İran, uranyum zenginleştirmesine başladığı Fordo nükleer tesisini yerin tam
Tesisin inşa edildiği yerin üzeri ise kayalıkla kaplı.
Şu anda ABD ordusunun elinde bulunan tünel delici bombalar ise ancak
ABD'nin 14 ton ağırlığındaki "Massive Ordnance Penetrator" adlı tünel delici bombası ise, sadece
Yani;
Tesisi vuramıyorsun.
Öyleyse;
Tesistekileri vur.
-2009 yılında nükleer fizik uzmanı Şahram Amiri, Suudi Arabistan'a hacca giderken ABD'ye kaçırıldığını öne sürmüştü.
-2010 Ocak ayında nükleer bilim adamı Mesud Ali Muhammedi, Tahran'da bombalı saldırıda yaşamını yitirdi.
-2010 Kasım ayında İran'ın en büyük nükleer projelerinden birinde görev alan nükleer fizikçi Macid Şehriyari öldürüldü.
Aynı günkü başka saldırıda nükleer fizikçi Feridun Abbasi ve eşi ağır yaralandı.
-2011 Temmuz ayında atom mühendisi Darius Rızai öldürüldü.
Son yıllarda İran'ın nükleer programını yürüten birçok nükleer fizikçi, kopya sayılabilecek suikastlara kurban gitti.
Hepsinde bilim adamları araçlarıyla seyir halindeyken bir motosikletli yaklaşarak araca magnetik bir bomba yapıştırıyor ve sonra da bomba infilak ettiriliyordu.
İran'ın uranyum zenginleştirme tesislerinden Natanz'ın iki numaralı ismi olan nükleer fizikçi Mustafa Ahmedi Ruşen de 11 Ocak'ta böyle bir saldırıda öldü.
Bu gizli savaşın arkasında kimin olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yok.
Gerçek olan tek şey şu;
Bu saldırı dalgalarının arkasında her kim varsa, açık bir biçimde başarıdan başarıya koşuyor.
Kilit önemdeki isimlere ulaşabiliyor,
Onları takip edebiliyor
Ve öldürebiliyor.
Bu da nükleer santralleri bombalamaktan daha ucuza mal olup daha az yankı buluyor.
Yani;
Usta işi…
Yukarıda da söyledim. Bu gizli savaşın arkasında kimin olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yok.
Ama geçmişte olduğu gibi İran hükümeti bu defa da İsrail'i ve Amerikalıları suçladı.
Belki de en kolayı o olduğu için öyle yaptı.
Veya en inanılırı…
Şahsen ben öyle düşünenlerden değilim.
Daha ötesi İran’ın İsrail’e rağmen Ortadoğu’da böyle bir teknolojiye sahip olabileceğini düşünmüyorum.
İran’la İsrail arasındaki yakınlığı birkaç hafta önce bu köşede sizinle paylaşmıştım.
Ben o fikirdeyim.
Yakın tarihte İran'a yönelik müdahale ihtimalleriyle beslenen İsrail'in, diğer taraftan da ticaretin yasak olduğu bu ülkeye gizlice satış yaptığı ortaya çıkmıştı.
Bloomberg ajansının haberine göre, İsrailli Allot Communications Ltd. isimli şirket, İran'a Danimarka'daki bir dağıtımcı üzerinden internet izleme cihazları satmıştı.
Mesele bu kadar basit.
Türkiye’ye karşı biri birinin varlığına muhtaç iki devlet sadece iki düşman kardeş rolünü oynuyorlar.
Son söz;
İsrail kendi eliyle yetiştirdiği İran’ın bilim adamlarını niye öldürsün?
Sayı: 693





































