Ermeni sorunu medyada eksik ve yetersiz anlatılıyor. Millet-i sadıka (yani Osmanlıya sadık millet) bin yıl sonra ne oldu da ihanet etti? Öncelikle şunu belirtmekte yarar var ki doğuda örgütlü ayaklanma yapan çeteci Ermeniler Pakraduni olup Rus Ermenilerdir.
Sabataist Yahudiler tarafından kurulan İttihat ve Terakki Partisi içinde “tehcir” (sürgün) kararını alanlar da Selanikli Yahudi grubuna ait Enver Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa’dır.
Esasen Ermeni tehciri Hrant Dink’ inde belirttiği gibi, gizli bir Yahudi-Hristiyan savaşıdır. Ancak sonuçta tehcir ve katliam müslümanların üstüne yıkılmıştır. Sabataistler burada Müslüman Türklerle Yahudileri düşman etmeyi amaçlamış aynı zamanda Selanik’ten mübadele adı altında getirilen sabataist Yahudiler sürülen Ermeni mallarına yerleştirilmiştir. Böylece sabataist İttihat ve Terakki Partisi bir taşla iki kuş vurmuştur.
İttihat ve Terakki benzer oyunlarına Dersim, Maraş, Sivas ya da Taksim’deki 1 Mayıs olaylarında ve Ergenekon adı altında devam etmiştir. Bütün bunlar bu milletin üzerine düşman tohumu ekmek için düzenlenmiş provake edilmek için kurgulanmış sonuçta da klasik böl parçala yönet sistematiğidir.
O halde Kısaca doğrusunu özetleyelim;
1- Ermenileri Türkler sürmedi ve katletmedi. Ermenileri süren ve katleden “ittihat ve terakki” partisinin Yahudi idarecileri Cemal paşa, Talat paşa ve Enver paşadır. Bunu bizim kadar Ermeni aydınları da kabul ediyor ve sürekli tekrar ediyor
2- Talat paşa, Cemal paşa ve Enver paşa Ermeniler tarafından öldürüldü. Amaç Ermeni katliamının sebebi olan bu üç Yahudi asıllı paşanın öldürülerek Ermenilerin intikamının alınması idi.
3- Ermenilerin kurduğu Asala örgütü dışişlerinde görevli ataşe ve büyükelçileri öldürdüler. 2003 yılına kadar büyükelçi ve ataşelerin Yahudi kökenlilerden seçildiğini unutmayalım. ( PKK 30 yıldır bitirilemediği halde Asala’yı İsrail bir ayda bitirdi. Asala Yahudileri değil Türkleri öldürseydi bitirilmez tam tersine büyütülürdü.)
4- Ermenilerin her yıl Paris’te Türk bayrağı yaktıkları yalandır. Türk bayrağının içindeki hilal çıkarıldıktan sonra yakılır. Ermenilere göre hilal İslam’ı, yıldız ise Yahudi inanışı siyonizmi temsil eder. Burada verilen mesaj şudur; “bizi Müslümanlar değil Yahudiler katletti, bu yüzden içinde sadece siyonizmi temsil eden yıldızı yakıyoruz”
5- Hiç kuşkusuz ki Hrant Dink cinayetini bunca netameli kılan, arkasında Yahudi parmağı olduğuna dair yönüdür. Aydoğan Vatandaş, Hrant Dink ile yaptığı son röportaja yayınladığı kitabında yer vermiş. Hrant Dink, bu röportajda bir korkunç sırrı ifşa ederek “Ermeniler arasında sıkça tekrarlanan bir söz vardır: Bizim başımıza ne geldiyse Yahudilerden geldi diye” anlatıyor.
6- Bu, Ermeni soykırım iddiaları konusunda bir kilit cümledir. Bir de Tehcir olayını Osmanlı Sarayı’ndaki döner sermayeden ihale alan Yahudi-Ermeni tüccarların rekabetinin sonucu olduğunu söylüyor Hrant Dink. İşte bu korkunç sırrı bildiği ve bu dehşet gerçeği fark edip Ermeni toplumunu da bu yönde aydınlatmaya çalıştığı için tehlikeli bulundu ve öldürüldü.
7- Hrant Dink müthiş ve hayatına mal olacak kadar da tehlikeli şu tespitte bulunuyor: Diasporayı yakından bilen, tanıyan bir kişi olarak gördüğüm gerçek odur ki; Ermeni soykırım iddialarına ilişkin uluslar arası etkili kampanyalar yürütebilecek, çeşitli ülkelerin meclislerinde kararlar, yasalar çıkarttırabilecek güce kesinlikle sahip değildir. Hele Ermeni nüfusun Almanya gibi yok denilecek kadar az olduğu ülkelerin parlamentolarında bu tür kararları çıkartabilmeleri nasıl düşünülebilir? Şu hususu da ilave edeyim ki Ermeni soykırım iddialarının ne Ermenilere ne de Ermenistan’a bugüne kadar hiçbir yararı olmamıştır.
8- Hrant Dink, Neşe Düzel'le 2005'te yaptığı röportajında en tehlikeli konuya girmişti. Ermeni mallarına değinerek, "Ermeniler'den kalan mallar kimlere paylaştırıldı, neler, kimler ne oldu, diye sorulsa, bu çok büyük sarsıntı yaratır" demişti ve şunları söylemişti: "Çünkü ülkeye belletilmiş bir tarih çökecek. Eğer bu tarih yanlış anlatıldıysa, o zaman başka şeyler de yanlış anlatılmıştır düşüncesi topluma yayılacak.
Türkiye'de önemli bir dönüşüm olacak.
Bu yüzden zaten inkâr ya da ikrar kavramlarını öncelikli saymak bence tehlikeli. Biz konuyu idrak etmeye ve sarsıntıları eriterek yaşamaya çalışmalıyız" demişti. Ermeni mallarının tehcirin ardından nasıl yağmalandığını sorgulamıştı. İşte birileri bundan fena halde rahatsız oluyor.
Bu sözleri, Hrant Dink’in, ABD Yahudi Lobisinin ve uluslar arası siyonist örgütlerin gücünü tespit ettiğini ve bu gücün Ermeni soykırım iddialarını dünya gündeminde sürekli tutarak Ermeniler üzerinden Yahudilere hizmet eden politikalar geliştirdiğini net şekilde belirlediğini göstermektedir.
El-Aziz olarak biz de her zaman ifade ettik ki Osmanlı’nın son yıllarından beri Müslüman toplum ile arasına kin, nefret ve düşmanlık tohumları saçılarak Ermeni ve Rum tehlikesi suni şekilde büyütüldü ve arkasında Sabetayist Cemaatin müthiş gücü saklanıp kamufle edildi. Türkiye bu politikalar üzerine inşa edildi.
Bu sistematik ve ısrarlı derin politikalar sonucudur ki özellikle geleneksel olarak tebaa-i sadıka diye hayırla anılan Ermeniler ile birlikte Rumlar Osmanlı Devleti’nin en köklü toplumları olmalarına rağmen Türkiye’de nefret edilen, kökleri kazınıp tamamen yok edilen iki azınlık yapıldılar. Buna karşın Yahudiler yüceltilip ezici Müslüman çoğunluk üzerinde bile her sahada hâkim konuma getirildiler.
Tehcir olayını gerçekleştirenler Osmanlı yönetimini birtakım siyasi komplolar, ihtilaller, baskınlar sonucu ellerine geçirmiş bulunan İttihat ve Terakki Cemiyeti (partisi) liderleriydi. Tehcir olayını planlayıp hayata geçiren Sadrazam olarak bu yaptığını sürgün bulunduğu Almanya’da bir Ermeni militanın kurşunlarını ensesinden yiyerek hayatı ile ödeyen Talat Paşa bir Sabetayist ve aynı zamanda masondu.
Hınçak ve Taşnak Ermeni örgütlerini kurup yöneten, bağımsız devlet vaadiyle kışkırtıp kanlı eylemler yaptıran, böylece Osmanlı’yı arkadan vurup ihanet ettiren dünya siyonizminin kontrolündeki devletler tehcir faciasını seyretmekle yetinmediler çeşitli destekler de sağladılar.
Tıpkı siyonizme sırtını dayayan Sabetayist Cemaat oligarşisinin, modern dünyanın gözleri önünde Varlık Vergisi gibi aklın-havsalanın alamayacağı bir uygulama ve sistematik şekilde devlet güçleri marifetiyle yürütülen 6-7 Eylül çapul olaylarında gerçekleştirdiği yağma ve çapul sonucu Tehcir’den artakalan Ermenilerle Mübadele’den artakalan Rumları göçe zorlarken seyirci kaldıkları gibi.
Siyonist güç odakları şimdi de dağıtılan Sabetayist Cemaat oligarşisi için Türkiye’yi yeniden tekelistan haline getirmek amacıyla tertipledikleri siyasi komplo ve cinayetleri gerekçe göstererek Ermeni soykırım iddialarını sürekli gündemde tutmaktadırlar. Yani bir asır önce bizzat işledikleri siyasi suç ve cinayetleri gerekçe göstererek şimdi yenilerini sahnelemektedirler.
Öyle ki; ABD Yahudi Lobisine bağlı unsurlar bir yandan Ermeni soykırım tasarılarını engellemek adına Türkiye’den her yıl yüklü miktarda paralar alırken, öte yandan bu tasarıların hazırlanıp parlamentoya sevk edilmesini bizzat organize etmektedirler. Tabii, Ermeni diasporasını da bu çevirdikleri hilekâr dolaplarına kılıf yapmaktadırlar.
Hiç kuşkusuz Ermeni diasporasının bu tür büyük işlere gücü de aklı da yetişmez. İşte Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink bu dehşet verici gerçeği görüp tespit ettiği ve mensubu bulunduğu cemaate de göstermeye çalıştığı için hedef yapıldı. Hrant Dink’in bu tespiti ve bu tespit doğrultusundaki görüş ve düşüncelerini yayması dünya siyonizmi ve onun Türkiye’deki uzantısı Sabetayist Cemaat unsurları dışında kimin öfkesini kabartabilir?
Dünya Siyonizmi Türkiye düşmanlığını Ermeni diasporası ve kukla Ermenistan yönetimi üzerinden yürüttüğü gibi; Sabetayist Cemaat yapılanması da Ermeni toplumuna karşı gerçekleştirdiği saldırılarda öteden beri hep sözde birtakım milliyetçi unsurları kullanmaktadır.
Kendini kamufle etmeye olağanüstü önem atfeden bu gizli Yahudi Cemaati mensupları hemen her kesim içerisine yerleşseler de özellikle milliyetçi kuruluşlarda yuvalanmaktadırlar. Bu yüzden yakın tarihin en büyük milliyetçi ideologları genellikle hep bu gizli Yahudi Cemaatinin mensuplarıdırlar.
Bugün gerçek Ermeni aydınların büyük çoğunluğu, atalarını katledenlerin arka planında Yahudiler olduğunu çok iyi biliyorlar. Bu yüzden Fransa’da açtıkları soykırım anıtının üstüne, soykırımı Türklerin değil, İttihat ve Terakki Cemiyetinin yaptığını açıkça yazdılar. (Bu anıtın 2011 yılında yerinden sökülüp çalındığını belirtelim) Ermeni halkının büyük çoğunluğu da tehcir olayının arka planını geç de olsa kavramış görünüyor. Bu kavrayış Tehciri planlayıp hayata geçiren Sadrazam Talat Paşa’nın, Almanya’da bir Ermeni militan tarafından vurularak öldürülmesi ile başlamıştır. Ki Talat Paşa sabetaist İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin üyesi ve aynı zamanda mason locasına kayıtlı idi. Bu bilinen bir olaydır. Ancak tarihte Cemal Paşa’nın da Tiflis’te bir Ermeni militan tarafından öldürüldüğü çok az ifade edilir. Enver Paşa ise yine Pamir dağlarında Ruslar tarafından vurularak öldürülür ki, öldürenler büyük ihtimal ile yine Ermenilerdir.
Güneş balçıkla sıvanmıyor. Nitekim ermeni tehciri konusundaki gerçeklerde çok şükür Ergenekon terör örgütünün çökmesi sonucu açığa çıkmış bulunuyor. Yakında sabatistlerin tüm pislikleri birer birer açığa çıkacak ve gerçek hak ettiği yeri bulacaktır.
Sayı: 694





































