Gün geçmiyor ki Erbakan Hocayla ilgili yeni bir itiraf yayınlanmasın.
Onunla ilgili bir olayın bilinmeyen bir yönü ortaya çıkarılmasın.
“Siyonizm’i Erbakan Hoca’dan öğrendiğini” söyleyen mi dersiniz,
“28 Şubat sürecinde aldatıldık, Erbakan’dan özür dileriz” diyen mi?
Yoksa “Erbakan Hoca kim, bunlar kim” diyen mi?
Bir Erbakan sever olarak bunlar hoşuma gitmiyor dersem yalan olur.
Gururlanıyorum.
Ama;
İçimi ağrıtan tarafı daha fazla oluyor bu haberlerin.
“Böyle mi olmalıydı” diye iç geçiriyorum.
Her Erbakan ismiyle burnumun kemiği sızlarken “takdir” kelimesine sığınıp susuyorum.
Birkaç gündür internet sayfalarında yeni bir Erbakan itirafı daha var.
İşte o itiraf bu yazıyı kaleme almama sebep oldu.
Bu çarpıcı itiraf Mehmet Ali Birand'ı konuk eden gazeteci Cüneyt Özdemir'den geldi;
“Necmettin Erbakan, 28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu kararlarına imza atmadı.”
Bu “çok özel” bilginin belgesine kendisinin de bir gazeteci arkadaşı vasıtasıyla yakın zamanda ulaştığını söyleyen Özdemir, belgeyi gördüğünü ve belgede Erbakan’ın imzasının olmadığını söyledi.
İşte o cümleler;
“Yalnız size çok özel bir şey söyleyeceğim.
Belki de ilk kez duyacaksınız.
Ben de geçtiğimiz günlerde bir gazeteci meslektaşın göstermesiyle gördüm.
Yakında büyük bir haberi patlatacaklar ama onların haberine gölge etmek istemem.
Fakat gerçekten Erbakan o Milli Güvenlik Kurulunda 28 Şubat’ta 18 maddenin altına imza atmamış.
Tam tersi, 18 madde sonradan eklenmiş”.
28 Şubat kararları olarak bilinen ve dindarlara baskı uygulamayı amaçlayan maddelerin o belgeye sonradan eklendiğini söyleyen Özdemir’in açıklamaları, 28 Şubat hakkında belgesel hazırlayan Birand’ı da şaşırttı.
Haydi bakalım…
Kaçımız kurtulacağız bu vebalden.
Erbakan Hoca tam 15 yıldır 28 Şubat kararlarını imzalamakla suçlandı.
Başörtüsü açılan kız, başörtüsü açılan kızın babası, herkes hıncını Erbakan’dan çıkardı.
O sustu.
Ömrünün her anını Allah davasına adamış bu adam hiç de hoş olmayan tavırlarla, sözlerle karşı karşıya kalmıştı.
Sonradan AKP’yi kuran o gün ki Refah Partili kurmaylar olaya şahit olmuş gibi bilgiler vermişlerdi.
Bülent Arınç’ın “dik durmasını bekledik” sözünü hiç unutamam…
Bir yalana nasıl böyle sahip çıkılır.
Erbakan Hocayla ilgili çok daha yeni şeylerin ortaya çıkacağını düşünüyorum.
O zaman kimin nereye saklanacağını ise bilmiyorum.
Recaizade Mahmut Ekrem’in şu satırıyla bitirelim yazıyı;
“Geldi ama neyleyim, sensiz baharın şevki yok”…
Sayı: 696





































