, Millî Görüş’e sadık olduklarını boncuk gibi ortaya çıkardı.

4-Erbakan tek başına Millî Görüş ve Adil Düzen’in söylemini dillendiriyor, aktivitelerini yapıyor, devlet yönetimini ele geçirme mücadelesi veriyordu. Bütün bunlara karşı 360 derecelik yaylım ateşinin odağında yine tek başına her şeye direniyordu…

Millî Görüş partilerindeki diğer yetkililer, görevliler, sözcüler Erbakan’ın söyledikleri ile alakasız şeyler anlatıyorlar, bildikleri gibi hareket ediyorlardı. Oysa Millî Selamet Partisi döneminde çok yoğun olmak üzere diğer partiler döneminde de eğitim çalışmaları, hatip yetiştirme seminerleri çok yoğun sürdürülüyordu. Sadece MSP döneminde 1500 sertifikalı hatip yetiştirilmişti…

Ancak yoğun, acımasız, yaygın saldırı kampanyaları karşısında kimse cesaret edip bildiklerini, öğrendiklerini anlatamıyordu. Şiddetli alaycı, aşağılayıcı, karalayıcı tepkilere maruz kalıyorlardı.

5-Refah Partisi ve Fazilet Partisi dönemleri ise adeta panayır gibiydi. Millî Görüş’ten başka yok yoktu, her türlü söylem ve eylem vardı. Provokasyonların ise haddi hesabı, ardı arkası yoktu… Bazısı karşı tarafın provokasyonlarına kapılarak aşırı dinci, radikal İslamcı, İrancı nitelemelerini haklı çıkaracak bir anlayış ve yaklaşım sergilerken; bir kısmı da Menderes-Demirel-Özal çizgisi deyip duruyordu… Sonra bir de Yenilikçiler, Erdemliler çıktı…

Diğer Millî Görüşçü kuruluşlar adeta yolgeçen hanı idi. Millî Selamet Partisi döneminde 28 tane sivil toplum ve yayın kuruluşu resmen faaliyete başlamıştı. Ancak yetişmiş, inançlı, şuurlu insan bulmak büyük sorundu. HAK-İŞ Konfederasyonu, Kanal-7 gibi dev kuruluşlar kontrolden çıkıyordu… Avrupa Millî Görüş Teşkilatları ise dört bir yandan baskı görüyor, darbe alıyorlardı.

Darbeler, mahkemeler, siyasi yasaklar, tehditler, ihanetler, kalleşlikler, fitneler, tefrikalar, tezgâhlar, komplolar, kopmalar, her keskin virajda sağa sola savrulmalar da cabasıydı.

Tüm bu hercümerç ve curcunalar içerisinde yine de Millî Görüş mücadelesi düşe kalka, ite kaka devam ediyordu… İçeriden ve dışarıdan aldığı onca darbeye, engellemeye, fitneye, fesada rağmen Millî Görüş hareketi tağutî, firavnî hile rejimi ve köle düzeninin karşısında pes etmedi, değişmedi, dönüşmedi, fakat Türkiye’yi ve dünyayı değiştirdi…

6-Erbakan bir liderin hayatına sığdırması imkânsız olan kadro yetiştirmek, mevcut düzeni ve toplumu değiştirmek, yeni bir toplum ve düzen kurmak gibi üç ayrı muazzam olayı sadece 40 yıla sığdırıyordu…

Bugün Erbakan’ın Talebeleri tepeden tırnağa kadar iktidarda bulunuyor, ülkeyi yönetiyor. Buna karşın ezeli rakipleri, Erbakan sıfırdan başlarken devasa partilerin başında bulunan Demirel ve Ecevit gibi rejime bağlı liderler dönemindeki kadrolar bugün artık ülke yönetiminin hiçbir yerinde ve kademesinde yer almıyor!

Dahası Türkiye bugün Erbakan’ın 40 yıllık Millî Görüş mücadelesi boyunca gösterdiği hedefler doğrultusunda yönetiliyor…

7-Millî Görüş ve Adil Düzen’in ne olduğu da çok yakın bir zamanda bütün azametiyle ortaya çıkarılacaktır. Günümüz iletişim-bilişim teknolojisi imkânlarıyla bu çok kısa zaman içerisinde gerçekleştirilecektir inşaallah.

Erbakan her ne kadar da Millî Görüş ve Adil Düzen’i çok anlattıysa da onu kavrayacak zihinler olmadığı için anlaşılamadı. Erbakan bir konferansında yana yakıla şunu diyordu:

40 yıllık profesörün 40 yıl okutulmaya, 40 yıllık vaizin 40 yıl vaaza ihtiyacı var. Adam kırk yıl yanlışı okumuş, öğrenmiş. Öğrendiklerinin yanlış olduğunu öğretmek için de 40 yıl okutmak gerekir ki sıfır olsun. Sıfır mübarek bir şey… Sıfır temiz bir sayfa demek, üzerine istediğini yazarsın. Ama üzerine yanlış şeyler yazılmış bir sayfayı silip yerine doğruları yazmak zordur, istenen sonuç alınamaz…

 İşte Erbakan bu cahiliye aydını, okumuşu, dindarı tarafından anlaşılamadı… Hz. Muhammed (SAS) de yaşadığı süreçte yeterince anlaşılamadı… Kur’an-ı Kerim’in bir araya getirilmesi, onun izahı olan hadislerin toplanması, İslam fıkhının, hukukunun, ahlakının, tasavvufunun ortaya çıkarılması ve Hz. Muhammed (SAS)’in azametinin kitleler tarafından anlaşılması tam 2 asır sürdü.

Hz. Muhammed (SAS) tebliği, cihadı ve İslam devletini kurup yönetmeyi birlikte yürüttüğü için 23 yılda ancak hepsinin temellerini kurup örnek uygulamalarını gerçekleştirebildi. Bütünlük halinde orta çıkarılmaları Kendisinden (SAS) yüz yıllar sonra gelişip ortaya çıkabildi.

Erbakan’ın Millî Görüş ve Adil Düzen söylemlerinin anlaşılması da Saadet Partisi’nin iktidarında resmen ve açıktan hayata geçirilip bütünlük halinde ortaya çıkartılabilir ancak. AKP iktidarı Millî Görüş doğrultusunda ülkeyi yönetse de temsil yeteneği olmadığı, iç yapısı müsait olmadığı için bunu yapamaz.

8-Erbakan da 3 temel görevi birlikte bir arada yürüttü ve hayata geçirdi. Bu yüzden devamı ve tamamı ancak Millî Görüş’ün iktidarında gerçekleştirilebilecektir. Şu anda AKP iktidarı buna çok iyi bir zemin hazırlamaktadır. Çok kısa süre içerisinde Millî Görüş açıktan iktidar olacak Erbakan tarafından gerçekleştirilen hizmetler, faaliyetler gün ışığına çıkartılacaktır.

Bugün Harun Yahya Külliyatı olarak Adnan Oktar Hoca tarafından yönetilen faaliyet Erbakan’ın bir eseridir. Erbakan’ın kitap haline getirdiği birçok hizmet ve çalışması da başka isimlerle yayın hayatına kazandırılmıştır, işlevini ifa etmektedir.

Bütün bu örtülü şekilde başka isimlerle gerçekleştirilen hizmetlerin Erbakan’ın eserleri oldukları çok yakın bir zamanda ortaya çıkarılıp açık kanıtlarıyla ispatlanacaktır.

Erbakan’ın yetiştirdiği birçok kişiyi de bilim, siyaset ve başka alanlarda deşifre etmeden kamu hizmetlerinde görevlendirdiğini de biliyoruz.

9-Erbakan’ın siyasi mirasına şimdilik sahip olanlar Millî Görüş ve Adil Düzen’i anlama, kavrama ve gereğini yerine getirmede en nasipsiz, vasıfsız, yavan kişilerdir. Onlar ne Erbakan’ı ne Millî Görüş ve Adil Düzen’i bilirler, tanırlar.

Çünkü Saadet Partisi, Millî Görüş mücadelesi boyunca en adi, en vasıfsız, en işe yaramaz, en layık oymayan kişiler elinde kaldı. Millî Görüş içinden bugünkü Türkiye’yi derinden ve açıktan yöneten kadrolar çıktı. Saadet Partisi ise tavus kuşunun içinden çıktığı yumurta kabukları gibi Millî Görüş’ün kalıntılarına kalmış durumdadır.

Ancak Erbakan’ın son nefesini Genel Başkanı olarak verdiği Saadet Partisi çok kısa zamanda Millî Görüş’ün gerçek kadrolarına emanet edilecektir inşaallah. Millî Görüş’ün gerçek kadroları göreve gelinceye kadar bu kabuk yönetim Erbakan’ı ve onun davası olan Millî Görüş’ü, Adil Düzen’i asla layık olduğu şekilde ortaya çıkartıp topluma tanıtamaz, yansıtamazlar.

Aslında Erbakan’ı ancak Erbakan kendisi anlatabilir… Gelecek yakın zaman, gelişmeler ve olaylar gerçekleştirdikleriyle Erbakan’ı anlatacaktır…

Bizler bunu görüyoruz, biliyoruz, yaşıyoruz elhamdülillah… Yazdıklarımıza abartı, mübalağa, uçuk diyenlere ise üzülüyoruz… Ama önemli değil, çok yakın bir zamanda herkes gibi onlar da bizlere hak vereceklerdir. Yeter ki şu bulutlar, sisler ortadan kalksın, Erbakan’ın gerçekleştirdiği büyük inkılâp toplum tarafından da görülebilsin.

Erbakan hakikatinin ortaya çıkması için çağımızın ileri teknolojik imkânlarıyla çok fazla zamana gerek kalmayacaktır. Bizim kısman gördüğümüz büyük resmin tamamını hepimiz, herkes yakın bir zamanda birlikte göreceğiz. Hepimizin ve tüm insanlığın Erbakan’a hayranlığı sınır tanımaz boyutlara varacaktır.

Tabii ki bilmeyen nasıl bilsin; görmeyen nasıl görsün; habersiz olanlar nasıl farkında olsun?

Nasıl ki dininizi kemale erdirdim, din olarak İslam’a razı oldum mealindeki ayet geldiğinde Hz. Muhammed (SAS) görevini tamamlamıştı ama insanlık bunun henüz pek farkında değildi ise; Erbakan da görevini eksiksiz ve kusursuzca tamamlayıp yeryüzüne veda etti ama insanlık henüz bunun farkında değildir.

Sayı: 696

 

893 defa okundu...
Orhan Efe       Allah'ın laneti, üzerine olsun...
Az önce uydu kanalı Konya Televizyonu'nda yayınlanan Oğuzhan Asiltürk'ün konuşmasını, kendi sesiyle dinledim. "Hocanın çocukları, ümmetin parasını zimmetine geçirdi" diyor. Erbakan Hoca'nın çocukları Fatih Erbakan ve Elif Erbakan, Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi. Şimdi soruyorum; Oğuzhan Asiltürk, bu nasıl bir iftiradır? Yok gerçek ise bunu ispat et. İspatlayamazsan; Allah'ın laneti üzerine olsun. İspat edemediğin halde hala konuşur isen ve senin bu konuşmalarına müsaade eden Milli Görüşçü olduğunu iddia edenlere de Allah'ın laneti üzerine olsun. Ümmetin tek kuruşunu zimmetine geçiren varsa, Allah'ın laneti onların da üzerine olsun. Amin...
Yazara ait diğer köşe yazıları
» Tüm yazarları göster YAZARLARIMIZ  
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» KONYASPOR: 4-ELAZIĞSPOR: 1
» ÖNÜMÜZDEKİ YIL İÇİN KONUŞTULAR
» BAŞKANLIK SİSTEMİ
» ELAZIĞSPOR GÜNDEMİ
» SGK HAFTASI KUTLANIYOR
» SADRETTİN KARADUMAN'IN YAZISI
» 2011-2012 BANK ASYA İSTATİSTİKLERİ
» Saadet Partisi, Engelliler Haftası ile ilgili Açıklama yaptı
» RÖVANŞIN HEDEFİ
» KONYASPOR: 4-ELAZIĞSPOR: 1
» DEVLET KOROSUNDAN AMİR ATEŞ BESTELERİ KONSERİ
» BEŞİKDÜZÜ: 3 - ELAZIĞ BLD: 0
» KARANLIK ODANIN OĞUZHAN ASİLTÜRK SENARYOSU…
» BAŞBAKAN ELAZIĞSPOR’U KUTLADI
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  

bayrak



                                      
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.238 01 31
Eposta: osmangurses23@hotmail.com