Sururi Seçmen

s.secmen@el-aziz.com 16 Şubat 2011 Çarşamba 00:00 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ELAZIĞDA CHP'DEN GÜÇLÜ BİR ADAY ADAYI


Prof. Dr. Mustafa Kemal Atikeler’in CHP’den milletvekili adaylığını açıklayacağı haberini alınca tereddütsüz basın toplantısını gidip izlemeye karar verdim. Belki benim zaafım; Elazığ söz konusu olduğunda tüm önceliklerimi bir yana bırakıp ilin çıkarlarını gözetmek eğilimine giriyorum.

Her şeyi siyaset olan benim gibi birinin konu Elazığ’ın siyaseti olduğunda parti tercihini, görüş ve düşünce farklılığını, ideolojik takıntılarını bir yana bırakıp ehliyet ve liyakat konusunu öne çıkarmasını gönüldaşların anlamada zorluk çekmesi tabiidir.

Galiba bendenizin Elazığ gibi bir diğer zaafım da iyiye, güzele, mükemmele olan düşkünlüğümdür. Elbette ki bir Millî Görüşçü olarak her şeyin en iyisini Millî Görüş’e layık görüyorum ama ne yazık ki realitede her zaman umulan olmuyor.

Bediüzzaman Hazretleri bir yanlış anlayışa parmak basarak bu konuda şöyle bir tespitte bulunuyor: Müslümanların her şeyinin en mükemmel, Müslüman olmayanların her şeylerinin berbat olması gerekmiyor, böyle bir şey de yok.

Bu çok yerinde bir tespittir. Çünkü Yüce Allah insanlara özel yetenekler ve üstün nitelikler verirken inananlarla inanmayanları ayırmıyor. Bu nedenle bazen üstün nitelikli insanlar inanmayabiliyor, niteliksiz insanlar ise inanabiliyor.  Yüce Allah insanlara galiba kabiliyetlerine göre değil iyi niyetlerine göre hidayet veriyor.

Liyakat ve ehliyet konusunda Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAS)’in her zaman örnek alınması gereken bir uygulaması var. Mekke’yi fethettiği gün o zaman çok önemli bir görev olan Kâbe’nin anahtardarlığını kime vereceği merak ediliyor…

Kâbe’nin o günkü anahtardarı olan kişi, Hicret’ten önce Hz. Peygamber (SAS) bir gün namaz kılmak için Kâbe’ye girmek istediğinde engelleyip içeri bırakmayan biri. Hz. Peygamber anahtardarlık görevini işte o adama tevdi ediyor!

Müslümanlardan itiraz sesleri yükselince emanetleri ehline verin mealindeki ayet nazil oluyor. Bu görevi en iyi yapabilecek olana Hz. Peygamberin Kâbe’nin anahtarını tevdi ettiği Yüce Allah tarafından onaylanırken, insanlara inançlarına göre değil, ehliyet ve liyakatlerine göre görevler tevdi edilmesi gerektiği de ilahi hüküm haline getiriliyor.

Her partinin Elazığ’ımızı temsil edecek olan milletvekili adaylarını bu ehliyet ve liyakat düsturu içerisinde belirlemesi gerekiyor. Hiç kuşkusuz ki bir siyasi partinin, kendi görüş ve düşüncelerini benimsemeyen birinin adaylığına üstün yetenekleri var diye sıcak bakması beklenmemelidir. Ancak partilileri içerisinde en ehliyetli ve liyakatli olanı aday göstermeleri gerekir.

Bendeniz şahsen CHP’den adaylığını açıklayan Prof. Dr. Mustafa Kemal Atikeler’i tanımaktan çok büyük memnuniyet duydum. Temiz bir Türkçe ile konuşan, düşüncelerini düzgün şekilde ifade edebilen, makul ve mantıklı hareket eden, davranışlarını gayet şık bir görüntü içerisinde sergileyen ideal bir kişilik.

Elazığ’ın sorunlarının ve önemli ihtiyaçlarının tespitine ilişkin mesai harcayıp iyi bir hazırlık yapmış, dersine çalışmış. Eğer bendeniz bir CHP’li olsaydım adaylığı ile gurur duyardım. Ama bir hemşerimiz olarak kendisi ile gurur duyduğumu saklamama gerek yok.

Önce Orjin’de verdiği kahvaltıda adaylığını açıkladıktan sonra, CHP İl Merkezine giderek orda da basın ve partililer önünde yaptığı konuşmayı özetledi. Bu arada CHP merkez İlçe Başkanına bir gazeteci arkadaş Feyzi Septioğlu CHP’den aday olmak için başvuruda bulundu mu diye sordu.

Verilen cevap şuydu: Sayın Feyzi Septioğlu taraftarları ile bir toplantı yaparak konuya ilişkin kararını almaya çalışıyor.

Sonra Arif Çakmak’ın Haber Ayrıntı adlı sitesine baktım, Feyzi Septioğlu’na ilişkin konuya o da yer vermişti. Terminal Düğün Salonunda bir istişare toplantısı yaptığı, hangi partiden ya da bağımsız mı aday olması gerektiği hususunda istişarede bulunduğu ve tek bir oy bile alacak olsam aday olacağım dediği yazılıyordu.

Merkez İlçe Başkanının cevabı ile Arif Çakmak’ın haberi birlikte değerlendirilirse, Feyzi Septioğlu’nun CHP’den aday olmak için taraftarlarının veya müritlerinin görüşlerini aldığı, nabız yokladığı anlaşılıyor. Feyzi Septioğlu’nun MHP’den de aday olmak için bazı temaslar yaptığına ilişkin de haberler duymuştum.

Belli ki Feyzi Septioğlu için hangi partiden aday olacağı önem taşımıyor. Yeter ki aday olup seçilebilsin. Hani iş arayanlar için ne iş yaparsın diye sorulduğunda ağabey ne iş olsa yaparım şeklinde verilen klişe bir cevap vardır. Bu türden iş arayan vasıfsız, mesleksiz kişiler ne iş olsa yaparız deseler de gerçekte hiçbir işi doğru dürüst yaptıkları vaki değildir. Bu yüzden itibar görmez, kalifiye eleman gerektiren işlere alınmazlar.

Kimileri ülkede işsizlik oranının yüksekliğinden yakınırken kimi iş adamları da kalifiye eleman bulamamaktan yakınır dururlar. Siyasette de böyle bir durumla galiba yüz yüzeyiz.

Adamın bir siyasi görüşü, düşüncesi, birikimi yok. Mademki bu iş oyla oluyor, o zaman mevcut yandaşlarımı bir partinin seçmeni ile birleştirirsem milletvekili olurum diye pratik hesaplar yapıyor. Kendi açısından baktığında bu çok makul bir yaklaşım gibi geliyor. Ama bu tür hesapların şu medyatik iletişim çağında tutması olası değil. Çünkü aday yapacak siyasi partiye, milletvekili seçecek halka ne vereceğini ortaya koyması gerekir.

Milletvekili seçilecek kişinin aday olacağı partinin görüş ve düşüncelerini bilmesi, kabullenmesi, özümsemesi, seçim kampanyası boyunca ve seçildikten sonra anlatması gerekir. Yoksa birinin bir miktar hazır oyu var diye aday yapılacak olursa parti olmanın, siyası görüş ve düşünce sahibi olmanın, seçim beyannamesi yayınlamanın, plan, proje, program yapmanın ne anlamı var?

Siyasi bir görüş ve düşünceye sahip olmayan seçmenin de elbette ki oyu var ve herkesinki ile de eşit. Onların oylarını niçin kullandıklarına kimsenin bir diyeceği olamaz. Ama bir siyasi partiden aday olacak kişi hangi partiden niçin aday olduğunu ve nasıl bir katkıda bulunabileceğini,  hangi görüş, düşünce ve sorumlulukları paylaştığını bilmelidir. Seçildiği partinin örgütüne ve seçmenine karşı da görev ve yükümlülükleri olacaktır.

Artık şu iletişim çağında aşiret, tarikat, cemaat bazlı bağımsız adayların seçildiği pek vaki değil. Mehmet Ağar ve Mesut Yılmaz ise siyasi nitelikleri ağır basan bağımsız adaylar oldukları için seçildiler.

Feyzi Septioğlu’nun bir tek oy bile alacak olsam yine aday olacağım sözünü nasıl anlamak gerektiğini ise bilmek kolay değil. Bir tek oy alsam demek eşim bile oy vermese demektir. Bunu doğrusu birilerine inat, ya da yolunu kesmeye, intikam almaya yönelik söylenmiş bir söz gibi algıladım.

Feyzi Septioğlu acaba milletvekili seçilmek için değil de başkası seçilmesin diye mi aday olmayı düşünüyor? Somutlaştırırsak, halen AKP milletvekili olan kardeşi Faruk Septioğlu ya da damadı ve amcazadesi Elazığ Barosu başkanı Kadri Rüstem Septioğlu AKP’den aday gösterilmesin diye mi aday oluyor? Bir oy alsam bile dediğine göre eşinin de damadına oy verebileceği için kendisine vermeyeceğini mi düşünüyor?

Bu sözde bir gariplik var ama nedir, bilen varsa anlatsın da öğrenelim bari.

Tarikat kültürü ve geleneği içerisinde ele alınsa bile Arif Çakmak’ın haber konusu yaptığı olayın bir tutarlı yanı olduğu söylenemez. Çünkü eskiden müritler şeyhe danışırdı; zamane şeyhleri şimdi müritlerine danışıyor!

Demek ki demokrasiyi tarikata böyle adapte ediyorlar?

Öte yandan şeyh torunu ilahiyatçı hemşehrimiz Muhammed Çakmak CHP Parti Meclisine seçildi. CHP’ye nasıl katkılar yapacağını televizyon televizyon dolaşıp anlatıyor. Bu elbette ki işin mantığına uygun bir yaklaşımdır. Bunu seçmen de partili de anlayabilir.

Ama müritlerini toplayıp hangi partiden aday olmamı istersiniz? Bağımsız aday olsam seçimi kazanabilir miyim? Gibi arkaik yaklaşımların şu iletişim çağında, modern demokrasilerde yeri de mantığı da olamaz.

Günümüzde mezar taşı siyaseti ile bir yere varılacağını düşünmek beyhudedir.

Sayı: 645

 
3352 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • Hasan Erdağ - 18 Şubat 2011 Cuma 16:56
    Septioğlu döneminde Palu hizmet alamadı.Hiç değilse onlarca tarihi eser(cami,Köprü,Han,Hamam,Çeşme)onartılabilir.Turizm beldesi olurdu.Palu nun merkezi 2007 yılı nüfusu on binden fazla iken sekizbine geriledi,sürekli göç veriyor.Septioğlu nun bazı kurumlara tayin ettirdiği kişilerin çoğu sürekli,sorun çıkararak antipati uyandırmışlardır.
  • SİTE EDİTÖRÜ - 17 Şubat 2011 Perşembe 17:45
    Gönderilen bazı yorumlar teknik bir sorundan ötürü sitemizde bulunamamaktadır. Yorum sahipleri yorumlarını tekrar iletirlerse –küfür, hakaret, iftira içermediği takdirde- sitemizde yayınlanacaktır…
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:07
Güneş 04:55
Öğle 12:28
İkindi 16:19
Akşam 19:48
Yatsı 21:26
DÖVİZ KURLARI
USD 2.6645     EURO 2.9195     IMKB 83.509     ALTIN 101,787    
Başkanlık sistemine geçilmesini destekliyor musunuz?